Mayınlı Arazileri Tarıma Açılması Neden Geciktiriliyor?


2009 yılının haziran ayında TBMM’sinde kabul edilerek yürürlüğe giren Mayınlı Arazilerin Tarıma Açılması kanunu ile ilgili olarak hiçbir çalışmanın netice vermemesi akıllarda birçok  değişik fikirlerin doğmasına neden oluyor.Güneydoğu insanına verilebilecek en büyük armağanlardan olacak olan Mayınlı Arazilerin tarıma açılması ile ilgili  çalışmaları ülke genelinde herkes merak ediyor.

 

KİMLER MAYINLI ARAZİLERİNİN AÇILMASINI İSTEMİYOR?  

 

1954 yılından başlayarak, yöre çiftçisinden yapılan kamulaştırmalar ve Hazine arazilerinin kullanımıyla mayınlanan alanların 55 yıl sonra yeniden üretime dönüşünü beklemek Türk üreticisinin bir kaderi diyebiliriz.   55 yıldır hiçbir zararlı maddenin üzerine düşmemesi nedeniyle dünyanın en verimli ve büyük bir “Ekolojik Tarım”arazisi olan mayınlı arazilerin kanununun çıkmasının üzerinden bir buçuk yıl geçmesine rağmen hiçbir gelişmenin olmamasının izahı da zor.

 

  ‘Mayınlı arazi yasası’na dur!  

 

Kararda, muhalefetin “ulusal güvenliğe aykırı olduğu” gerekçesi ve “kaygılar” etkili oldu    Anayasa Mahkemesi, TBMM’deki tüm muhalefet partilerinin ortak dilekçeyle açtığı davada, “Suriye sınırındaki 877 kilometrelik alanda yer alan mayınlı arazilerin ihale yoluyla temizlendikten sonra temizleyen firmaya en fazla 44 yıllığına tarım amaçlı kullanması için tahsis edilmesine” yönelik düzenlemenin yürütmesini durdurdu. Yüksek Mahkeme’nin kararında, muhalefetin de dava dilekçesinde gündeme getirdiği, “sınırdaki arazilerin başta İsrail firmaları olmak üzere yabancı firmalara tahsisinin ulusal güvenliğe aykırı olduğu” gerekçesi etkili oldu.   İhaleye çıkılabilir   Yüksek Mahkeme, askeri yargının anayasal düzene karşı işlenen suçlar yönünden yargılama yetkisini kaldıran düzenlemenin iptali istemini de esastan görüşmeye karar verdi.   Yüksek Mahkeme 24 Temmuz 2009 tarihli oturumunda, mayınlı arazilerin temizlenmesine ilişkin düzenlemenin yürütmesinin durdurulması istemini karara bağlayan Anayasa Mahkemesi,  mayınlı bölgedeki tüm hazine arazilerinin, mayın temizleme karşılığında, temizlemeyi yapan firmaya, tarımsal faaliyette kullanılması için tahsis edileceğine yönelik düzenlemeyi anayasaya aykırı buldu. Mahkeme, kanunun aynı maddesindeki, “temizleme işinin, Kamu İhale Kanunu uygulanmadan, arazileri tarımsal amaçlı en az süreyle kullanacağını bildiren firmaya verileceği” hükmünün de anayasaya uygun olmadığına hükmetti.   Temizlenen arazilerin en fazla 44 yıllığına tarımsal amaçlı kullanması için ilgili firmaya tahsis edilebileceğine yönelik düzenlemenin de anayasaya uygun olmadığına karar veren mahkeme, bu düzenlemelerin yürütmesini durdurdu . 

 

 ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASI RAPORU HERŞEYİ AÇIKLIYOR  

 

Bu konu ile ilgili olarak mayınlı arazilerin yabancı şirketlere ihale edilmesinin gıda ve ülke güvenliğini tehdit edeceği görüşünü savunan Ziraat Mühendisleri Odası, hazırladığı raporda mayınların temizlenmesi için gerekli finansmanın temin edilip, söz konusu arazinin yöre halkına tarımsal üretim için tahsis edilmesini istedi. Birinci ve ikinci sınıf tarım arazilerinin çoğunlukta olan bu bölge için harcanacak 100 milyon dolarlık mayın temizleme finansmanının 5 yıl içinde geri döneceğine işaret edilen raporda, böylece bölgede hem 15 binin üzerinde üretici ve mühendis istihdamı sağlanacağına, hem de gerçekleştirilecek yüz binlerce tonluk üretimle giderek artan tarım ürünü ithalatı için harcanan kaynağın azaltılabileceğine işaret edildi.

