Onur Tavukçuluk Büyümeye Devam Ediyor


a4b

 

Kanatlı sektörüne yarka, yem ve yumurta üretimiyle hizmet veren Onur Tavukçuluk, 115’er  bin adet kapasiteli iki civcivhane yatırımı yaptı

 

 

ÇORUM – Kanatlı sektörüne yarka, yem ve yumurta üretimiyle hizmet veren Onur Tavukçuluk, bu yıl faaliyete geçirdiği 115’er bin adet kapasiteli iki civcivhaneyle toplam yarka kapasitesini 550 bin adete çıkardı. Firma, şu anki tesis kapasitesiyle yılda 1 milyon 800 bin adet yarka büyütebiliyor.

 

 

Firmaları adına verimli geçen 2012 yılının ardından kümes, laboratuvar ve teslimat filolarına yönelik yatırımlara ağırlık verdiklerini belirten Onur Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Yürüyen, 2013’ün büyüme ve kalitelerini artırarak, firmalarını daha da ileri götürecek bir yıl olduğunu söyledi. Bu yıl gerçekleştirdikleri 115’er bin adet kapasiteli iki civcivhane yatırımıyla bir dönemlik toplam yarka kapasitelerini 550 bin adete çıkardıklarını aktaran Yürüyen, yılda ise yaklaşık 1 milyon 800 bin adet yarka büyüttükleri bilgisini verdi. Markalarını ve kalitesini korumak isteyen firmaların Ar-Ge çalışmaları yapmadan ayakta kalamayacağının altını çizen Yürüyen, “Biz de bu bilinç ile modernizasyon çerçevesinde en iyi üretimi nasıl yapar, bölgemizi ve ülkemizi en iyi nasıl temsil edebiliriz diye sürekli çalışıyoruz. Türkiye’de yarka denince ilk akla gelen adres olmak bizleri gururlandırıyor. Yurtiçinde 30 ilden fazla, yurtdışında ise Gürcistan başta olmak üzere birçok ülkeye yarka gönderiyoruz” şeklinde konuştu.

 

1014326_483340951751695_282115148_n

Onur Tavukçuluk’un 1991 yılından itibaren Çorum’da 55 bin metrekarelik arsaya kurulu yarka tesisiyle faaliyetlerini sürdürdüğünü vurgulayan Yürüyen, “Civcivler son sistem AB standartlarında kurulmuş olan kümeslerimize bir günlük olarak gelir ve 112 günlük (16 haftalık) olana kadar profesyonel ekip ve ekipmanlarımız ile büyütülür. Hijyenik fanlı, pedli, iklimlendirmeli, ışık kırıcılı tam otomatik kümeslerimize gelen hayvanlarımız, hekimimiz gözetiminde ilk günden itibaren kontrol altında büyütülür. Ayrıca civcivlerin belirli periyodlarla kanları alınarak, aşılamaları kontrol edilir ve kan titreleri ile uygulanacak üretim prosedürleri de belirlenir” dedi. Yemlerini de kendi fabrikalarında ürettiklerine işaret eden Yürüyen, aynı
zamanda müşteri teslimatlarını da firmalarının tır ve dorseleri ile yaptıklarının altını çizdi.

 

 

“Kamu desteği artırılmalı”

 

 

Türkiye’nin tavukçuluk sektöründe dünyada önemli bir yere sahip olduğuna da değinen Ayhan Yürüyen, bunda Ar-Ge, yatırım ve üretici kalitesinin payının büyük olduğunu savundu. Canlı ile uğraşan bu sektörün her zaman yeniliklere ve yeni ürünlere gebe olduğu yorumunu yapan Yürüyen, “Bu nedenle Ar-Ge bütçeleri yeterli deme şansımız bulunmuyor. Gelecek dönem açısından sektörde ön plana çıkacak ürünler kimyasal olanlardan ziyade daha doğal ve bitkisel kökenliler olacaktır” diye konuştu.

 

 

20 ila 30 yıl öncesi kurulan ve teknolojik olarak son derece geri kalan kümeslerde yapılan
üretimlerin verimli olmasının ve artan rekabet sonucu azalan kâr marjları ile ayakta
durmasının mümkün olmadığını ifade eden Yürüyen, şunları söyledi: “Dünyanın hiçbir
ülkesinde devletin desteği olmadan tarım ve hayvancılık sektörünün gelişmesi olası değil. Bu durumda var olan kamu desteği artırılarak devam ettirilmesi kaçınılmaz. Kuş gribi sonrası kurulan üretici birlikler çok önemli katkılar sağladı. Ancak buna ilave olarak dünyadaki üretim planlaması ve fiyat istikrarına, yeni ihracat pazarlarına, mevzuat ve bürokratik engellere, teknolojik gelişmelere önem vermek gerekiyor.”

 

a7b

“Sektörde destekleyici ürünlerin çoğu ithal”

 

 

Sektörün sorunlarına yönelik değerlendirmeler de yapan Ayhan Yürüyen, üretim planlaması
aşamasında ihracata bağlı dönemsel tüketim düşüşlerinin yaşanması ve gıda maddelerinin
stoklanmasında yapılan yanlışlıklar nedeniyle sıkıntılar yaşadıklarını söyledi. Aynı zamanda
yem materyali olarak kullanılan mısır, ayçiçeği küspesi ve soya üretiminin yeterli olmadığının
da altını çizen Yürüyen, ilaç, vitamin ve premikslerin tamamına yakınının AB kaynaklı
olduğunu aktardı. Hayvancılıkta destekleyici ürünlerin çoğunun ithal olduğunu iddia eden
Yürüyen, sözlerine şunları ekledi: “Damızlık yumurtacı ve broiler anaçları Türkiye’de
üretilmiyor. Damızlık anaç üretimi yapan ülke sayısı da oldukça sınırlı. Bu sorunları çözümü için öncelikli olarak soya, ayçiçeği küspesi ve mısır üretiminin artırılması ve daha çok kamu desteğinin sağlanması gerekir. Ayrıca Ankara Hayvancılık Araştırma Enstitüsü’nün üzerinde çalıştığı ‘Atak’ adlı tavuk ırkının üzerine yoğunlaşılması da şart. Bir an önce yerli üretim, yüksek performanslı bir tavuk ırkı üreticiye sunulmalı.”

 

 

t5b


Yazan - 22 Ekim 2013. Kategori MANŞET, HAYVANCILIK. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x