Rahmetli Dedemin, ‘Herkes, Keskinoğlu’nun Malı Pahalı Desin,Kötü Demesin’ Nasihatine Uyuyoruz


Kırmızı et fiyatlarındaki yükseliş, ucuz protein kaynağı kanatlı etinin önemini daha da artırdı. Hemen her gıda ürününde olduğu gibi piliç eti üretiminde de hijyen çok önemli.
 
Keskinoğlu Şirketler Grubu’nun Pazarlama Grup Başkanı Keskin Keskinoğlu, tavuk üretiminde kuru ve sulu kesimin farkına dikkat çekiyor: “Sulu sistem seçildiğinde ürünün ağırlığı artıyor ama saklanma süresi kısalıyor. Sulu kesimin handikaplarından birisi de kanlı suyun tavuğun içinde kalıp bakteri üretmesi. Kuru yöntemde ise bu durum söz konusu değil. Biz kuru soğutma için yüksek kapasiteli bir altyapı kurduk. Oysaki suyla üretim yapsaydık yüzde 6’ya kadar daha fazla bir ağırlık kazanacaktık. Ama kaliteden ödün vermedik,
vermeyeceğiz.”

Yumurta ve piliç üretiminden lojistiğe, zeytinyağından kendi adını taşıyan restoranlara kadar pek çok alanda faaliyet gösteren Keskinoğlu Şirketler Grubu’nun faaliyete başlama tarihi 1963. Tavuk çiftliği olarak kurulan şirkette bugün beyaz et konusunda pek çok ürünün yanı sıra yem, doğal gübre, yumurta kabı, zeytinyağı ve kâğıt bazlı sarf sağlık malzemeleri üretimi yapılıyor. Üretim, 1 milyon 380 bin metrekare arazi üzerine kurulu 450 bin metrekare kapalı alandan oluşan 124 adet tesiste gerçekleştiriliyor. Grup şirketlerinde 2 bin 500 kişiye istihdam sağlanırken, 450’si fason piliç yetiştiricisi ve 250’si dağıtım filosunda görevli olan 700 kişiye de iş imkânı sunuluyor. Keskinoğlu, tedarikçileri ve üçüncü parti şirketlerde oluşturduğu iş hacmiyle yaklaşık 10 bin kişiye istihdam imkânı sağlıyor.

İSO tarafından açıklanan ‘Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’ 2009 Raporu’nda Keskinoğlu Şirketler Grubu 93’üncü sırada. Büyüme hızı son 3 yılda yüzde 100’ün üzerinde gerçekleşirken 2009’da yüzde 36 büyüme ile 500 milyon lira ciroya ulaşılmış. Keskinoğlu’nun 2010 hedefi 650, 2012 hedefi ise şimdiden belli; 1 milyar TL’ye ulaşmak.

HER GÜN 25 BİN NOKTAYA ULAŞAN DAĞITIM AĞI

Keskinoğlu tesislerinde günde 300 bin tavuk kesiliyor. Tavuk demek ise tazelik demek, yoksa ürün özelliğini hemen yitiriyor. Keskinoğlu, Anadolu’ya da yayılmış 17 bölge müdürlüğü ve 60’a yakın bayisiyle ürünlerini 25 bin noktaya en taze haliyle ulaştırmaya çalışıyor. Bütün bu hazırlıklardan amaç, Keskinoğlu’nun nihai hedefi olarak kendisine belirlediği bir ‘dünya markası’ olma vizyonu. 2009 yılında toplam 60’a yakın ülkeye piliç eti, yumurta ve zeytinyağı ihracatı gerçekleştiren şirket, Avrupa’dan Asya’ya hatta Amerika’ya kadar pek çok ülkeye ihracat yapıyor.

Keskinoğlu ailesinin geçmişi, suyun öte yanına Yunanistan’a dayanıyor. Savaş yıllarında göçmüşler bu yana. Şimdilerde işin başında ikinci kuşaktan bir ağabey, bir de kardeş var, ancak üçüncü kuşak görevi devralmaya başlamış bile. Keskinoğlu Şirketler Grubu’nda 3. kuşaktan pazarlama grup başkanı olarak görev yapan Keskin Keskinoğlu 2002 yılından bu yana bilfiil işin içinde. Gruba ait tüm şirketlerin pazarlama stratejilerinin belirlenmesi, pazarlama ekibinin koordinasyonu, yönetim ve denetim fonksiyonlarıyla marka ve kurumsal imaj yönetiminin gerçekleştirilmesi görevlerini yürüten Keskinoğlu işe öğrencilik yıllarından başlamış.

