Türk Tavukçuluk Tarihimizden Kesitler


Beypiliç’in Önlenemeyen Yükselişi ve Mehmet Tanrıkulu’nun Ticari Dehası…

 

ERKAN KONURALP

 

(Fotolar:Çiftlik Dergisi özel arşivi)

 

Bugün Piliç eti üretiminde kanatlı sektörünün ön saflarında yer alan Beypiliç’in temeli, Ankara’nın Beypazarı ilçesinde yöre çiftçilerinin yem gereksinimlerini karşılamak amacı ile 1979 yılında kurulan Beyyem A.Ş.ile atıldı.İki yıl hazırlık ve üretim denemeleri yapan Beyyem A.Ş. 1981 yılı ekim ayında da üretime başladı.

 

BÜLENT ULUSU AÇILIŞI YAPTI

 

b

 

Açılışı ile yörede büyük ilgi gören Beyyem’in açılışını 1980 ihtilalinin tanınmış başbakanı Bülent Ulusu yaptı.Karma yem üretimi ile çalışmalarına başlayan Beyyem çevre hayvan üreticilerinin ilgi gösterdiği büyük bir firma haline geldi.

 

Karma yem üretimi devam ederken hayvancılık sektöründe başgösteren mali kriz nedeniyle tahsilatlar zorlanınca, yönetim, şirketin geleceğini düşünerek yeni bir vizyon üstlenmeye karar verdi.Başta rahmetle andığımız Mehmet Tanrıkulu ile Genel müdür Dr.Sait Koca hayvancılık sektörünün yüzde 70 ana girdi maddesi olan yem fabrikasını da arkalarına alarak, piliç eti üretmek amacı ile 1986 yılında Beypi A.Ş. kurulum çalışmalarına başladılar.

 

i

Göynükte açılan ilk kesimhanede Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Tanrıkulu ve işçiler

 

Önce üretici planlaması ve kesimhane ile ilglili araştırmalara başlayan Mehmet Tanrıkulu ve Dr.Sait Koca 1987 yılının Ağustos ayında Bolu Göynük’te açılışını yaptıkları kesimhane ile de resmen piliç eti üretimi başlamış oldular.

 

 

 

MEHMET TANRIKULU’NUN MUSEVİ İŞYADAMLARINI
BİLE DİZE GETİREN MÜTHİŞ ZEKASI

 

Ben rahmetli Mehmet Tanrıkulu ve genel müdür Dr.Sait Koca’yı Çiftlik Dergisi için söyleşi yapmak üzere Beypazarı’da kurulu Beyyem fabrikasına gittiğimde tanıdım (1986). Bana Beyyem fabrikasının çalışması ve yöredeki hayvancılık sektörünün gelişimi ile ilgili olarak geniş bilgi verdiler.

 

Daha sonra da yani iki-üç ay sonra da Mehmet Tanrıkulu kesimhane işi için İstanbul’a geldiğinde beni aradı ve son çalışmaları ile bilgi aktardı.

 

Ertesi gün Stork firmasının Türkiye temsilcisi Atila Çağlar’ın yanından arayarak gelmemi istedi. Atilla Çağlar’ı sektöre girdiğimden beri yakından tanıyor ve sık sık bir araya gelerek bilgi alışverişinde bulunuyorduk.

 

j

Atilla Çağlar,kardeşi İbrahim Çağlar,Sedat Koşucuoğlu ve dünyaca ünlü Stork firmasının satış müdürü musevi kökenli Johan Konst

 

Mehmet Tanrıkulu buluştuğumuzda o günlerin ve halen modern kesimhane işinde dünya lideri olan Stork firmasının Türkiye temsilcisi Atilla Çağlar,kardeşi İbrahim Çağlar,Sedat Koşucuoğlu ve dünyaca ünlü Stork firmasının satış müdürü musevi kökenli Johan Konst birlikte oturuyorlardı.İstanbul Beyoğlu Ticaret Odası’nın karşısındaki büroda öyle bir pazarlık vardı ki, dillere destan.Meğer rahmetli Mehmet Tanrıkulu uzun süredir kesimhane pazarlığını sürdürüyormuş ve pazarlıkta öyle fiyata indirmiş ki maliyetin altına.Ben inanamadım ve zararına mal verilir mi?Diye sorduğumda cevap alamadım ama sonra işin aslı anlaşıldı.

