Kuru fasulyenin gümrük vergisi ele alınıyor


odddddd
Hükümet, son zamlarla birlikte neredeyse etle aynı fiyata gelen kuru fasulyenin ateşini söndürmek için yine ithalat silahına sarıldı. Bugün bir basın toplantısı düzenleyen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker, kuru fasulye ithalatında gümrük vergisi oranlarında indirime gideBİceklerini açıkladı. Hükümet böylece kuru fasulye ithalatının önünü açacak ve iç piyasadaki fiyat artışını bu yolla engelleyecek.

 

 

 

“Kuru fasulyede fiyat artışı dünyadaki üretimin azalmasından kaynaklanıyor.”

 

 
Bakan Eker, kuru fasulye fiyatlarında artış sürecek mi? Sorusu üzerine, “Bazı ürünlerin dünya piyasalarındaki durumu önemli. Kuru fasulyeyle ilgili özellikle Hindistan ve Çin’de üretim düşüşü olması nedeniyle dünya fiyatlarında artma oldu. 2013 yılı üretimi 200 bin ton. 2013 yılında, önceki yıllara göre çok az bir düşüş var yüzde 2 gibi. Bu da bu kadarlık fiyat artışını beraberinde getirmiyor, onunla ilgili arkadaşlar çalışıyor. Ekonomi Bakanlığı ile istişare edip gümrük oranlarında belki bir düzenlemeye gidebiliriz” cevabını verdi. İlkbahar yağışlarının hububat üretimine etkisinin olacağını belirten bakan Eker, “Parametre değişmezse biz, üründe azalma beklemiyoruz. Ama ilkbahar yağışı olmazsa açık alanda yapılan bir üretim de olabilir. Benim endişem o. Elimizde 4-4,5 milyon ton şu anda buğday var. Dolayısıyla ihtiyacın çok çok üzerinde. 4,5 milyon ton da sadece TMO’nun stoğundaki hububat” şeklinde konuştu.

 
2013 yılı bakanlık çalışmalarını değerlendirdiği basın toplantısının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eker, 2014 yılında üreticiye 10 milyar liralık tarımsal destek verileceğini belirtti.

 

Yağışların az olması nedeniyle kuraklık beklenip beklenmediğinin sorulması üzerine Bakan Eker, bu yıl meteorolojik kuraklığın söz konusu olduğunu söyledi. Çukurova’da ve bazı bölgelerde henüz tarımsal kuraklığın söz konusu olmadığını, bir yıl içindeki toplam yağışa meteorolojik kuraklık dendiğini ifade eden Bakan Eker, şöyle konuştu: “Bizim için yani tarımcılar için tarımsal kuraklık önemli. Tarımsal kuraklık şu, bitkinin suya ihtiyaç hissettiği 3 dönem var. Bunlar tohumu toprağa attığınız an, bitki büyüyeceği zaman gövdesinin gelişmesi için, bir de ürün vereceği zaman bir dönemdir. Buna tarımsal kuraklık diyoruz. Şu an itibariyle tarımsal kuraklık söz konusu değil. Bugün Türkiye’de tarımsal kuraklık var diyemiyoruz. Ama meteorolojik kuraklık var. Bir yıl içinde uzun yıllar ortalamasıyla mukayese edildiğinde yağan yağmur miktarı daha az. Şu an için yok ama endişe taşıyoruz.”

 

 

 

Arıcılığa kovan başı 40 lira destek verdiklerini anlatan Bakan Eker, nihai bir ürün olan polenle ilgili destek konusunun kolay olmadığını, uygulamada bazı sıkıntıların olduğunu kaydetti.

 

 
Patates fiyatları patates fiyatlarının yüksekliğiyle ilgili soruyu yanıtlarken Bakan Eker, patates üretiminin 2012’ye göre yüzde 17 azalmayla 2013’te 4 milyon tona düştüğünü söyledi. Türkiye’de bazı bölgelerde siğil sebebiyle blokaj konulduğunu bildiren Bakan Eker, patates ekilmemesi gereken yerlerde de ekim yapıldığını ifade etti. Niğde’de nitelikli ve sağlıklı yerli patates tohumu geliştirilmesi için laboratuvar kurduklarını anlatan Bakan Eker, TİGEM’in özel sektörle geniş bir alanda patates tohumu nitelikleriyle ilgili yaptığı işlerin devreye girmesinin ardından çok daha iyi bir noktaya gelineceğini belirtti.

