İklim Değişimine Karşı Savaşta Tarım


İklim Değişimine Karşı Savaşta Tarım
Prof. Dr. Nazımi Açıkgöz

Küresel ısınma, yarınların gıda yeterliliğinde ciddi bir sorun olarak karşımızdadır. Çözüm arayışları, hükümetler üstü organizasyonlarca ciddi ölçüde ele alınmakta. Hükümetler arası İklim Değişikliği Panelinin (IPCC), hazırladığı “İklim değişimi ve tarım” özel raporunun yayınlanması sonucu birçok devlet, olayı değişik platformlarda ele almaya başladılar. ABD İklim Krizi Komitesi, iklim değişikliğinin etkisinin azaltılmasında tarım sektöründen nasıl yararlanılabileceği konusunu ele aldı. Tarımsal uygulamaların iklim değişiminde etkileri incelenirken, iklim değişimi ile savaşta tarımın da bir partner olabileceği düşünüldü. Bu aşamada, tarım ve gıda ile ilgili özel sektör paydaşlarının devreye girmesi bekleniyordu. Aslında General Mills, Danone (ABD), Kellogg ve Nestlé gibi büyük gıda firmalarının orman açmaları ve biyoçeşitliliğin sürdürülmesi konularına el attıkları biliniyordu. Özellikle sözleşmeli tarımsal üretim yapan büyük gıda firmaları, garanti alım anlaşmalarında artık su, gübre ve ilaç kullanımında iyi tarım uygulamalarını, sözleşmelerine eklemeğe çoktan başlamışlardı.

Küresel ısınmanın temel nedeni, atmosferdeki doğal gaz (su buharı, karbon dioksit (CO2), metan (CH4), azot oksidül (nitroz oksit) (N2O) ve ozon (O3)) miktarlarındaki değişimlerdir. Yüz milyonlarca yıldan beri süre gelen doğal sistemin bozulması maalesef insan kaynaklıdır ve endüstrileşme sonucu ortaya çıkmıştır. 1958 yılında 315 ppm (milyon hacimde bir molekül) olan atmosferdeki yıllık ortalama karbondioksitin, günümüzde 400 ppm’lere ulaşması olayın ciddiyetini yeterince sergilemektedir. 

Sera gazı başta olmak üzere, iklim değişikliğini tetikleyen kaynakların etkilerini en aza indirgemek üzere, ülkeler birçok antlaşmaya imza atmışlar ve bu arada “İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planlarını” uygulamaya koymuştur. Örneğin Avrupa Birliği %20 – %30, Avustralya %15 – %25, ABD %17, Türkiye %11’lik salım azaltmayı taahhüt etmiştir.

Bitkisel üretim karbondioksiti oksijene dönüştürerek, küresel ısınma kaynaklarının etkisini aşağıya çekmektedir. Fakat Şekil’den de anlaşılacağı gibi fosil yakıtlardan sonra % 14 payla sera gazı salınımında ikinci sektör olan tarım, özellikle karbon emiliminde devreye sokularak, iklim değişimine karşı savaşta görev üstlenebilir.

İyi tarım uygulamaları diye de tanımlanan bu çevre dostu tarımsal üretimle, sürdürülebilir tarım bilinci yaygınlaşmaya başlamıştı. Son zamanlarda dile getirilen regeneratif (carbon farming-karbon tarımı) – onarıcı tarım ise, tarımsal uygulamalarla iklim değişikliği etmenlerini azaltmayı hedeflemektedir. Bu yöntemin amaçlarının biri, toprak işlerken havaya geçen karbonu geri kazanmak ve toprağı zenginleştirmek – iyileştirmektir. Regeneratif tarım, bitki çeşitliliği artıran, toprakları zenginleştiren, su havzalarını iyileştiren ve ekosistemi iyileştiren, eski doğal haline kavuşturulması sağlayan sistemdir. Bir diğer ifade ile regeneratif tarım, kullandığı kaynakları yıpratmak – eksiltmek – yok etmek yerine, onları iyileştirmeye yönelmiş, çevresel, sosyal, ekonomik refahı hedefleyen bir yaklaşımdır.

Onarıcı tarım, atmosferdeki karbonu toprağa yönlendirerek, sera gazı salınımını azaltmayı da hedefleri arasına almaktadır. Suni gübre, tarımsal ilaç kullanmaksızın, anıza ekim, ekim nöbeti (münavebe), hasat sonu örtü bitkisi kullanımı gibi seçenekler kombinasyonu uygulama, gerçekten de toprağı yormayacak, tersine zenginleştirecektir. Onarıcı tarım taraftarları, böyle bir uygulamayı, toprağın karbonu depoladığı, atmosferdeki karbonu azalttığını savunmaktadırlar. Toprağın hangi ölçüde karbonu tuttuğu konusu hala tartışılmakla birlikte, yukarıda sözü edilen büyük tarım firmaları bu onarıcı tarımı destekleme kararı almıştır. Bunlardan biri, General Mills, 2030 yılına kadar, regeneratif tarım uygulamalarının dört milyon dönüme çıkabileceği görüşünde. Firma bu rakama ulaşmak için uygun bölgelerde, organik ve klasik tarım yapan çiftçilerle birlikte çalışmayı planlamaktadır.  

Onarıcı tarımın büyük gıda firmalarınca benimsenmesinde “SAVORY Institute”, “Rodale Institute”, “Civil Eats” gibi birçok STK’nun da büyük payları vardır. Ne var ki, karbon her ne kadar toprakta depolanabiliyorsa da, miktarı konusu henüz net olarak belirlenmiş değildir. O nedenle bu konular detaylı olarak, ivedilikle araştırılmalıdır.

  1. IPCC Special Report on Climate Change and Land: Raporun Expert Reviewer’lerinde biri olarak, esas geniş başlığın “IPCC Special Report on Climate Change, Desertification, Land Degradation, Sustainable Land Management, Food Security, and Greenhouse gas fluxes in Terrestrial Ecosystems” şeklinde olduğunu belirtmekte fayda görüyorum.
  2. https://www.nbcnews.com/news/us-news/can-regeneratdive-agriculture-reverse-climate-change-big-food-banking-it-n1072941
  3. http://www.foodtime.com.tr/makale/tarim-iklim-degisikliginde-ne-kadar-masum-m119.html

Kaynak: https://nazimiacikgoz.wordpress.com/2019/11/05/iklim-degisimine-karsi-savasta-tarim/


Yazan - 7 Kasım 2019. Kategori MANŞET, YAZARLAR, Prof. Dr. Nazımi AÇIKGÖZ. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Abone ol  
Bildir