 

O yıllara kadar Türkiye’de kesimhane ile ilgili yine dünya markası olan Meyn firması dillerden düşmüyordu.Türkiye’de iki üç firmaya tesis kurmuşlardı.Bu firmalardan biri de İstanbul Ticaret Odası Başkanı olarak ünlenen Mehmet Yıldırım’ın firması olan “Yıltav”dı.Ben Mehmet Yıldırım’ı İzmir’de Yu-Pi’nin patronu Hanri Benazus’un Alsancak’taki yazıhanesinde tanıdım ve sohbet ettim.Yıltav firmasının merkezleri ise Anadolu yakasında Ümraniye’de idi.Firmanın başında bir zıraat yüksek mühendisi bulunuyordu.Genç Ziraat Mühendisi çok heyacanlı ve girişimci bir yapıya sahipti.Kendisi ile bu konuda geniş röportaj yaptım.Meyn firmasının Yıltav firması adına kurduğu modern kesimhane Dudullu’da Tavsan firmasının karşısına denk geliyordu.Bu kesimhane firmanın kısa süre sonra kapanması ile atıl durumda bekledi.Çalıtırılmadığı için bir çok ekipmanı devre dışı kalan kesimhane bir süre sonra da Oyak ve Danimarka sermayesinin bir ürünü olan Sakarya Merkezli Entaş Şirketinin ‘Lades’firmasına satıldı.

 

İşte bu ölü zamanda Stork, Meyn firmasının önüne geçmek ve Türkiye pazarını ele geçirmek amacı ile çalışmalara başladı.Bu girişimin en etkin atağı da, tavukçuluk sektöründe büyük ses getiren bir firması olan Beypi’ye maliyetinin altında bir fiyatla kesimhane işini yaparak kendisini ülkemizde göstermekti.Sonradan duyduğuma göre de Mehmet Tanrıkulu bu zarar ettiren fiyattan da indirim almış.

 

Beklemeler bitti ve Göynük’teki kesimhanenin açılışına davetli olarak Çiftlik Dergisi adına bulundum.Çok kalabalık bir üretici ve dost katılımı ile açılış muhteşem bir törenle hizmete girdi (1987).Açılışa Çiftlik Dergisi’nin sorumlusu olarak davetli olarak gittiğimde, Mehmet Tanrıkulu ve kesimhane emekçilerinin sevinçlerini akseden yüz ifadelerini tarif edemem.İstanbul’dan açılışa Fevzi Aş ve Stork firması temsilcileri ile İstanbul’da dağıtımı üstlenen Nail Küçükel ile katıldık. Dergide Eylül 1987 yılında açılış haberi olduğuna göre,tören zannedersem Ağustos sonunda yapıldı.

 

Beypi büyümesi amacıyla damızlık kümesleri, kuluçkahane ve üretim kümesleri yatırımları yapılarak faaliyetin tam entegre olması sağlandı. Beypazarı İlçesinde başlayan yatırımlar daha sonraki yıllarda Bolu İlinde devam ettirildi. Bolu İlinde, ikinci bir kuluçkahane, karma yem fabrikası ve kesimhane ile çok sayıda damızlık ve üretim kümesleri yatırımları gerçekleştirildi.

 

Picture 054

 

Picture 009

 

e

 

 

Piliç eti üretiminde pişirilmiş ürünlere kadar geniş bir ürün portföyü sağlanmış, tam yağlı soya üretim gibi karma yem üretimine destek yan yatırımlarda gerçekleştirildi.1995 yılında şirketin merkezi tesislerinin çoğunluğunun bulunduğu Bolu’ya alındı .2004 yılında ise Beyyem A.Ş. tüm varlıkları ile Beypi A.Ş. ye katıldı. Böylece Beypi A.Ş. çok güçlü bir yapıya kavuşturuldu.

 

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nda çalışırken istifa edip Beyyem’in kuruluşunda görev alan Beypi Genel Müdürü Dr.Sait Koca tesislerin Bolu’ya getirilmesini şöyle izah ediyor;

 

“Yem Şirketi küçüktü, yeni kurulmuştu, üretim az denecek kadar küçüktü. Yem satmaya başladık, bir süre sonra yemin riskini taşıyacağımıza bu hayvanları biz beslelyerek üretelim dedik. Etlik piliç yemi satışı ön plana çıktı. Daha sonra risk taşımaya başladı. Yani müşterilerimizin parasını neredeyse biz tahsil eder duruma geldik. Bu riski taşıyacaksak biz kendi üretimimizi de yapalım dedik ve ondan sonra Beypi kuruldu. Ürün ismi ne olacak derken şirket Beypazarı’nda olduğu için Beypi olsun dedik. Marka ismi de oradan geldi. 1986 yılında piliç eti kararına geçme kararı aldık. İlk Kesimhanemizi Göynük Dedeler köyünde kurduk. Bunun nedeni ise üreticiye yakın olmaktı .

