Silifke’nin Yoğurdu,Tüm Yetkililer Uyudu….!


Yoğurt dünyanın hemen her yerinde bilinen ve tüketilen bir gıdadır. Kökenine ilişkin çeşitli öyküler olmakla birlikte, yoğurdun ilk kez Anadolu’da ortaya çıktığı söylene gelir. Koyun, keçi, inek ve manda sütünden yoğurt yapılmaktadır. Tat ve koku verici maddeler eklendiği gibi, taze meyve ve sebzelerle de yenebilir. İnce kesilmiş salatalık ve baharatla yapılan yoğurt salatasına, Hindistan’da raita, ülkemiz ve Ortadoğu ülkelerinde cacık denir.

Yeni dünya Amerika’da yaklaşık 50 yıl önce, Avrupa’da da 20 yy başlarında itibaren bilinen ve yapılmaya başlanan yoğurdun, bin yıl önce Türk illerinde yapıldığı ve yendiği bilinmektedir. Bin yıl önce Balasagunlu Hacip ve Kaşgarlı Mahmut tarafından yazılmış olan Kutadgu Bilig ve Divan-ü Lugati’t-Türk adlı yapıtlarda bugünkü anlamda yoğurda rastlanılmaktadır.

Fransa kralı 1. Fransuva’ya tedavi amacıyla yoğurt, 16. yy Türkler tarafında götürülmüş. O yıllarda Fransa’da yoğurt ilaç olarak tanınmış. Yoğurdun geniş çapta yayılması ve Türk sınırlarını aşması 20. yy başlarında olmuştur. Yaygın bir söylenceye göre, Anadolu’da yoğurdun yapılışı Hıdırellez günü bir genç kız kırlarda çiy toplarken duyduğu bir ses, bunlara süte katarsa dertlere deva bir yiyecek elde edeceğini söyler. Kız çiyi süte katıp yoğurt yapar. Anadolu’nun bazı yörelerinde bugünde bu biçimde yoğurt yapıldığı bilinmektedir.

* * *
Bu kentin dışında çok sık karşılaştığınız sorulardan birisi de “Silifke Yoğurdu” üzerinedir. Şöyle söylerler; Silifke’ye geldik, “Silifke Yoğurdu” aradık, bulamadık. Arayıp ta bulamadıkları “Silifke

Yoğurdu”’nun özellikleri nelerdir?

Üstüne türküler derleyip, halk oyunları oynadığımız “Silifke Yoğurdu”, bundan 40-50 yıl önce, kasaba çarşısına özellikle pazartesi ve cuma günleri (bugünler de Pazar kurulduğundan, kasaba daha kalabalık olurdu, hala da öyle) dağ köylerinden tuluk yoğurdu, ova ve Becili yöresinden çingil ve çömlek yoğurdu gelirdi. Tuluk yoğurtları bocut’la(maşrapa) köprü başında ve Tevekkül Sultan yanında ve Kitapçı Hasan Ağa’nın dükkanının önünde satılırdı. Çömlek ve çingil yoğurtları ise bugünkü Ziraat Bankası yerinde bulunan iki katlı PTT binasının karşısındaki kaldırım üzerinde sergilenerek, pazarlanırdı.

Çarşı-pazara gelen yoğurt davar(Keçi) sütünden yapılırdı. Torosların eteklerinde yayılan keçiler, alçak kesimlerde kesme, sakızlık filizi (Kömürtlek), Piynar, Kördiken, harap Zeytin ile Harnup (Keçi boynuzu), yüksek kesimlerde (1400-1500m.) ise Karamık ve İt burnu (Kuşburnu) ile beslenirdi. Keçiler, baharda yeşil ot yediğinden bu sütten yapılan yoğurt cıvık, zamanla kuruyan otlarla beslenen keçi sütünden yapılan yoğurt ise daha kıvamlı olurdu. Küçük baş hayvanlar (Koyun-Keçi) yavruladıktan sonra elde edilen sütten yapılan yoğurt ala sulu olur, buna da ağız denir. Silifke Yoğurdu, “akar” yoğurttur. Torosların kirlenmemiş doğasında yetişen yüzlerce çiçek, filiz ve otla beslenen keçilerin sütüyle yapılması, sütün süt çilisi(kap) ile pişirilmesi, pişirilme sırasında kabaran süt köpüklerinin sürekli savrulması, süt’e hiçbir kültür(katkı maddesi)’ün katılmaması, serçe parmağını yakmayacak bir ısıda maya atılması ve özellikle tulukta pazarlanması, Silifke Yoğurdunun önemli özellikleridir, diyebiliriz…

