Organik Tavukçuluk Sahtekarlıktan mı İbarettir?


 

TÜKETİCİLERİN VE ÜRETİCİLERİN ÖRGÜTLENMESİNİN KONUYLA İLGİSİ VAR MIDIR?

 

Prof.Dr. Tülin AKSOY

Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü, ANTALYA

tulinaks@akdeniz.edu.tr

 

 

 

 

"Serbest otlatmalı sistemde etçi tavuklar (Özgün, T. AKSOY, Antalya 2008)

“Serbest otlatmalı sistemde etçi tavuklar (Özgün, T. AKSOY, Antalya 2008)

 

Normalde tanesi 20-30 kuruş olan kafes tavuğu yumurtasını gübre ile bulaştırıp 80-90 kuruşa satmak da, 2 TL’lik çıkma tavukları organik tavukmuş gibi 25 TL‘ye pazarlamak da sahtekârlıktır ve ahlaksızlıktır. Bu durumun ortaya çıkarılması hem tüketicilerin suiistimalini önlemek hem de üreticiler arasında haksız rekabeti engellemek bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle Çiftlik dergisinin bu haberini önemli ve gerekli buluyorum.

 

 

Her ne kadar bize pek sıklıkla başvurulmasa da, uzmanlık alanımızın (tavuk yetiştiriciliği) bu kadar popüler hale gelmesi konumuza olan inancımızı ve çalışma şevkimizi arttırıyor. Gündemde olan haber ve gelişmelerin tarafımızca da yorumlanmasının gerekli olduğundan hareketle, hem şeytanın hem de şeytan olmayanın avukatlığını yapmak isterim. Organik olmayan bir ürünü, hem de standart altı bir ürünü “organik” olarak satmak ahlaksızlıktır, ancak “organik ürün=sahtekârlık” eşitliğinin hafızalara yerleşmesi de sakıncalıdır.

 

Öğrencilerime derslerimde şunu söylerim; hem “organik hayvancılık tamamen safsatadır”  diyenlere hem de “tüm sorunlar organik üretimle çözülecektir”  diyenlere temkinli yaklaşın; birinci gruptakilerin son gelişme ve eğilimlerden pek haberi yoktur, literatürü yeterince takip etmiyorlardır ya da bu gelişmeler aleyhlerinedir, ikinci gruptakiler ise biraz hayalcidir.

 

Türkiye, Avrupa kıtasında en fazla tavuk eti üreten ülkedir ve yumurta üretiminde 3. sıradadır ancak 1. ile aramızdaki fark çok küçüktür. Tavukçuluk sektörümüz son derece başarılıdır. Kişi başı tüketim bakımından hala AB düzeyine ulaşamadık, ancak uyguladığımız teknoloji (üretim bilgisi) bakımından AB standartlarındayız. Peki, bizi bundan sonra hangi gelişmeler bekliyor? Bunu anlamak için, tavukçuluk sektörünün doğduğu ve geliştiği kıta Avrupa’sı ile ABD’ye bakmamız gerekmektedir. 

 

rDünyada üretilen ve tüketilen etin 1/3’i piliç etidir, bizde ise yarıdan biraz fazlası. Piliç etini yadsımak daha uzun süre mümkün olamayacaktır. 1970’li yıllardan bu yana batı ülkelerinde tarımın (bitkisel ve hayvansal) sürdürülebilirliği ve çiftlik hayvanlarının refahı konuları giderek toplumun daha fazla ilgisini çekmektedir. Tüketicilerden gelen talep üzerine AB ve ABD başta olmak üzere kalkınmış olan ülkelerde tavukçulukta, sürdürülebilirliği ve hayvan refahını daha fazla önemseyen organik üretim ve benzeri üretim modelleri gelişmiştir, bunlara genel olarak “alternatif sistemler” denilmektedir.   Konvansiyonel ya da standart üretim denen yığınsal üretimde amaç, en ucuza hayvansal gıda sağlamaktır. Bu sistemde yumurta tavukları 50-100 bin adet tavuk kapasiteli ve çok katlı kafesleri içeren tam çevre kontrollü kümeslerde barındırılır. Yığınsal piliç eti üretimi ise 50-100 bin adet pilicin bir arada yerde altlık (talaş, saman vb) üzerinde besiye alındığı çevre kontrollü kümeslerde yapılmaktadır.