Daha Bilkent Üniversitesi’nde öğrenciyken Türkiye’deki tüm Migroslarda Keskinoğlu ürünlerinin satılması için girişimlerde bulunan deneyimli işadamının o günkü gayretleri, markanın bugün hak ettiği yere gelmesine de yardımcı olmuş. Dikey geçişle öğrenimine devam ettiği Beykent Üniversitesi’ndeyken de şirketin dağıtım ağının gelişmesi için çalışmalarda bulunmuş. Lisans eğitimi sonrası İngiltere’ye giderek Liverpool John Moores Üniversitesi’nde pazarlama alanında yüksek lisans yapan Keskin Keskinoğlu, dönüşünde şirketin yönetiminde yerini almış. Keskinoğlu, şirketin tüm departmanlarında görev yapmış.

60’a yakın yeni pazara giren, piliç eti ve yumurta gamına 30’un üzerinde yeni ürün ekleyen şirket, 2005 yılında Ravika markasıyla zeytinyağı üretimine de başladı. Ravika, Keskinoğlu ailesinin Yunanistan’ın Drama kasabasına bağlı köklerinin olduğu köyün adı. Aile, Akhisar’da Ravika’nın tıpatıp bir benzerini de inşa ettirmiş. Ravika ile 5 yıl gibi kısa bir sürede Türkiye zeytinyağı pazarının yüzde 7’sine sahip olan Keskinoğlu şirketlerinin çok iddialı bir hedefi var. “Bulunduğumuz sektörlerde lider olacağız.” diyorlar. Bugün yumurta kabında pazarın yüzde 40’ına ürün veren Keskinoğlu, işin giderek büyüdüğünü söylüyor. Yine büyük düşünerek girdikleri tavuk restoran işinde de yüzde 100 Türk sermayeli bir şirket olarak dünya markası olmayı hedeflediklerini belirtiyor. Damızlık yumurta üreten tavuk pazarının yüzde 30’u da yine Keskinoğlu’nun.

KİM KORKAR HAİN KUŞ GRİBİNDEN!

2005 yılındaki kuş gribi etrafı kasıp kavururken Türkiye’de ilk kez Keskinoğlu tarafından uygulanan ‘Piliç Kimlik Kartı’ projesi, krizi şirket için büyük bir fırsata çevirmiş. Bu zekice uygulamayla, Keskinoğlu piliç eti ürünlerinin üretim aşamalarıyla ilgili her türlü bilgiyi tüketiciye şeffaf olarak sunmuş. Kriz döneminde alınan bir dizi kararla şirket hem iç pazardaki satışını artırmış hem de tavuk ürünlerinde AB ülkelerine ihracata başlayan ilk markalar arasında yer almayı başarmış.
 
‘Bir de şu efsanevi hormon meselesi var’ diyorum Keskin Keskinoğlu’na. Sorumu, “Hormon dışarıdan verilebilecek bir kimyasal değil, enjekte edilmeli ve enjekte de 60’ıncı gün yapılabiliyor. Biz tavukları 45’inci günde kesimhaneye gönderiyoruz. Bu sebeple hormon meselesi sadece söylenti diyebilirim. Bir diğer çok sözü edilen antibiyotik konusuna da açıklık getireyim. Eğer bir sürü hastalanmışsa tedavisi çok pahalıdır. Bu sebeple o sürüyü kendi haline bırakırız. Ayrıca antibiyotik verilse bile kesimden 15 gün önce ilacı bırakmanız gerekiyor. Kontroller de AB normlarında yapılıyor. Hata yapmak mümkün değil.” diye cevaplıyor. Konuşmada öğreniyorum ki kesimliklerin yanı sıra bir de yumurtalık tavuklar varmış. 16 haftalık olunca yumurtlamaya başlayan tavuk verimliliği 65’inci haftada düşünce tavuk kesiliyormuş. Bu tavukları daha çok doğudaki aileler tercih ediyormuş. Güzel kokuyor ama saatlerce pişirmek gerekiyormuş.

PAKETLİ ÜRÜN SATIYORUZ DİYE BİZİMLE ALAY ETTİLER

“Kuş gribi öncesi ve sonrası olarak ifade edebileceğimiz bir dönem geçirdi sektörümüz. Çünkü salgın öncesi açıkçası bu kadar denetlenmiyorduk. Paketli ürünler almak yerine daha taze diye dökme, açık ürünler tercih ediliyordu. Bizim gibi entegre olmuş, ürünü paketli satan kurumlarla dalga geçiliyordu. ‘Daha ucuza üretmek varken neden paketliyorsunuz?’ diyorlardı. Biz her dönem direndik ve ilk günden itibaren paketli, etiketli ürünler sattık.” diyen Keskin Keskinoğlu, sulu ve kuru kesimden söz ediyor: “Ürün soğutulurken sulu sistem seçildiğinde ürünün ağırlığı artıyor ama saklanma süresi kısalıyor. Sulu kesimin handikaplarından birisi de kanlı suyun tavuğun içinde kalması ve bakteri üretmesi. Daha o günlerden kuru soğutma için yüksek kapasiteli bir altyapı kurduk. Oysaki suyla üretim yapsaydık yüzde 6’ya kadar daha fazla bir ağırlık kazanacaktık. Dedem 101 yaşında vefat etti ve bize, ‘Herkes Keskinoğlu’nun malı pahalı desin ama kötü demesin’ diye bir nasihatte bulundu. Bugün fiyatımız diğerlerinden daha farklı ise bunun sebebi kendi yiyemeyeceğimiz hiçbir şeyi tüketicimize satmama prensibinden kaynaklanıyor. Biz kaliteden ödün vermedik, vermeyeceğiz.”

