“Keçi Gribi Bir Şehir Efsanesi”


Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Recep Akdur son günlerde medyada çıkan keçi giribi haberlerinin şehir efsanesi olduğunu belirterek, bazı odakların halkın, gribi ve grip aşısını unutmamasını istediklerini iddia etti. 

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Recep Akdur son günlerde medyada çıkan keçi giribi haberlerinin şehir efsanesi olduğunu belirterek, bazı odakların halkın, gribi ve grip aşısını unutmamasını istediklerini iddia etti.

Prof. Dr. Akdur, yaptığı yazılı açıklamada, “keçi gribi”ne neden olarak gösterilen Q Humması’nın yalnızca koyun, keçi ve sığır gibi evcil hayvanlarla özellikle de bunların doğumlarına yardımcı olan veteriner ya da çiftçiler için risk oluşturacağını belirtti. Akdur, “İnsandan insana bulaşmadığı için hayvan bakımında çalışmayan çiftçiler veya kentli nüfus için hiçbir riski yoktur” diyerek şöyle devam etti:

“Q Humması, ne dünyada yeni ne de Hollanda’da. Dünyada 1930’lu yıllardan beri biliniyor. Hollanda’da görülen son vakalar ise 2007 yılından beri devam ediyor. Bir insan hastalığı değil bir hayvan hastalığıdır. Çok ender olarak evcil hayvanlardan özellikle de hayvanın doğum ya da düşük materyalinin tozları ile insanlara bulaşır, ama insandan insana bulaşması söz konusu değildir. Hayvanlardan bakteriyi alan insanların büyük çoğunluğu enfeksiyonu belirtisiz ve çok hafif geçirir. Ölüm yalnızca komplikasyonlu ve daha önce organ hastalığı olan insanlarda görülür. Senelerdir tüm dünyada görülen Q hummasını yıllık sayısı birkaç bini geçmez. Yani ‘keçi gribi’ dünyada ender görülen hastalıklardan biridir.”

-“BAZI ODAKLAR GRİP AŞISI AKLIMIZDAN ÇIKMASIN İSTİYOR”-

Prof. Dr. Akdur, bazı odakların sahte grip salgınları yaratarak grip aşısını unutturmamaya çalıştıklarını öne sürerek, “Bazı odaklar grip aşısı hiç aklımızdan çıkmasın diye elinden geleni yapıyor. Bu amaçla her türlü yol ve yönteme başvuruyorlar. En çok bilinen yöntem sahte grip salgınları yaratmak idi. Şimdi buna bir yenisi eklendi; tüm hastalıkları grip olarak adlandırmak. Reklamın iyisi kötüsü olmaz misali, grip aşısı reklamcıları grip ile uzaktan yakından bir ilişkisi olmayan hastalıkları bile grip olarak adlandırmaya başladılar. Yeter ki grip gündemden düşmesin birileri de bu vesile ile tüm vatandaşlara grip aşısı yaptırmalarını önerebilsin. Ne yazık ki buların içinde sözüm ona ünlü hekimler de var. Bunların ünü ise grip ve grip aşısı taraftarlığından ve Bakanlığın Bilim Heyeti Üyesi olmalarından geliyor” dedi.(ANKA)

Keçi değil, B tipi grip

Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanı Mustafa Ertek, şu anda Türkiye’de keçi gribi değil, viral kaynaklı mevsimsel gribin etkili olduğunu söyledi.

ANKARA – ürkiye’de ş u anda ilk sırada B tipi gribin, ikinci sırada H1N1’in ve üçüncü sırada ise H3N3’ün etkili olduğunu söyleyen Ertek, son günlerde Türkiye’de yaygın olarak görülen gribal enfeksiyonla ilgili bilgi verdi.

Girip virüslerinin A, B ve C olmak üzere üç grupta toplandığını belirterek, A grubunun insanlarda, kanatlı ve diğer hayvanlarda; B grubunun sadece insanlarda ve C grubunun ise domuzlarda ve insanlarda görüldüğü belirten Ertek, şimdiye kadar pandemilerin A grubu kaynaklı olduğunu ifade etti.