 

Diğer Haberler:   Bıldırcın yumurtası her derde deva

Alternatif üretim modellerinin ortak özellikleri ise daha küçük ölçekli olması, hayvanların yüksek verim yönünde çok fazla zorlanmaması ve doğalarına daha uygun ortamlarda barındırılmasıdır. Alternatif sistemler söz konusu olduğunda, ideal olan “Organik Üretim”dir, ancak standart üretim ile organik üretim arasında yer alan ara modeller de vardır; kapalı yaygın (extansive indoor) sistemde hayvanlar yerde yetiştirilir ve daha fazla dolaşma alanı sağlanır, serbest dolaşımlı sistemlerde hayvan başına 1-2 m2 açık alan sağlanır, alanın otla kaplı olması sistemin kalitesini arttırır. En yüksek standartlara sahip olan organik tavukçulukta hem barındırma ve besleme hem de sağlık koruma bakımında oldukça sıkı kurallar vardır. Organik üretim başta olmak üzere bütün alternatif sistemlerin doğası gereği ürün maliyetleri daha yüksektir, dolayısıyla bu durum fiyatlara da yansıyacaktır. Bu ürünlere “Premium ürünler” yani yüksek değerli ürünler denir.

 

Hem tüketicinin suiistimal edilmemesi hem de üreticiler arasında haksız rekabete yol açılmaması için tüm alternatif üretim modelleri bağımsız sertifikalandırma kuruluşları tarafından sıkı bir şekilde denetlenmelidir. Ülkemizde organik bitkisel ve hayvansal üretimi sertifikalandıran ve denetleyen sertifikalandırma kuruluşları vardır ve bunlar Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından denetlenmektedir. Toplumsal duyarlılıktaki artışa paralel olarak bu denetimlerin daha etkin hale geleceğine inanıyorum. Bakanlık ilgili konularda mevzuatı sürekli yenilemektedir. Ancak organik olmayan alternatif sistemlerin denetlenmesi ve sınıflandırılması konusunda eksiklikler bulunmaktadır. Örneğin yer sisteminde yetiştirilen tavukların yumurtası, sanki açık alanlarda otlatılan tavukların yumurtası gibi pazarlanabilmektedir. Organik dışındaki standartlar da yasalarla belirlenmeli ve korunmalıdır.

 

123Yumurta tavuklarının kafeste barındırılmaları batı toplumunu daha fazla etkilediği için alternatif sistemler bu üretim dalında daha yaygındır. Tavukçuluk endüstrisinin gelişmeye başladığı 1950’li yıllarda İngiltere’de yumurta tavuklarının sadece % 8’i kafeste yetiştiriliyordu, 1980’de ise % 95’i. Ancak hayvan refahı konusundaki toplumsal duyarlılık neticesinde kafeste yetiştirilenlerin oranı 1999’da % 79’a, 2011’de ise % 49’a gerilemiştir ve kullanılan kafesler zenginleştirilmiş kafes denilen tavuk başına daha geniş alanın düştüğü, tünek ve folluk gibi detayların bulunduğu kafeslerdir. Yine 2011 itibariyle İngiltere’de yumurta tavuklarının % 4’ü yerde ve % 47’si açık alan içeren kümelerde yetiştirilmektedir (http://www.egginfo.co.uk/basic/egg-production). 2009 yılı itibariyle AB(25)’de yumurta üretiminin % 25’i alternatif sistemlerde gerçekleşmektedir (altlık sistem % 14, serbest dolaşımlı % 9, organik % 2).