Dubai’deki ilk satış girişimlerinde Keskin Keskinoğlu’nu görüşmeye bile kabul etmezler ve ‘Sizde piliç, tavuk var mı?’ diye sorarlar. Keskinoğlu’nu kabul etmeyen Dubaili yetkililer o günlerde Amerika ve Brezilya’dan tavuk getirmektedir. Ancak ülkemize gelerek tesisleri görür ama gördüklerine inanamazlar. Türk piliç eti firmaları 2003’ten beri AB’den onay bekleyedursun Keskinoğlu, 2009’da Avrupa’ya piliç eti ihracatına başlayan ilk şirket olmuş. Bunun sebebi ise işi herkesin yaptığından daha farklı yapmayı başarmış olmaları. Örneğin ‘Piliç kimlik kartı’ uygulamasıyla tesislerdeki ‘tam izlenebilirlik’ sistemini tüketicinin denetimine açması, ‘Yumurta kimlik kartı’ uygulamasıyla yumurtanın kaynağından satış noktasına gelinceye kadarki takibi, işlenmiş piliç eti ürün ambalajlarında yağ, doymuş yağ, şeker ve tuz miktarının renklerle görüldüğü ‘Trafik ışıkları’ sisteminin kullanılması, işlenmiş piliç eti ürünlerinde, soslu ürünleri pazara sunması ilkleri oluşturmuş.

Keskinoğlu’nun ilkleri epey fazla; sirkeli zeytinyağı ürünlerini pazara sunan ilk marka olurken yine DHA’lı, selenyumlu, omega 3’lü, doğal besin ve saf kahverengi yumurtayı da tüketiciye sunan ilk marka olarak sektöründe bir ilki daha başarmış. Asli işi tavukçuluktan ayrı da olsa SANİKES markasıyla kâğıt bazlı sarf sağlık malzemelerini (böbrek küvet, ördek, sürgü) Türkiye’de üreten ilk firma olmuş. Organica markasıyla Türkiye’de paketlenmiş doğal tavuk gübresini üreten de çocuklara yönelik pişmiş piliç eti ürünlerini pazara ilk sunan da yine Keskinoğlu.

Keskin Keskinoğlu, hedefe odaklı girişimci bir kişilik. Aklı, adeta kimsenin daha önce yapmadığı ayrıntıları görmek üzere programlı. Kendisine ülke sınırlarının yetmeyeceğini daha şimdiden görebiliyorum. Bakalım gelecekte kendisini dünyanın neresinde başka hangi ürünlerle ve hangi pazarın lideri olarak göreceğiz?

Tavuk gübresi kullanımı yaygınlaştırılmalı

Türkiye topraklarının yüzde 91,4′ ü organik madde açısından yetersiz. Bu sebeple de ya kimyasallarla ya da doğal katkılarla zenginleştirilmesi gerekiyor. Kimyasalların katkılarının yanı sıra zararları da bilindiğinden doğal gübrelerin değeri giderek artıyor. Keskinoğlu da yaptığı işin doğal bir çıktısı olarak 2003’te Organica markasıyla tavuk dışkılarını değerlendirerek tavuk gübresi üretimine başlamış. Tesislerinde açığa çıkan 40 bin tonluk tavuk gübresini toprağa yararlı hale getirmişler ve ülke ekonomisine katkı sağlamışlar. Keskin Keskinoğlu, “Ülkemizde ortaya çıkan yıllık 5,5 milyon ton tavuk dışkısının çevreye zararlarını en aza indirip, işledikten sonra toprakta kullanılmasını sağlayarak tarımda verimi artırmayı hedefledik. Küresel ısınmanın yaşandığı 21. yüzyılda çevreye duyarlılığımızı artırmamız gerekirken sektörümüzdeki firmalara da büyük görevler düşüyor. Firmalar, elde edilen tavuk dışkılarını toprağa ve insanlığa faydalı hale getirmek için yeni yatırımlar yapmalı. Böylece ülke tarımına katkı sağlayacakları gibi istihdam konusunda da üretim ve pazarlama ağında iş imkânı sağlayacaklar. Bu çalışmanın bir halkası olarak devletimizden de taleplerimiz var. Doğal tavuk gübresi kullanımını artırmak için uygulanan yüzde 18’lik KDV oranının yüzde 1’e düşürülmesiyle hem çiftçilerimiz uygun fiyatlara gübre temin edecek hem de gübre üreten firmalara bir teşvik oluşacak.” şeklinde açıklıyor.(cha)


Yazan - 20 Kasım 2010. Kategori GIDA. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x