İVHO Hükümeti Sert Eleştirdi


Son dönemlerde hayvancılık ile ilgili sorunların fazlaca gündeme gelmesi, İstanbul Veteriner Hekimler Odasını açıklama yapmaya yöneltti. Oda yetkilileri, başta Tarım ve Köyişleri Bakanı olmak üzere bütün Hükümeti hayvancılık konusunda başarısız bularak ağır biçimde eleştirdiİstanbul Veteriner Hekimler Odası (İVHO), Hükümetin hayvancılık politikalarını eleştiren bir basın açıklaması yaptı. Hükümetin çelişkili tarım ve hayvancılık politikaları yürütüp Türkiye’yi dışa bağımlı bir ülke haline getirdiğini savunan İVHO, veteriner hekimlerden gıda ve toplum sağlıkçılarına kadar sektöre dâhil bulunan herkese “Yalnız politikalara dur diyelim” çağrısında bulundu.Uygulanan politikaları çelişkili buldu

Oda yetkilileri, yönetim hatalarının neden olduğu sorunları; istatistiki verilerle destekledikleri basın açıklamasında kamuoyu ile paylaştı. AKP iktidarının popülist politikalar uygulayarak hayvancılığı bitirme noktasına getirdiğini savunan İVHO açıklamasında, bunun en büyük göstergesinin kasaplık kırmızı et ithalatına başlanması olduğunu söyledi.Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu Kararı ile Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin kullandırdığı tarımsal kredilerin uygulanmasında önemli bir değişiklik yapıldığını söyleyen İVHO, bu kararla; süt sığırcılığı, damızlık etçi sığır yetiştiriciliği, büyükbaş hayvan yetiştiriciliği (sığır-manda), küçükbaş hayvan yetiştiriciliği (koyun-keçi) yatırımlarında ve büyükbaş hayvan besiciliği işletme kredilerinde sıfır faizli kredi uygulamasına geçilmesinin kararlaştırıldığına değindi. Destek kararının yıllardır uygulanmasını istedikleri bir karar olduğunu ifade eden İVHO, “Ancak Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yanlışta ısrarı sürdürmektedir. Bununla da yetinmeyip çelişkili kararlarla ne yaptığını bilmez bir anlayışla tarım politikasını yürütmeye çalışmaktadır. Bu kararın üzerinden daha bir hafta bile geçmeden; iki ihale ile hayvan ithal edileceğini duyurmak, en hafif deyimi ile politikasızlığını açıklamaktır. Tarımı, hayvancılığı bilmemektir. Hayvan üreticilerini bitirmek ülkeyi tamamen dışa bağımlı bir hale getirmektir” açıklaması ile Bakanlığı eleştirdi.

Bu ne perhiz; bu ne lahana turşusu

İVHO açıklamasında, Hükümetin çiftçiyi yatırıma yönlendirirken; ithal ettiği et ile yatırım yapan çiftçiyi zor durumda bıraktığını savundu. Oda yaptığı basın açıklamasında, “Hayvancılığa yatırım yapacaklara “Siz yatırım yapın, devlet olarak ben size sıfır faizle kredi vereyim” diyeceksiniz, bu kararınızın daha mürekkebi kurumadan Et-Balık Kurumu aracılığı ile sıfır gümrük vergisi ile ithalat yapacağınızı açıklayacaksınız. Dünyanın hangi ülkesinde böyle bir tarım politikası, hayvancılık politikası vardır. İş bu kadarla da kalmamıştır. İthal edilecek besi hayvanları 250 ile 2 bin baş kapasiteli işletmelere verilecek. İhaleler de 25 bin tonluk partiler halinde yapılacaktır. Bu arada bir diğer yanlış politika, özel sektörün de canlı hayvan ithalatı yapması için gümrük vergisi sorununun çözülmeye çalışılmasıdır. Yukarıda belirttiğimiz gibi Et ve Balık Kurumu sıfır gümrükle ithalat yaparken besicilik yapan özel sektör firmaları yüksek gümrük vergisi ile ithalat yapabileceklerdi. Ancak et ithalatçıları bu konuda Sayın Bakan ve Dış Ticaret Müsteşarlığı ile görüşmeler yapmaktadır. Et ve Balık Kurumundan sonra özel sektöre de sıfır gümrükle ithalat izni verilirse, sıfır faizli kredinin de, yatırımın da, üretimin de hiçbir anlamı kalmayacağını Sayın Bakan M. Mehdi Eker göremiyorsa Hükümet yetkilileri, ekonomiden sorumlu olan bakanlar, Başbakan da mı göremiyor” ifadelerini kullandı.