 

Diğer Haberler:   Şeker Hastalarına Her Gün 2 Yumurta

Tavuk eti üretiminde ise alternatif sistemlerin payı daha düşüktür (% 2-5), “Fransa hariç”. Fransa’da 2006 yılında üretilen toplam 821.000 ton tavuk etinin sadece % 73’ü konvansiyonel yani standart üründür. Toplam üretimin % 16’sı (133 bin ton) “Label Rouge (LR, Kırmızı Etiket)” logosu taşıyan geniş otlaklarda yetiştirilmiş tavukların etidir. Üretimin % 8’i “Sertifiye Ürün” denilen ve daha yüksek kaliteli ürünlerdir, organik üretimin payı ise % 0.5’tir. LR ve sertifiye ürünlerin önemli bir kısmı da yerel etiketli ürünlerdir, yani dar bir bölgede özel yöntemlerle üretilir ve özel fiyatlarla satılır. LR ürünlerin payı % 16’dır ancak evde tüketilen tavuk etinin 1/3’i, evde tüketilen bütün tavuk karkaslarının ise 2/3’ü LR etiketlidir. LR tavuklar, 4.400 tavukluk küçük kümeslerde otlaklara çıkarılarak daha ileri yaşa kadar beside tutulur. Özel lezzeti, Fransızlar tarafından 2-3 kat yüksek fiyat ödenerek ödüllendirilir. “Endüstri-dışı (contra-industrial)”  olarak tanımlanan üretim modeli Fransa’da bir kırsal kalkınma aracı olarak başarıyla kullanılmıştır. Açık alanda yapılan tavukçulukta risklerin daha fazla olduğu düşünülür ancak LR tavuk karkaslarında Salmonella bakterisine rastlama yaygınlığı endüstriyel ürünlerin % 10’u düzeyindedir. Tavukların hareket etmesinin sağlık açısından avantajları, daha düşük verimli ve dolayısıyla daha dayanıklı hayvanların kullanılması ve sıkı denetimler bu sonuçta etkilidir. Daha yüksek maliyet nedeni ile yakın gelecekte tüm üretimin LR tarzında olması beklenmese de LR tavukçuluk Fransa’da önemli bir seçenek olmaya devam edecektir.

 

Şimdi hep birlikte bir fikir jimnastiği yapalım, Türkiye’de yılda 1.700.000 ton tavuk eti üretiliyor, bunun % 10’unun (170.000 ton/yıl)  LR benzeri bir sitemde üretildiğini varsayalım. Söz konusu sistemde bir kümeste en fazla 4.000-4.500 piliç bakılabilir, çiftçilerin 2’şer kümesi olduğunu ve bir yılda 3 parti üretim yaptıklarını varsayarsak, bu miktarda üretim 3.000-3.500 adet işletmede gerçekleştirilecektir. Dolayısıyla diğer hizmet verenlerle birlikte 4-5 bin aileye geçim sağlamak söz konusu olacaktır. Yıllık 170.000 ton üretimi, endüstride 100.000 piliç kapasiteli 140 kümeste üretmek mümkündür,  2 tane 100.000’lik kümesi olan 70 adet çiftlikte bu üretim gerçekleştirilebilir. Doğaldır ki 70 işletme ile yapılacak bir üretimi 4.000 adet üretici ile gerçekleştirmek kolay değildir. Ancak yüksek işsizlikle mücadele etmek ve hızla kentleşmenin getirdiği sorunlarla boğuşmak da kolay değildir. Türkiye giderek azalan ancak hala yüksek kırsal nüfusa ( % 23) sahiptir ve bu gibi seçenekleri kırsal kalkınma için ajandanın daha üst sıralarına ciddiyetle almalıdır.

 

Diğer Haberler:   Bodrum'da dev orkinos oltaya takıldı

Endüstrinin “tavukçulukta bizim istediğimiz kadar modernleşelim, batıda var olanların istediğimiz kadarını alalım, koşulları sadece biz belirleyelim” deme hakkı ve şansı yoktur. Bizim kültürümüzde velinimet olan müşterinin, diğer bir ifade ile tüketicinin beklentileri giderek artacaktır, endüstri buna kendini alıştırmalı ve hazırlamalıdır.