 

KALİFİYE ELEMAN KONUSU

 

h1

 

Daha sonra Göynük’te de bu işi büyütemeyeceğimizi anladık ve bu sebeple kesimhane’yi Bolu’ya taşıdık. Köyde kalifiyeli eleman istihdam edememenin zorluğu da bu kararı almamıza neden oldu. Kesimhane için neden Bolu’yu seçtiğimize gelince, Bolu hiç yatırım almamış. Neden hiç yatırım almamış, çünkü Bolu’lular sahip çıkmıyor. Bolu konum olarak Ankara ve İstanbul arasında çok önemli bir yerde, yatırım için Türkiye’nin en büyük pazarı olan Ankara ve İstanbul’un tam ortasında, neredeyse Türkiye ticaretinin yarısı bu iki ilde dönüyor. Kesimhaneyi Bolu’ya kurmamızın bir diğer nedeni de Bolu’nun orman bölgesi olduğu.Bolu bir orman bölgesi, bugün gidelim Fransa ya tavukçuluk en fazla nerede bakın yine orman bölgesindedir. Arazinin kıymetli olduğu bölgelerde tavukçuluk gelişir insanları daha rahat yatırıma yönlendirebilirsin. Bütün dünya da orman köyleri hayvancılığa özellikle de tavukçuluğa teşvik edilmiştir. ”

 

10 BİN ADETTEN 400 BİN ADETE

 

Beypiliç’in kuruluş yıllarında günde 10 bin adet hayvan kesmeyi planladıklarını söyleyen Dr.Sait Koca bugün hedeflerinin 400 bin adet olduğunu söyledi.Koca, ‘’ Kesimhaneyi ilk kurduğumuzda hedefimiz günlük 10 bin adet kesim yapmaktı O gün için büyük hedefti. Şimdi günlük 300 bin 400 bin hedeflerini konuşuyoruz. O gün konuştuğumuz rakam günlük 10 bin hayvan kesmek ve günlük 3 – 5 bin ton üretim yapmaktı’’ dedi. Beyaz etin neden bu kadar talep edildiğine de değinen Koca, ’’Benim şu iddiam var ve yıllardır da söylüyorum. Kırmızı et benim talebeliğimden beri Türkiye’de krizde. Kırmızı ette ilerleme olmayacak gerileme olacak bunu gördüğunüzde beyaz ette daha cesur kararlar alarak yatırımlar yapabiliyoruz. Hala öyle bu sene ara iyice açıldı. Tavuk etine zam yapmıyorsun. Bizi bu yaz döneminde yüzde 30 – 40 daha zam yapsak taşırdı çünkü yok satıyordu. Ama sürümden kazanma dönemine çevirip çok üretip insanlara da bunu sunabilmek daha önemli’’ifadelerini kullandı.

 

SAATTE 10 BİN ADET KESİM YAPACAĞIZ DEDİĞİMDE DALGA GEÇMİŞLERDİ

 

a1

 

Beypiliç Genel Müdürü Sait Koca Bolu’daki tesisi ilk kurduklarında arkadaşlarına saatte 10 bin adet kesim yapacak tesis yapıyoruz dediğini buna karşılık kendisiyle dalga geçildiğini söyledi. Koca, şirketin ilk kuruluş yıllarından bu yana firmalarının ilk öndeki firmalardan biri olacağına inandığını belirterek ‘’Firmamızın en öndeki firmalardan biri olacağına ben inanıyordum. Ama sektörün bu kadarbüyüyeceğini bana sorsanız benim beklentilerimin üzerinde. Bir de şuna bir örnek vereyim biz buradaki kesimhaneyi kurmaya karar verdiğimiz 1991 yılında, sulta fabrikasından makineleri attık duvarları yıktık bir baktık ki kocaman bir tesis, saate 10 binlik kesimhane kuruyoruz dedim. O zaman herkes benimle dalga geçti. Şimdi ise 20 binlik 30 binlik tesisler konuşuyoruz. O zamanlar bu herkesin dikkatini çekmişti. 20 – 30 yıl sonra bile ürettiği malları satamaz dediler. Şimdi görüyoruz ki ürün yetmiyor. İleride daha da büyüyecek, daha ilerleyecek’’ şeklinde konuştu.