Hayvan sayısı istikrarlı düşüşte

Eleştirilerini istatistiki verilerle de destekleyen İVHO, Türkiye’de et üretimi, besi hayvancılığı; süt üretimi ile doğrudan bağlantılı olup, süt sığırcılığında yaşanan darboğaz, et sektöründe negatif etkisini çok kısa sürede gösterdiğini savundu. Oda, “2007 yılında süt fiyatlarının düşmesi ile süt hayvanlarının kesime sevk edilmesine yol açmış TÜİK verilerine göre sağılan süt hayvanları sayısı, 2008 yılında 900 bin, 2009 yılında ise 350 bin civarında azalmıştır. 2007 yılında yaşanan süt alım fiyatlarının düşmesine bağlı olarak üreticinin süt veren ineğini kesime göndermesinin sonucunda, 14 yıl sonra Türkiye kasaplık hayvan ithal etmek zorunda bırakılmıştır. Yukarıda belirttiğimiz bu durum sığır besiciliğindeki gerçeklerdir. Esas önemli olan TÜİK verilerine göre 1992 yılında sağılan yerli ırk koyun varlığı 22.731.840 iken, 2005 yılında 12.115.951, 2008 yılında 9.698.433 ve 2009 yılında ise 9.224.076’ya düşmüştür. 2005 yılından bugüne 3 milyon, 1992 yılından bugüne 11 milyon yerli ırk koyun azalırken keçi varlığı da bu oranlarda düşmüş kültür koyun ırkında da artış olmamıştır. Dolayısıyla; hayvan varlığı büyük ölçüde azalmıştır. Et ihtiyacının büyük bir bölümünü kapsayan koyun eti üretimi de bu oranda azalmıştır” verilerini kamuoyu ile paylaştı.

“Hastalıkla mücadelede de yetersiziz”

İVHO yaptığı basın açıklamasında hastalıklar ve yanlış politikalar nedeniyle artan hayvan ölümlerine de değinerek; konuyla ilgili TÜİK verilerine raporunda yer verdi. Hayvan hastalıkları ile mücadeledeki yetersizlikler ile Türkiye’de halen et kalitesine yönelik bir derecelendirme sistemi uygulanmaması ve mezbahada üretilen her karkasın aynı fiyat üzerinden işlem görmesinin; üretimin kalitesinin yükselmesini engellediğini savunan İVHO, “Son yıllarda hayvan hastalıklarının artışıdır. TZOB’in 2008 Türkiye Kırmızı Et Sektörü Beklentiler Raporu’nda ve Dünya Salgın Hastalıklar Ofisi raporlarına göre 2005 yılında 991 olan hayvan hastalıkları mihrak sayısı 2006 yılında 3.130, 2007 yılında 2.476’ya çıkmış, bu mihraklarda hastalığa yakalanan hayvan sayısı ise sırası ile 16.380den 104.526’ya ve 46.626’ya yükselmiştir. Bu hastalıklardan ölen hayvan sayısı da 4 binden 11 binlere çıkmıştır”açıklamasında bulundu.

Önerilerini paylaştı

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’in başarısız olduğunu ve görevini bırakması gerektiğini ifade eden İVHO,  yaptığı basın açıklamasının sonunda yapılması gerekenlere değindi. İleriye yönelik, en az 5 yıl değişmeden uygulanabilecek hayvancılık politikaları ve uygun programlar oluşturularak, bunların yürürlülüğünü sağlamanın, atılacak en doğru adım olacağını kaydeden Oda yetkilileri, ancak bu şekilde sektör ve fiyatların standart hale getirilebileceğini iddia etti. İVHO, gelecek yıllarda yeniden et ithalatına yönelmemek için alınması gereken önlemleri de, “Damızlık süt sığırı sayısının artırılması için gerekli tedbirler alınmalı, gerekirse en ucuz maliyet ile damızlık hayvan ithal edilmeli ve üreticiye gerekli destek her aşamada verilmelidir. Bu destekler ülkenin her yanına aynı şekilde verilmelidir” olarak belirledi. İVHO açıklamasının sonunda şu ifadelere yer verdi:

 “Devlet tarafından hayvansal üretime yönelik olarak uygulanan teşvik ve desteklerin artırılması gerekmektedir. Hayvanların kayıt altına alınması, meraların ıslahı ve güvenlik sorunlarının çözülmesi, hayvancılık işletmelerine ucuz yem temini için gerekli önlemlerin alınması, köyden kente göçü önleyeceği gibi üretim maliyetlerinin, dolayısıyla kırmızı et fiyatlarının aşağıya çekilmesini sağlayacaktır.

Güneydoğu ve Doğu Anadolu ile İç Anadolu’da hayvancılık belirli bir süre devlet eli ile yani Et-Balık Kurumu, Süt Endüstrisi Kurumu ve yem fabrikaları ek destekleri ile geliştirilmelidir. Ayrıca, koyunculuğa gelişmiş standartlardaki üretime dayalı destek görmelidir.
Eğer iddia edildiği gibi; alınan son karar ile Hükümet, ramazanda ucuz et vaadi ile referandumu lehine çevirmenin hesaplarını yapıyorsa, bu siyasi karar, ancak, ülke hayvancılığının sonunu hazırlayacaktır.”


Yazan - 10 Eylül 2010. Kategori HAYVANCILIK. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x