 

-MAYINLI ARAZİDE BİRİNCİ VE İKİNCİ SINIF TARIM ALANI ÇOĞUNLUKTA

 

Türkiye’nin Suriye sınırında 510 km’lik bir koridorda ve değişen genişlikte uzanan Hatay, Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve Şırnak illerinde yer alan 216 bin dekar mayınlı alanın temizlenmesi için  niçin harekete geçilmediğinin anlaşılmadığı belirtildi.. Hatay, Gaziantep, Kilis, Şanlıurfa, Mardin ve Şırnak’ta 216 bin dekar mayınlı arazinin bulunduğu bölgenin toprak yapısını, coğrafi ve ekolojik koşullarını, sulama olanakları ve arazinin Türkiye ve Suriye sınırındaki mevcut tarımsal faaliyetlerini inceleyen ZMO, mayınlardan temizlenecek alanda yapılacak tarımsal faaliyetlerden elde edilecek katma değer ve istihdam kapasitesini ortaya koyan bir rapor hazırladı. Sözü edilen mayınlı alanlarda, birinci ve ikinci sınıf tarım arazilerinin en büyük oranı oluşturduğuna dikkat çekilen raporda, işlenebilir tarım arazilerinin yanında, daha düşük miktarlarda olmak üzere mera alanları, orman ve makilik alanlar ile leçenik volkanik kayalarla kaplı alanlar bulunduğuna işaret edildi. Mayınlı arazilerin işlemeli tarıma elverişli bölümünün, illere göre değişmekle birlikte, yüzde 80’e yakın oranda, yaklaşık 170 bin dekar olduğunu hesaplayan ZMO, raporunda bu arazinin yüzde 70’inin sulanabilir özellikler taşıdığının altını çizdi.

 

-GIDA VE ÜLKE GÜVENLİĞİ GÖZ ARDI EDİLMEMELİ-

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Devleti arasındaki Kara Sınırı Boyunca Yapılacak Mayın Temizleme Faaliyetleri ile İhale İşlemleri Hakkında Kanun Tasarısı”nın 49 yıllığına, mayın temizleme işini yapacak yabancı şirketlerin kullanımına devretmesini öngördüğüne dikkat çeken ZMO Yönetim Kurulu, birinci ve ikinci sınıf tarım arazilerinin çoğunlukta olduğu bu toprakların gıda güvenliği ve ülke güvenliği açısından yabancıların işletmesine verilmesinin yaşamsal önem taşıdığını bildirdi. 1954 yılından başlayarak, yöre çiftçisinden yapılan kamulaştırmalar ve Hazine arazilerinin kullanımıyla mayınlanan alanların 55 yıl sonra yeniden üretime dönüşünü sevindirici bulan ZMO Yönetim Kurulu, buna karşın toprakların kimin elinde olacağının ve nasıl kullanılacağının büyük önem taşıdığını kaydetti.  .

 

  -YILLIK 20 MİLYAR DOLAR NET GELİR ELDE EDİLİR-

 

Mayınlı arazilerin tarıma açılması durumunda elde edilecek yıllık net gelirin 20 milyon doların üzerinde olacağını ortaya koyan raporda, dekar başına net gelir ortalaması 180 lira olarak kabul ediliyor. Rapor’a göre, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde üretim deseni önerilerinde yer alan ürünlerin verim değerleri, mevcut üretim maliyetleri ve piyasa fiyatları yanında destekleme ödemeleriyle birlikte değerlendirildiğinde, bir dekar alandan elde edilen net gelirin mercimekte 100, mısırda 150, buğdayda 174, pamukta 190, zeytinde 640 ve Antep fıstığında 650 TL olduğu görülüyor. Sebze, meyve, bağcılık, seracılık, hayvancılık ve organik tarım gibi faaliyetler yaratılacak katma değeri daha da artırıyor.

 

 -MAYINLI ARAZİ 15 BİN KİŞİLİK İSTİHDAM YARATIR-  

 

ZMO’nun raporunda, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Türkiye’nin gelişmişlik düzeyi en düşük bölgelerinden olmasına dikkat çekilerek, mayınlı arazilerin temizleme sonrasında yöre çiftçisine tahsis edilmesi durumunda yaratacağı istihdamın, Türkiye’nin sosyal dengeleri açısından çok önemli olduğu vurgulanıyor. Rapora göre 170 bin dekar işlenebilir tarım alanı, Türkiye ortalaması işletme ölçeği olan 59 hektarlık işletmelere bölündüğünde, 2 bin 881 adet tarım işletmesini doğuruyor. Her bir hanenin en iyimser tahminle tarım işinde çalışabilecek yaşta olan 5 kişiden oluştuğu düşünüldüğünde, 14 bin 405 kişilik bir istihdam kapasitesi ortaya çıkıyor. İşletme başına net gelir ise 10 bin 621 lira olarak gerçekleşiyor. Kooperatif yapısı altında örgütlenen köylü üreticinin, her işletmede ziraat mühendisleri önderliğinde gerçekleştirecekleri üretimin, Türkiye’nin gıda güvenliği ve gıda güvencesine önemli katkı sağlaması bekleniyor.

 

 -ZMO RAPORUNUN DETAYLARI-  

 

Ziraat Mühendisleri Odası’nın tarım ekonomisi verilerinin ışığında yaptığı değerlendirmenin sonuçları şöyle:

 

-Mayın temizleme masrafının geri dönüş hızı, yıllık 20 milyon dolarlık net tarımsal gelir bazında hesaplanıyor. Örneğin 100 milyon dolarlık bir mayın temizleme finansmanı, 5 yıl içinde geri dönüyor. Bu çerçevede mayın temizleme işi, finansmanı sağlanarak denetimli bir şekilde gerçekleştirilmeli.