 

 

“4,5 milyon dönüm tarım arazisinin amaç dışı kullanımı engellendi”

 
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle tarım alanlarının kamu yararı kapsamında maden arazisi olmasının önünün açılmasının tarım alanlarındaki üretime negatif yönlü etkisinin olup olmayacağı sorusuna Bakan Eker, tarım alanlarıyla ilgili Tarım Kanunu, Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu veya zeytincilik bölgesiyle ilgili kanunların bulunduğunu anlattı. Herhangi bir talep olduğunda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkililerinin de bulunduğu kurulun, ulusal ve toplumsal faydaya göre vereceği kararın uygulanacağını belirten Bakan Eker, şunları kaydetti: “Orada ciddi bir koruma tedbirimiz var. Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu’nu 2005 yılında çıkardık. 2005 yılına kadar Türkiye’nin Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu yoktu. Yani herhangi bir tarım arazisi üzerine fabrika, bina yapılabiliyordu. 2005’te biz kanun çıkardık, bütün illerde İl Toprak Koruma kurulları oluşturuldu. Bu kurullar içinde sadece kamu görevlileri değil TEMA gibi sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de var. Bir hesap yaptırdık, o tarihten sonra toprağı amaç dışı kullanım için talepte bulunup talebi karşılanmayan, ret cevabı alan ve engellenen arazi miktarı 450 bin hektar. Bu 4,5 milyon dönüm demektir. Bu kanunu çıkarmasaydık 2005’ten bu yana 4,5 milyon dönüm tarım arazisi gitmiş olacaktı.”

 

 

“Zeytin ağacı sayısını bugün 165 milyona çıkardık”

 
Bakan Eker, bakanlık görevine geldiğinde 99 milyon olan zeytin ağacı sayısını bugün 165 milyona çıkardıklarını söyledi. 2013’te 50 kuruş olan kilogram başına zeytinyağı desteğinin, bu yıl 70 kuruşa çıkarıldığını belirterek, üretimle ilgili çalışmaların Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca yapıldığını kaydeden Bakan Eker, zeytinyağının tankerlerin içinde İspanya’ya, İtalya’ya satıldığını, onların da zeytinyağlarını “cicili bicili şişelere koyup markalarını yazarak dünyaya 5 kat fiyatına kendi zeytinyağları gibi sattıklarına” dikkat çekti. Bakan Eker, “Benim üretimimde azalma yok, artma var. Ama ticari ve sanayi kısmı başka bir şey. Ben kanun gereği üretim desteği verebiliyorum, sanayi desteği veremiyorum. Kırsalda zeytinden zeytinyağı üretmeyle ilgili tesis kurulursa ona destek verebiliyorum. Şişeleme, pazarlama işi benim görev alanım değil” dedi.

 

 

“AOÇ’nin ürün çeşidini 44’ten 164’e çıkardık”

 
Bir gazetecinin Atatürk Orman Çiftliği’nin (AOÇ) pazar payına ilişkin sorusuna ise Bakan Eker, “AOÇ butik üretim yapıyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önce şahsen başlattığı, 1937 yılında da Hazineye devrettiği ve örnek bir takım ürünlerin üretildiği bir çiftlik. Biz bunu 10 yılda ürün çeşidini 44’ten 164’e çıkardık. AOÇ’yi biz devraldığımız noktadan çok daha iyi bir noktaya taşıdık. Tabi fabrika kapasitesi sınırlı. Biz ürünü çeşitlendirdik. Ama bunları biz Türkiye’nin her tarafına yetiştiremiyoruz.” AOÇ’nin arazisiyle ilgili bilgilerin eksik olduğunu belirten Eker, şöyle devam etti: “1925’ten 2005’e kadar AOÇ’nin toplam ağaçlandırılan arazisi 4 bin 500 dönüm. Biz bunun üstüne 18 bin 500 dönüm daha ağaçlandırdık. Şu anda AOÇ’nin 23 bin dönüm arazisi tamamen orman. Arazisinin bir kısmı zaman zaman kamu kuruluşlarına kanunla verilmiş. En son 1983 yılında Milli Güvenlik Konseyi Gazi Üniversitesi’ne vermiş. AOÇ kavşağındaki Gazi Üniversitesi’nin arazisi AOÇ’nin arazisidir. Onu vermişler kanunla. Ondan sonra arazi verilmedi. Bütün arazileri biz ağaçlandırdık. 3 bin dönüm de yaklaşık park ve rekreasyon alanı. Zaten toplam alanı biz devraldığımızda 33 bin dönümdü. Geri kalanı da bina ve fabrika alanları, hayvanat bahçesi gibi şeyler.”

