Tarımda Gen Düzenleme Teknikleri Yaygınlaşıyor


Prof. Dr. Nazımi AÇIKGÖZ

Son 200 yıl içinde dünya nüfusu 1 milyardan 7,9 milyara çıktı. Böyle hızlı bir nüfus artışına tarımsal üretim ekim alanlarının genişleterek ve birim alandan kaldırılan ürünü artırarak ayak uydurabildi. Nitekim son yüz yılda değişik ıslah teknikleri ile verimin kat be kat artırıldığına şahit oluyoruz (Grafik). Teorik potansiyelin henüz çok gerisinde olduğumuz da bir gerçek. Nitekim dünya çeltik verim ortalaması dekara 333 kg iken Hindistan’da bir denemede söz konusu verim 2240 kg/da’a ulaşılabilmiştir[1]

Verim artışını sağlayan çeşitte genetik değişim, farklı ıslah yöntemleri ile gerçekleştirilmektedir. Klasik melezleme, seleksiyon, mutasyon poliploidi gibi tekniklere son 30 yılda GDO (Genetiği Değiştirilmiş organizmalar) yöntemlerini devreye sokarak, sürekli yeni genotipler geliştirmektedirler. 2013’lerde keşfedilen Gen Düzenleme (Gen Editing) yöntemi kaşiflerine de Nobel Ödülü kazandırırken, ıslah süresini de oldukça kısaltmıştır.

Bu teknik aslında klasik mutasyon ıslahının laboratuvar versiyonudur. Bilindiği gibi mutasyon, canlı genlerinden birinde, kendiliğinden veya amaçlı oluşturulan bir değişimdir. Dünyada mutasyon yöntemleri ile ıslah edilmiş 4000’e yakın çeşit tescil edilmiştir. Bu genom düzenlemeleri, CRISPR ve bir seri yeni gen mühendisliği yöntemlerini kapsamaktadır. Bu yöntemlerde, GDO’lardaki gibi dışarıdan herhangi bir gen transferi söz konusu değildir. Tersine hedeflenen genin, uygulanan geçici DNA kesici enzimleri ile susturulması, etkisinin artırılıp azaltılması, yani mikro-mutasyona tabi tutulmasıdır.

Diğer Haberler:
Tıbbi ve Tarımsal Biyoteknoloji Yönergelerinde AB’nin Çifte Standartı

Son yıllarda gen düzenleme yöntemleri ile elde edilen sonuçları kısaca bir göz atalım:

  • Daha 2019 yılında Arjantin’de tatlı su çuprası;
  • ABD’de yağ kalitesi iyileştirilmiş soya;
  • Hindistan’da dört yıl gibi kısa zamanda ve nohut;  
  • Japonya’da tatlı domates çeşidi;
  • Japonya’da bir mercan balığı;
  • İngiltere’de yeni buğday hatları tarla deneme safhasında;
  • Japonya’da başakta çimlenmeyen arpa tescil edildi;
  • ABD’de uzun raf ömürlü çilek geliştirildi;
  • Japonya’da fangri mercan ıslah edildi;
  • Rusya’da CRISPR’den yararlanılarak ilk buzağıyı klonlandı (inek sütüne alerjiyi devreden çıkaran);
  • Çin’de azottan daha fazla yararlanabilen buğday çeşidi geliştirildi. Ve yüzlerce yeni genotip adayları yolda…

Gen düzenleme yöntemlerine bakış açısı ülkeden ülkeye değişmektedir. Örneğin AB, bu yöntemle ilgili mevzuatı GDO kapsamına alarak, adeta gen düzenleme yöntemleri ile geliştirilen çeşitlerin tarımının yasaklamıştır. Aynı yaklaşım ülkemiz için de geçerlidir. Halbuki GDO’ya karşı Rusya 2019 yılında gen düzenleme ile ilgili araştırmaları başlattı. Nitekim kısa zamanda klonladığı buzağıyı sürüye kattı bile. 

Görüldüğü gibi gen düzenlemenin faydalarından yalnız belirli ülkeler yararlanmaktadır. Türkiye dahil bir çok ülke olayın öneminin ve aciliyetinin henüz farkında değiller. Bu tür çalışmalara Tarım ve Orman Bakanlığımızın destek verildiği bilinmektedir. Ancak konunun araştırma bazında muhatabı Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü Biyoteknoloji Bölümünün çalışma konuları arasında yer dahi almaması ilginçtir[2]. Gönül istiyor ki bu ve benzeri konular özel sektör, üniversiteler ve kamunun bir çatı altında toplandığı “Türkiye Tarımsal Araştırma Kurumu”nca ele alınabilsin.

Diğer Haberler:
Çiftçi fiyat indiriyor pazara zam geliyor

Gerek özel sektör gerek kamu karar vericiler için farkındalık yaratmak kaçınılmaz görünüyor. Gelin AB bitki ıslahçılarının söz konusu yöntemden bir an önce yararlanmaya başlamak için ne yaptıklarına bir göz atalım: Yüksek verim ve kalite gibi bitki ıslahının genel hedeflerine yönelik araştırmalar en çok tahıllar, soya, patates ve diğer 51 kültür bitkisinde yoğunlaşmaktadır. İşte Almanya’nın küçüklü büyüklü 60 bitki ıslahçı firması, yeni ıslah tekniklerinden (YİT) yani gen düzenlemeden yararlanarak, mantari hastalıklara toleranslı-dayanıklı buğday genotipleri geliştirmek için 2020 yılında PILTON projesinde bir araya gelmiştir. Böyle sofistike bir atılımın gereksinimden ortaya çıktığı kolayca anlaşılabilir. Ne var ki proje yürütücülerinin zihinlerini meşgul eden büyük bir sorunları var. AB’de Islahın belirli aşamalarındaki test ve tescil işlemlerinde, yeni ıslah tekniklerinin de genetiği değiştirilmiş ürünlerle (GDO) aynı muameleyi görmektedir. Ki bu durumda aday genotiplerin çevre, sağlık vs. testleri için GDO’larda olduğu gibi milyonlarca Euro gerekecektir. Bu durumda küçük ölçekli firmaların bu masrafları karşılayamayacağı bir gerçek[3].  Bilindiği gibi YIT ile geliştirilen çeşitler ABD başta olmak üzere birçok ülkede GDO kapsamında değil, klasik ıslahla geliştirilen çeşit adaylarında uygulanan yönetmeliklere göre test ve tescil edilmektedir. Peki PILTON proje yönetiminin bu konudaki görüşü ne? Bir proje sorumlusu “İlginç bir ortamda çiftçi ve toplum için, gerçek katma değeri olan net ve pratik bir proje oluşturduğumuza inanıyoruz. Bu konuda AB kurullarının olayı yeniden düşünmesinin zamanı gelmiştir. Ayrıca olaya siyasi olarak da müdahil olabiliriz” diyor!

Diğer Haberler:
Prof.Dr.Orhan Kural 'Riski sıfıra indirmeliyiz'

15 Ocak 2022. 03:20
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x