Rekabet Kurumu market sektörünü mercek altına aldı


İşte ortaya çıkan rapor!
 
Rekabet Kurumu, hızlı tüketim ürünleri perakende sektöründe son bir yıldır sürdürülen ”Türkiye Hızlı Tüketim Ürünleri Perakendeciliği Sektör İncelemesi Ön Raporu”nu tamamladı.

Kurumun resmi web sayfasında yayımlanan raporda, Türkiye’de faaliyet gösteren hızlı tüketim ürünleri perakendecileri ve tedarikçilerden elde edilen veriler ile perakendeci-tedarikçi ilişkisinde muhtemel rekabet sorunlarının masaya yatırıldığı bildirildi.

Raporda, başta İngiltere, Fransa, İtalya, Portekiz, Almanya, İskandinav ülkeleri, Avustralya olmak üzere çok sayıda ülkenin perakende sektör yapıları, mevzuat ve uygulamalarının incelendiği kaydedildi.

Sektör incelemesinin ikinci aşamasında tedarikçilere yönelik kapsamlı bir saha çalışması ve Türkiye’de model olabilecek uygun ülke uygulamalarının detaylı olarak analiz edileceği de raporda ifade edildi.

RAPORUN ÖN BULGULARI
Sektör incelemesinin ön bulgularına ilişkin hazırlanan rapora göre, Türkiye’de organize perakendenin payı 2004’de yüzde 30 iken, 2009 yılı itibariyle yüzde 43 düzeyine ulaştı. Bu gelişmeye rağmen Türkiye’de hızlı tüketim ürünleri perakende pazarında ağırlık geleneksel kanalda bulunuyor.
Organize perakende içinde en hızlı büyüyen kanal indirim mağazacılığı olurken, ”BİM ve A-101” en hızlı büyüyen perakende zincirler oldu.
Türkiye’de 2001 yılında yaşanan ekonomik kriz ve 2008 küresel finans krizi, indirim mağazacılığı kanalında organize perakende içindeki payını artırdı.

Toplam perakende pazarı içinde süpermarketler en büyük paya sahip. Hızlı tüketim ürünleri cirosu bakımından BİM, Migros’u 2009 yılında geçerek pazar lideri oldu. Pazardaki diğer büyük perakende zincirleri sırasıyla CarrefourSa, Metro/Real, Bizim Toptan, Tesco/Kipa, Kiler, Makromarket ve A-101 olarak sıralandı.

BÖLGESEL PERAKENDECİLİĞİN PAYI ARTTI
Belli başlı bölgesel/yerel perakendeciler Adese, Pehlivanoğlu, Çağdaş, KİM, Mopaş, Yunus ve Uyum oldu.

Bölge bazında sırasıyla Marmara, İç Anadolu ve Akdeniz, il bazında ise İstanbul ve Ankara bölgesel hızlı tüketim ürünleri perakendeciliğinin yaygın coğrafi pazarlar oldu.

Raporda hızlı tüketim ürünleri perakendeciliğinde yoğunlaşma oranları, Avrupa ülkeleri ile karşılaştırıldığında Türkiye’de hala düşük olduğu ifade edildi.

Rapora göre, en büyük dört perakendecinin toplam pazarı İsveç’te yüzde 91, İngiltere’de yüzde 68, Almanya’da yüzde 67, Fransa’da yüzde 65, Macaristan’da yüzde 50 ve İtalya’da yüzde 20 iken, Türkiye’de yüzde 14 düzeyinde bulunuyor.

Buna karşın Ege bölgesinde hızlı tüketim ürünleri pazarında toplam pazar payı yüzde 22 iken, organize perakende içinde bu oran yüzde 50’ye, İzmir’de ise sırasıyla yüzde 34 ve yüzde 77’ye yükseliyor.

KURUMSALLAŞMA ARTIYOR
Rapora göre perakende zincirleri arasında kurumsallaşma ve halka arzlar artıyor. Yıllar içinde Migros, CarrefourSa, BİM, Tesco/Kipa’nın ardından 2010 sonunda Uyum Gıda, Kiler ve Bizim Toptan sermayelerinin bir kısmını halka arz etti.

Perakende zincirlerinin rekabet gücünü belirleyen önemli unsurlar arasında yer seçimi geliyor. Ulusal ve zincirler kimi zaman yeni mağaza açmak yerine, küçük ölçekli, lokasyon seçimi görece iyi olan küçük zincirleri devralmayı tercih ediyor.

Rapora göre, tedarikçilerden listeleme bedeli, raf bedeli, teşhir alanı bedeli, insert bedeli, elektrik bedeli, promosyona katılım bedeli, eleman talebi, mağaza satış bedeli, yıl dönümü bedeli, yıl sonu iskontosu gibi çeşitli adlar altında bedeller talep ediliyor. Perakendecilerin bazı durumlarda bu bedelleri sözleşme dışı ve geçmişte etkili faturalar yoluyla tahsil etmeleri, tedarikçiyi öngöremediği bir maliyet ve ticari riskle karşı karşıya bırakıyor.

Tedarikçiden alınan bu bedellerin, ulusal perakende zincirlerinin ciroları içinde yıllar içinde artan bir trend izlediği ve 2009 yılında ortalamada yüzde 12,5’a ulaştığı tespit edildi.

ÖZEL MARKALI ÜRÜNLERİN PAYI HALA DÜŞÜK
Rapora göre, özel markalı ürünlerin toplam satışlar içindeki oranı İsviçre’de yüzde 54, İngiltere’de yüzde 47, İngiltere’de yüzde 47, İspanya’da yüzde 40, Avusturya’da yüzde 31, İtalya’da yüzde 13 iken Türkiye’de sadece yüzde 8 düzeyinde bulunuyor.

Özel markalı ürünlerin payının artmasıyla birlikte tedarikçilerin markalı ürünlerinin raflarda yer bulma sorunu ortaya çıkıyor. Ayrıca söz konusu gelişimin tedarikçilerin yeni ürün geliştirme,marka yatırımı yapma çabalarına zarar verdiği dile getiriyor.

ÖNERİLER
Raporun öneriler bölümünde, Türkiye’de son beş yıldır yavaş ilerleyen ve fark edilmeyen devralmalar gerçekleştiği, bu tür küçük ölçekli devralmaların da belirli bir süre sonundaki kümülatif etkisinin rekabetçi endişeler yaratabileceğine işaret edildi.

Raporda, yoğunlaşmaların bildirilmesine yönelik ciro eşiklerinin hızlı tüketim ürünleri perakendeciliği ile sınırlı olmak üzere düşürülmesi gerektiği belirtildi.

Önerilerde, ”davranış kodu ve ombudsmanlık sisteminin hayata geçirilmesi, tedarikçi-perakendeci anlaşmaların Rekabet Kurumu’na yıllık olarak gönderilmesi” önerilerinde de bulunuldu.


Yazan - 14 Mart 2011. Kategori EKONOMİ. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x