Neden Hindi Yemiyoruz?


thanksgiving_turkeyu

Yılbaşı sofralarının vazgeçilmezi olarak bilinen ve yılın geri kalan kısmında adını pek sık duymadığımız hindi Türkiye’de hakettiği üretim ve tüketim potansiyeline ulaşamıyor.

Biz de yılbaşı yaklaşırken gündemde olan hindi yetiştiriciliğine yönelik Türkiye’de üretim, tüketim ve ihracat potansiyelini değerlendirdik.

2013 yılında 45 bin ton olan hindi üretiminin sektör beklentilerine göre bu yıl yüzde 10-15 civarında artması öngörülüyor. Mevcut rakamlar ışığında hindi sektörü 350 milyon TL’lik bir ekonomik hacme sahip.

Arz-talep dengesi açısından iç pazarda kendi kendine yeten hindi eti sektörünün geçtiğimiz yıl 8 bin ton civarında ihracatı bulunuyor. Bunun ekonomik karşılığı da yaklaşık 16 milyon dolar.

Dünyada 5.8 milyon ton seviyelerindeki hindi eti üretiminde ABD ve Brezilya iki önemli oyuncu.

– Türkiye’de kişi başı yıllık 600 gr hindi eti tüketiliyor –

Türkiye’de hindi eti tüketimi de üretim seviyelerinden anlaşılacağı üzere oldukça düşük.

Kişi başına düşen yıllık hindi eti tüketimi 600 gram civarında. Gelişmiş ülkelerde ise bu oran çok daha yüksek.

Örnek mi?

İsrail’in kişi başı yıllık hindi eti tüketimi 11.2 kilogram. ABD’de bu rakam 7.8 kg, Fransa’da 5.2 kg, Kanada’da 4.3 kg, Almanya’da ise 3.1 kg seviyelerinde.

Sindirimi kolay, ekonomik, protein değeri yüksek olması nedeniyle hindi eti gelişmiş ülkelerde yılın her döneminde yaygın şekilde tüketiliyor.

O yüzden hindi eti tüketimini sadece damak zevki ve yemek kültürü ile açıklamak haksızlık olur. Kırmızı et ve pilice göre daha az yağ, kolestrol ve kaloriye sahip olan hindi eti, protein açısından ise daha zengin bir içeriğe sahip.

Aşağıda paylaştığımız tablo aslında hindi etinin ne kadar değerli bir besin kaynağı olduğunu net şekilde ortaya koyuyor.

Dönelim tekrar Türkiye’deki hindi yetiştiriciliği ve sektörün mevcut durumuna.

Türkiye hindi yetiştiriciliğinde sadece mera yöntemi ile üretim yaparken 1995 yılından itibaren birkaç yatırımcının bu alana girmesi ile birlikte hindi eti üretiminde entegre tesislerle tanıştı.

Zaten hali hazırda bu alanda faaliyet gösteren firma sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Sektörde sözleşmeli üretim modeli oldukça yaygın.

Bloomberg HT’ye konuk olan Bolca Hindi İşletme Müdürü Sacit Demirer, 1995 yılında Türkiye’nin ilk hindi üretim tesisini kurarak entegrasyon modelini uyguladıklarını belirterek, “Hindiyi sadece yılbaşlarında değil, yılın 365 günü tüketilebilecek bir ürün haline getirdik. O dönemden itibaren Türkiye’de hindi eti üretimi sürekli yükseliş gösterdi” diyor.

Bilindiği üzere kanatlı yetiştiriciliğinde gerekli olan yem hammaddesi, girdi maliyetlerinin %70’ine denk geliyor.

Söz konusu yem hammaddelerinin önemli bir kısmını Türkiye maalesef ithal etmek zorunda. Kanatlı sektörünün en önemli oyuncuları arasında yer alan ABD ve Brezilya ise bu konuda bize göre avantajlı konumda.

– Hindi sektöründe önemli fırsatlar var – 

Ancak Sacit Demirer, bu olumsuz tabloya rağmen ürün kalitesi ile ihracatta sorunları aşabilecek fırsatlara sahip olduklarını savunuyor.

Devletin sektöre bu konuda bazı destekler verebileceğini kaydeden Demirer, “Dahilde işleme rejiminin dünya genelindeki yapısı irdelenip benzer bir yapı bizde uygulanabilir. Yem hammaddesine ödediğimiz bazı vergiler organize edilip bize katkı sağlanabilir. Biz de bunu ihracata daha kolay yansıtabiliriz” diyor.

Türkiye’nin soya küspesi ve soyaya bağlı yağlı tohum bitkilerinde tamamen dışarıya bağımlı olduğunu hatırlatan Demirer, “2014’te 2 milyon ton civarında ithalatımız olacak. Toplamda da yem sektörü için 6 milyon ton civarında bir ithalatımız var. Bunları devlet politikası haline getirip kendi ülkemizde yetiştirebilirsek bu bizim için ileride bir avantaj olacak” diyor.

Sacit Demirer bu sorunların kısa vadede çözülmeyeceğini biliyor. O yüzden en azından geçiş döneminde ithal edilen bu ürünler üzerindeki ciddi vergi yükünün hafifletilmesi ve sektöre avantaj olarak yansıtılmasını talep ediyor.

– İhracatta 2008’den buyana artış var –

Hindi eti ihracatında da 2008’den bu yana ciddi bir gelişim yaşandığını kaydeden Sacit Demirer, Türkiye’nin bulunduğu konum itibariyle başta Ortadoğu ülkeleri olmak üzere Rusya’nın kendileri için altermatif pazarlar arasında yer aldığını söylüyor.

Hali hazırda Afrika ülkelerine ihracat yaptıklarını belirten Demirer, “Afrika’ya daha çok boyun, kuyruk, kanat ucu ve alt kanat gibi hindinin farklı kısımlarını gönderiyoruz. Ortadoğu ülkelerine ise hindinin en değerli kısmı olarak bilinen göğüs etini ihraç ediyoruz. Tacikistan, Özbekistan gibi Orta Asya ülkelerine de ihracat yapılıyor” diyor.

Hindinin derisinin dahi çok kıymetli bir ürün olduğunu ve ileri işlem ürünlerde kullanılan değerli bir hammadde niteliği taşıdığını hatırlatan Demirer, önümüzdeki dönemde sıkıntıların çözülmesi ile birlikte ihracatın artacağını, Irak ve Kuzey Afrika ülkelerinde daha büyük potansiyeller olduğunu söylüyor.

Sektörün Rusya’ya ihracat konusunda altyapısı hazır,görüşmeler ise halen sürüyor.

Halihazırda hindi eti sektöründe Rusya’ya ciddi manada ihrac yapan firmalar var.

Sacit Demirer’e göre de Rusya hindi ürünleri açısından büyüyen, gelişen bir pazar.

– “Hindi eti pahalı değil” –   

Fiyat konusunda da bilinenin aksine hindi etinin sahip olduğu besin değerine göre  pahalı olmadığını savunan Demirer, “Hindi etinin fiyatı tavuğun iki katı gibi gözükse de kırmızı et fiyatının neredeyse yarı fiyatına denk geliyor. Hindi eti fiyatlarının kilosu 15 lira civarında değişiyor” diyor.

İrfan Donat

Bloomberg HT Editörü

idonat@bloomberght.com


Yazan - 30 Ekim 2016. Kategori MANŞET, KÜMES HAYVANCILIĞI, HAYVANCILIK, SAĞLIK. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oy
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x