Ertek, Türkiye’de pandemi durumunun söz konusu olmadığını vurgulayarak, şu andaki durumun virüs kaynaklı mevsimsel grip olduğunu söyledi. 2009-2010 pandemi döneminde grip sezonunun erken başladığını, Ekim ayından itibaren çok yoğun grip vakalarını ile karşılaştıklarını anımsatan Ertek, bunun çok beklenen bir durum olmadığını, hastalığın Kasım-Aralık aylarında daha fazla arttığını belirtti ve şunları kaydetti: 
 ”Ülkemizde alışılan gelen grip sezonu ocak ayında başlar ve şubat-mart aylarında artarak devam eder ve nisan ayından itibaren etkisini kaybeder. Bu yıl ise bir iki haftalık bir gecikme oldu. Ocak ayının ikinci haftasında daha yoğun olarak mevsimsel grip görülmeye başladı. Şu anda da pandemi döneminin dışındaki diğer yıllara bakıldığında herhangi bir farklılık arz eden bir durum yok. Sadece iki haftalık bir sarkma söz konusu. Bunun de sebebi, iklimin biraz daha ılıman geçmesinden dolayı, süreç gecikti.”

KEÇİ GRİBİNDEN KAYNAKLANMIYOR

Şu an etkili olan virüsün keçi gribi olmadığını belirten Ertek, merkezlerinde 15 ilden gribal enfeksiyon belirtileri gösteren hastalardan örnekler alarak inceleme yaptıkları anlattı. Ertek, incelemelerde, Türkiye’de etkili olan virüsün ne olduğuna dair analiz yaptıklarını ve bunu haftalık olarak merkezin internet sitesinde yayımladıklarını belirtti.

Keçi gribinin daha çok hayvancılıkla uğraşan, pastörize edilmemiş enfekte sütlerin tüketilmesi ya da enfekte hayvanla çok yakın temas sonucu bulaşabildiğini ifade eden Ertek, şunları söyledi:

”Hayvancılığın yoğun olduğu yerlerde görülür. Zaman zaman 100-200 kişide görülebilen lokal salgınlar yapar. Tüm toplumu etkileyen bir enfeksiyon değildir. İnsana geçtikten sonra gribe benzer şekilde baş ağrısı, ishal, ateş, halsizlik, etraf ağrısı görülebilir. Genellikle akciğeri tutar ve zatürre benzer bir durum olabilir, bazen karaciğeri tutabilir, kalp kapaklarını ve beyini tutabilir. Gripten tamamen farklı bir tablodur. Şu anda ülkemizde görülen tamamen viral kaynaklı mevsimsel bir griptir, keçi gribi değildir. Vatandaşların, bu konuda rahat olması gerekiyor.”

B TİPİ GRİPTE ARTIŞ VAR

Şu anki mevsimsel gribin, H1N1’den farklı olduğunu ifade eden Ertek, ”Pandemiden önce daha ziyade A gribi baskın olarak görülürken, pandemiden sonra şu anda görülen mevsimsel grip etkenleri içerisinde B tipi gribi daha fazla görüyoruz. Pandemi döneminde toplumun önemli bir kısmı, A gribinin alt grubu olan H1N1’e karşı bağışıklık kazandı. Bu sene, ona bağlı olarak B tipi gripte artış söz konusu. Bu yüzde 50-55 civarında. Şu anda B gribini her iki kişiden biri enfekte oluyor.

Şu anda H1N1 de etkenleri arasında. İkinci sırada da H1N1’i görüyoruz. Yani 2010-2011 döneminde mevsimsel grip etkeni olarak dolaşımda geçen sezona oranla daha az etkili olmakla birlikte hala dolaşımda. Ancak ilk sırada B gribi bulunuyor. Üçüncü sırada da H3N2 denilen bir grip virüsü görülüyor.”