 

Sertifikasyon mekanizmasına güvenelim mi? Ben güvenilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ancak” ideal olan nedir?” sorusuna cevap olarak bir örnek vermek isterim. İngiltere’de organik tarım sertifikasyonunun önemli kısmını gerçekleştiren “Soil Association (Toprak Derneği)”, 1946 yılında kurulmuş bir yardım derneğidir, sivil toplumun geliştiği ülkelerde organik tarımı sivil toplum kuruluşları denetlemektedir (http://www.soilassociation.org/). Soil Association, günümüz İngiltere’sinde sağlıklı gıda, sürdürülebilir tarım ve arazilerin kullanımı konularında liderlik yapmaktadır, politika oluşturmaktadır. İngiltere’de toplumun yaklaşık yarısının bağışçı olarak desteklediği RSPCA’nın (hayvanları koruma derneği) yan kuruluşu olan Freedom Food (Özgür Gıda)”  ise çiftlik güvenliği ve gıda etiketleme organı yani bir çeşit sertifikasyon kuruluşudur ve bağışlarla ayakta durur. Freedom Food etiketi taşıyan hayvansal gıdalar, hayvan refahına özen gösteren işletmelerde üretilmiş demektir, bu işletmeler dernekte çalışan uzmanlar tarafından habersiz şekilde denetlenmektedir. Hayvanların daha mutlu olması için tüketicilerin önemli bir bölümü bu etiketi taşıyan ürünlere daha yüksek fiyat ödemeye hazırdır.

 

Toplumun daha iyiyi, daha kaliteliyi talep etmesi hakkıdır, gelir ve eğitim düzeyimiz yükseldikçe talepler niteliksel ve niceliksel olarak artacaktır. Ancak bu taleplerin karşılığını bulması için tüketicilerin İngiltere örneğinde olduğu gibi örgütlenmesi, taleplerinin karşılanıp karşılanmadığını da bizzat STK’ler aracılığı ile kendisinin kontrol etmesi gerekmektedir. Endüstri dışı hayvansal üretimin Fransa’daki en başarılı uygulaması için de, yine üreticilerin örgütlenmesi zorunludur.

 

Herkes tavuk etine odaklandı, ben de tavukçuluktan yola çıkarak örgütlenmeye ve örgütlü şekilde etkin olama konularına. Ülkemiz insanlarının, bu konularda da başarılı şekilde örgütlenip etkin olmaya başlaması kalıcı çözümün şartıdır. Ülkemizde artık tavuk eti ve yumurta üreticilerinin örgütlenebilmesi sevindirici gelişmelerdir; bakalım tüketiciler daha sağlıklı ve kaliteli gıda, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve bu bağlamda sertifikasyon-denetim konularında ne zaman örgütlenebilecek ve etkin hale gelebilecek? Küçük üreticilerimiz, ilgili kamu kuruluşları ve üniversitelerimizin de katkıları ile örgütlenerek başarılı üretim modellerini hayata geçirebilecek mi?

 

Unutmayalım her şeyin bir bedeli var, daha sağlıklı beslenmenin de, çocuklarımıza daha sürdürülebilir bir dünya bırakmanın da.

 

Saygılarımla.

 

18 Nisan 2013


URL: https://www.ciftlikdergisi.com.tr/?p=40111

Yazan - Nis 18 2013. Kategori KÜMES HAYVANCILIĞI, HAYVANCILIK, Prof. Dr.Tülin Aksoy, YAZARLAR. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
En Yeniler Eskiler
Bildir
halit
Ziyaretçi
halit

hocam
bilginize ,emeğinize,sağlık

Erdogan Manis
Ziyaretçi
Erdogan Manis

Merhaba Organik tavuk Organik sebze meyva sadece insanlar Organik yada dogal ürünler aradigi icin bazi sahtekarlar firsatdan istifade ediyorlar elindeki her ürünü dogal Organik diye satiyor peki denetleyen varmi malesef yok denetimler cok zayif kimse kimseye bir sey söleyemiyor. Toplum olarak dürüst olamiyoruz (DÜRÜST) olmaya davet ediyorum