 

“2014’te 10 milyar liralık tarımsal destek verilecek”
Bakan Eker, bir gazetecinin sorusu üzerine 2014 yılı için yaklaşık 10 milyar liralık tarımsal destek verileceğini, bunun da 3 milyardan fazla bir kısmının hayvancılık desteklemesi kapsamında ödeneceğini açıkladı. Bir gazetecinin, GDO’lu ürünlerin sadece hayvan yemi olarak kullanılmasına yönelik Biyogüvenlik Kurulu’nun aldığı kararın Danıştay tarafından yürütmesinin durdurulmasına ilişkin görüşünü sorması üzerine Bakan Eker, “10. Daire yürütmenin durdurulması istemini oybirliğiyle reddetti. İdari Dava Daireleri Kurulu, Biyogüvenlik Kurulu’nun 18 ve 16 nolu kararlarının yürütmesini ve dava konusu GDO ve ürünlerine dair uygulama talimatının yürütmesini oybirliğiyle durdurdu. Dava esastan görüşülecek. Daire de kendi kararında ısrar ediyor. Özellikle 2 mısır çeşidi var. Bizde insan gıdası olarak tüketilmesi zaten yasak. Gıda maksatlı ithal edilmesi de üretilmesi de kullanılması da kesinlikle yasak. Buradaki tabi adli bir karar ona zaten uyulacak” diye konuştu. Biyogüvenlik Kurulu ve bunun altında 100’e yakın bilim insanından oluşan ve her biri farklı konuda çalışan komite üyelerinin bulunduğunu anlatan Bakan Eker, şunları kaydetti: “Onlar başvuru yaptıklarında komite bunu risk esasına göre değerlendiriyor. Bizim aldığımız bilgiye göre burada sosyoekonomik riski dikkate almışlar. Biz işi tedbiri biraz daha sıkı olsun diye çevre, hayvan ve insan sağlığına ilaveten 4. bir risk daha koyduk kanuna. Bu da sosyoekonomik risk. Sosyoekonomik riskle bir ürünün ithal edilmesiyle o ülkedeki üreticilerin zarar görme ihtimali var mıdır yok mudur? Danıştayın kararı bu sosyoekonomik riskle ilişkili.” dedi.
Bir gazetecinin kaçak kanola tohumlarından dolayı Trakya’daki üreticilerin zarara uğradığını ve Bakanlığın bu konuda inceleme başlattığını hatırlatması üzerine Bakan Eker, “Biz orada bir ihbar aldık ve derhal müfettişleri gönderdik. Müfettişlerin bize sonucu henüz gelmedi. Kayıt dışı bir tohum var ve o tohumları bir firmanın ambalaj malzemesi içinde dağıtmışlar. Şikayetler, işin müsebbipleri çok ayrıntılı bir şekilde emniyetle, istihbaratla araştırılıyor. Vakti geldiğinde onu zaten açıklayacağız.” şeklinde konuştu.

 
“Borsa İstanbul’da tarım ürünlerinin işlem görmesi için adım atılacak mı?” sorusu üzerine ise Bakan Eker, “Borsa İstanbul ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) ticaret borsalarının ayrı görüşleri var. Henüz bir mutabakat sağlanmadı. Ürünlerin fiziki dolaşım olmadan senetlerle ticaretinin yapılması bizim için önemli” dedi.


7 Ocak 2014. 16:41
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x