Geçmişten günümüze “Silifke Yoğurdu” yüzyıllardır sürüp gelen Yörük-Türkmen yaşamının, sosyo-ekonomik ve doğa koşullarının sonucu bir üretim biçimi olmuştur. Günümüzde bu tip yoğurt üretimi, “Kültür Haftaları” vb. etkinlikler içinde görülmektedir. Bilindiği gibi keçi sütü, diğer sütlere göre yağ oranı (kolesterol) en düşük olan süt türüdür. Bu nedenle keçi sütüne bağlı ürünler daha az yağlıdır, diyebiliriz. Kimi girişimcilerin gelecekte bin yılın geleneği bu özgün yoğurt üretim biçimi olan “Silifke Yoğurdu”’nu daha sağlıklı ortamlarda halkın tüketimine sunacaklarını umuyoruz. Bu yönde çaba harcayacaklara şimdiden başarılar diliyoruz…

Lezzetiyle ile türkülerde bile kendine yer bulan meşhur “Silifke yoğurdu”, ilçede marka değeri taşıyacak yoğurt üretim tesisi bulunmaması nedeniyle, ticari hayatta adından söz ettiremiyor.

Yaz aylarına nüfusu 500 bine ulaşan Mersin’in Silifke ilçesi Belediye Başkanı Bayram Ali Öngel, yüzlerce yıllık geçmişe sahip olan ilçenin eskiden “Yörük diyarı” olarak anıldığını, bu sayede de yoğurduyla markalaştığını söyledi.

Yörük yaşamında hayvancılığın, buna bağlı olarak da süt ve süt ürünlerinin en büyük gelir kaynağı olduğunu anlatan Öngel, “Geçmişte sayıları on binlerle anılan Yörüklerin buluşma noktası olan Silifke’de insanlar, zengin bitki örtüsüne sahip Toroslar’da gezdirdikleri hayvanlarından elde ettikleri sütleri ve bunlardan ürettikleri yoğurtları ilçemizdeki pazarlarda satarlarmış. Buraya gelip giden insanlar ise, ilçenin adına adeta yoğurtla özdeşleştirmiş” dedi.İlçedeki bu özelliğin ozanlar tarafından da ilgiyle takip edildiğini dile getiren Öngel, şöyle devam etti:

“Yoğurdun lezzetine hayran kalıp, yoğurdu satan güzel Yörük kızlarını gören ozanlar, ‘Silifke’nin yoğurdu, kız seni kimler doğurdu?’ diye başlayan mısraları kaleme almış. Bu mısralar ise zaman içerisinde türküye dönüşmüş. Bugün baktığımız zaman Silifke ismi yoğurduyla herkesin dilinde. Ama, ilçemizde tek bir yoğurt üretim tesisi bile yok. Sadece münferit şekilde evlerinde üretim yapan ve çevredekilere satış yapan bazı küçük girişimcimiz var. Oysa ki, bu kadar büyük bir markaya çok büyük yatırımlar lazım.”

Yatırımcıları ilçeye davet ediyor

Silifke Yoğurdu” markasıyla sektörde yer edinmek isteyen yatırımcıları ilçeye davet eden Öngel, “Burada yatırım yapacak kişiler, buradaki işsizliğe bir nebze de olsa ilaç olmuş olacak. Ama, bundan da önemlisi, yatırımcı hazır bir markayla direkt olarak sektörde söz sahibi olmaya başlayacak. Bu yüzden gelecek yatırımcının, çok ciddi gelirler elde edebileceğine inanıyorum. Öte yandan biz de ilçemizde yatırım yapmak isteyenlere elimizden gelen kolaylığı sağlamaya hazırız” dedi.

Konya yolundaki kapalı pazar yerinde yoğurt standı açtıklarını anlatan Öngel, yoğurt üretimi için yatırımcılara Silifke Organize Sanayi Bölgesi’nde arsa tahsisi konusunda da gerekli kolaylığı sağlayacaklarını söyledi. Öngel, geçmiş yıllarda Silifke’nin Antalya, Mersin ve Karaman civarıyla karayolu bağlantısının son derece sıkıntılı olduğunu hatırlatarak, “Artık bu durum değişiyor. İlçemize ulaşım çok kolaylaşıyor” dedi. İlçeden kent merkezine doğru ulaşımı sağlayan D-400 karayolunun geçtiğimiz yıllarda genişletilmesiyle kent merkezine ulaşımın da rahatladığını anlatan Öngel, şöyle devam etti:“Öte yandan Antalya tarafına ulaşım da çok yakın bir gelecekte rahatlayacak. Çünkü Akdeniz sahil Yolu Projesi tüm hızıyla sürüyor. Ayrıca kuzeye gitmek isteyenler için ise Mut-Karaman arasında duble yol çalışmaları sürüyor. Mersin uluslararası havalimanının yapılacağı da gözününde bulundurulunca, Silifke’de üretilecek yoğurtlar, kolay bir şekilde Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanına gönderilebilecek. Bunlar yatırımcının işini kolaylaştıracak önemli avantajlar.

Kaynaklar:AA-Yüksel BÜTÜN ve Silifke Belediyesi

 

 


Yazan - 6 Aralık 2011. Kategori GIDA. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x