 

-Temizlenen arazi yöre çiftçisine tahsis edilmeli. Kooperatif yapı altında ziraat mühendisleri ve köylü üreticilerin birlikte çalışması sağlanmalı. Bu durumunda, hem 15 binin üzerinde üretici ve mühendis istihdamı sağlanacak, hem de gerçekleştirilecek yüz binlerce tonluk üretimle giderek artan tarım ürünü ithalatı için harcanan kaynak azaltılabilecek.

 

-Arazinin, 5 yıl içinde mayını temizleyen yabancı şirketlere 49 yıllığına tahsisi durumunda, şirketin 2059 yılına kadar elde edeceği toplam tarımsal gelir 880 milyon dolardır. Böylesine stratejik bölgede, hiçbir yabancı şirketin yarım yüzyılda 880 milyon dolar kazanmak, başka bir deyişle yalnızca tarım yapmak peşinde olmayacağı açıktır.

 

-Yasa Tasarısı’nda bulunan hüküm doğrultusunda, yabancı şirketler, “mayından temizlenecek alanlar ile müstakil kullanımı mümkün olmayan ve bu taşınmazlarla bütünlük teşkil eden Hazine’ye ait diğer taşınmazlarına kendilerine bırakılmasını talep edeceklerdir. Bu durum tehdit altındaki arazilerin yalnızca 216 bin dekar ile sınırlı olmadığının en açık kanıtıdır. Bölgede bulunan TİGEM arazileri de dahil olmak üzere birçok alan pazarlık konusu yapılmaya aday duruma getirilmektedir.   -Her ne kadar, Yasa Tasarısı’nda Maden Kanunu ve Petrol Kanunu hükümleri saklı tutulmaktaysa da, daha evvel TBMM’ne sevk edilen Petrol Yasa Tasarısı hükümleri düşünüldüğünde, dönem içinde maden ve petrol alanında ortaya çıkabilecek yeni yasal ile iş bu tasarının ne denli ulusal çıkarlara aykırı bir içeri taşıyabileceği gözden uzak tutulmamalıdır

 

-Orta Doğu’nun en zengin su kaynaklarına sahip olan bölge, bu yönüyle de iştah kabartmaktadır. Avrupa Birliği tarafından 2004 yılında yayımlanan ve kamuoyunda Etki Değerlendirme Raporu olarak bilinen Türkiye’nin Üyeliği Perspektifinden Kaynaklanan Hususlar Belgesinde, Dicle ve Fırat sularının, İsrail’e özel atıf yapılarak, uluslararası bir su yönetimine devredilmesi gerektiği önerisi, yukarıdaki ifadenin uluslararası politika alanındaki izdüşümü olarak değerlendirilmelidir.

 

-Bölgenin jeo-stratejik konumu 510 km’lik bir hat boyuna yabancıların en az yarım yüzyıl için yerleşmesine ne denli tehdit ve tehlikeler doğurabileceği düşünülmelidir.

 

-”Mayınlı arazilerin son durumu”-

 

”Mayınlı araziler için yapılan çalışmaların ne aşamada olduğu” da sorulan Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, bölge için mayınlı araziler konusunun önemli olduğunu belirtti.

 

Toplantıda, mayınlı araziler konusunun da gündeme geldiğini, bu alanda bir kanun çıkardıklarını aktaran Yılmaz, şöyle konuştu:

”Bu görevi, Milli Savunma Bakanlığı’na verdik. Orada bir grup oluştu ve bu çalışmaları yürütüyor. Tabii Suriye’deki gelişmeler nispeten olumsuz etkileyebilir. Ancak biz yine teknik çalışmalarımızı yürütüyoruz. Mayınlardan bir şekilde sınırlarımızı temizleyeceğiz. ‘Temizlendikten sonra hangi amaçla kullanılabilir’ konusunda Harran Üniversitesi ve GAP Bölge Kalkınma İdaremiz ortaklaşa bir program yürüttüler. Tamamlama aşamasına gelmiş durumdayız. Bu toprak geniş bir toprak. Yüzlerce kilometrelik bir alan. Madencilikte, ulaştırmada, kültürel, turizm için kullanılabilecek alanlar var. Bunları ayrıntılı bir şekilde çalıştık. Mayınlar temizlendikten sonra, en verimli ve toprağın özelliklerine en uygun şekilde değerlendirmeyi yapacağız.”

 

2112 yılında top  Milli Savunma Bakanlığı’nda fakat oradan da herhangi bir ışık görülmediğine göre söylenecek bir şey yok.

 

Böyle bir arazi başka bir ülkenin elinde olsa ne olurdu diyede merak etmemek elde değil.

Kaynak:www.ciftlikdergisi.com.tr


Yazan - 15 Aralık 2012. Kategori EKONOMİ. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oy
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x