KOMPLİKASYONLAR NEDENİYLE GEÇ ATLATILABİLİR

B gribi virüsünün normalde diğer etkenlere göre daha hafif seyrettiğini anlatan Ertek, ”gribal enfeksiyonlarda, influenza dışında da bazı virüsler şu an dolaşımda” dedi.

Ertek, parainfluenza ve adeno virüsleri gibi üst solunum yolu enfeksiyonu yapan farklı virüslerin de şu anda etkinliğini sürdüğünü ifade etti. Gribal enfeksiyonların, altta yatan bir sorun olmadığı takdirde genellikle bir hafta içinde iyileştiğini, bazen sinüzit, otrit, bakteri tarzında komplikasyonlara yol açabileceğini belirten Ertek, bu takdirde iyileşme süresinin uzadığını dile getirdi.

Ertek, iyileşme süresinin bazı hassas bünyelerde grip sonrasında bir aydan daha fazla devam eden öksürük şikâyeti ile karşılaşılabildiğini belirterek, bunun da gribal enfeksiyon dışında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ertek, ”Bu influenza sezonunda görülebilecek bir durumdur. Hastaların yüzde 80-90’ı bir haftada atlatıyorsa, yüzde 10’u komplikasyonlar nedeniyle geç atlatabilir” dedi.

GÖĞÜSTE AĞIRLIK HİSSİ ADELE AĞRISINDAN KAYNAKLANIYOR

Gribal enfeksiyonların baş ağrısı, halsizlik, öksürük, ateşin yükselmesi, vücut ağrıları ve bazen göz dibi ağrısı ile ortak belirtilerle kendini gösterdiğini vurgulayan Ertek, şu an hastaların en çok şikâyet ettiği göğüste ağırlık hissinin adale ağrısından kaynaklandığını söyledi.

Ertek, gribin bir komplikasyonu olarak grip sonrasında bakteriyel pnömoni olabileceğine ve hastanın şiddetli göğüs ağrısı hissedebileceğine işaret etti. Bu durumda dikkatli olunması uyarısında bulunan Ertek, ”Bu bakterilerin pnömoni olması halinde göğüs ağrı, şiddetli öksürük ve balgam çıkarma söz konusu olabilir. Bu durumda mutlaka hekime başvurulmalıdır” diye konuştu.

RİSK GRUBUNDAKİLER İÇİN AŞI KORUYUCU OLABİLİR

Ertek, etkinliği devam eden B gribi, H1N1 ve H3N2 virüse karşı da şu an kullanılan aşıların etkili olduğunu belirtti. Henüz gribal enfeksiyon geçirmeyen risk grubundaki kişilerin aşılanmasının faydalığı olduğunu vurgulayan Ertek, ”Sağlık durumu iyi olan genç erişkinlerin aşılanması söz konusu olmayabilir. Fakat altta yatan bir hastalığı olanlara, yaşlılar, 6 ay-2 yaş arası çocuklar, böbrek, kalp, şeker ve akciğer hastaları için aşı koruyucu olabilir” uyarısında bulundu.

GRİBAL ENFEKSİYONDA ANTİBİYOTİK KULLANILMAMALI

Ertek, antibiyotiklerin virüslerde etkili olmadığını belirterek, gribal enfeksiyonların tedavisinde de antibiyotik kullanılmaması gerektiğine dikkati çekti.

Bu hastalıklarda antibiyotiğin herhangi bir faydası olmadığını vurgulayan Ertek, ”Aksine gribal enfeksiyon hastası antibiyotik kullandığında, hastalıktan sonra daha dirençli bakterilerle süper enfeksiyon denilen ikinci bir enfeksiyona geçilebilir. Tedavi zorlaşır. Toplum içinde dirençli bakterinin yayılmasına yol açabilir” diye konuştu ve ilaçların mutlaka doktor tavsiyesiyle kullanılması gerektiğini söylede.ntvmsnbc


Yazan - 25 Ocak 2011. Kategori SAĞLIK. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x