 

ORTAKLARIMIZIN FEDAKARLIĞI SAYESİNDE BÜYÜDÜK

 

 

Mehmet-Tanrıkulu-ve-Sait-Koca

                                                          Mehmet-Tanrıkulu-ve-Sait-Koca

 

Koca Şirketin bugünkü haline gelmesinde en büyük etkenin şirket ortaklarının fedakarlığı olduğunu vurguladı. Yıllarca şirketin kazandığı parayı içeride tutarak sürekli yatırım yaptıklarına değinen Koca‘’Biz ciddi oranda son birkaç yılda çok komik rakamları kar olarak dağıtmaya başladık. Şirket kazandığıparayı hep içeride tuttu. Tekrar yatırım yaptık ortaklar yatırıma bakıp ortada bir şeylerin olduğunu şirketin büyüdüğünü gördüğünde neden para vermiyorsun demedi. Yıllarca hiç para vermedik. Onun artışı çok fazla oldu. Şu anda günlük 250-260 bin adet kesim yapıyoruz hedefimiz 400 bin adet.Şirket Türkiye’ de ikinci sırada ama şu var ilk dört beş firmanın üretimleri birbirlerine çok yakın’’ dedi.

 

HAYVAN GÜBRESİ BİZİM İÇİN BİR NİMET NEDEN KORKULUYOR Kİ?

 

3

 

Beypiliç Genel Müdürü Sait Koca, Bolu’da en çok tartışılan konu olan tavuk gübresi konusunda düşüncelerini söyledi. Koca hayvan gübresinin Bolu için bir nimet olduğunu vurguladı. Tavuk Gübresinin kokusundan şikayet eden Bolu’lulara Sığır gübresinin daha fazla olduğunu hatırlatan Koca, ‘’Şu anda gübrelerin atılma dönemi bakalım tarlalara tavuk gübresi mi daha fazla atılıyor sığır gübresi mi. Eğer burada üretim olmasa da bu üretim Beypazarı’nda olsaydı. Gübre oradan buraya gelip yine tarlaya atılacaktı. Buradan Beypazarı’na ciddi miktarda tavuk gübresi gidiyor. Çünkü orada sebze üreticilerinin ana kaynağıdır. Kokunun kümeslerle alakası yok vatandaş gübre kullanılacaksa kümesler Zonguldak’ta da olsa yine getirir kullanır’’ dedi. Gübre Kokusunun kümeslerden gelmediğini vurgulayan Koca, ‘’ Koku serme sırasında oluşur. Kümesler büyük baş hayvana göre yüzde 10 luk bile rahatsızlık oluşturmaz. Biz kümeste iyi koşullar oluşturmayan üreticiyle çalışmıyoruz iyi bakım olanda da bu olay yaşanmıyor. Kokunun çıkması demek hayvanın sağlıklı olmaması demek’’ şeklinde konustu. Avrupa’da bu durumun daha fazla olduğuna da değinen Koca, ‘’Çıkın Avrupa’ya ana yoldan çıkar çıkmaz hayvan kokusundan geçemezsiniz. Bizde o kadar koku yok. Oradaki insanlar insan değil mi? Hayvancılıkyapacaksanız hayvan kokacak. Ama yaptırmayacağız diyorsanız o ayrı bir konu. Kümes varsa kokacak’’ ifadelerini kullandı. Koca gübrenin koku oluşmadan imha edilmesi konusunda da çalısmalarının olduğunu belirterek gübreleri çimento fabrikasında yaktırmayı düşündüklerini söyledi.

 

Fakat fabrikadan yanan gübrenin külünün doğa için çok zararlı olduğunu hatırlatan Koca, ‘’Gübreleri çimento fabrikasında yakabiliyoruz ama artan kül çevreye daha zararlı, bunun yanında toprakları organik maddece çok fakir. O zaman gübre olarak kullanalım. Kimyasal gübre fiyatları almış başını gidiyor. Kimyasal gübrenin doğaya verdiği zarar çok daha fazla, bilinçsiz kullanımdan dolayı kaynaklanan zarar daha fazla. Bundan dolayı ne olacak karar vermek lazım. Ben şunun peşindeyim gübre hemen kullanılmayacak kompaslanacak o zaman değeri 3- 4 katına çıkıyor. Kokacak mı yine kokacak’’ şeklinde konuştu.

 

10540994_10154833205620062_9034539688375403674_n

 

KÜMESCİLİK TEŞVİK EDİLMELİ

 

Koca, kümesciliğin tevik edilmesini vurgulayarak, ‘’Bakın 5 bin 10 bin hayvanlık kümesi olan adamların altında kendine yetecek kadar bir arabası var. Geçimini sağlayabilir, köylü kümes olmazsa ne olacaktı.
Oradaki insanlar önce Bolu’ya göç edecekti, Bolu’da da geçimini sağlayamaz ise İstanbul’a gidecekti.

 

En azından köyde geçimini sağlıyor, hayvancılık o açıdan da önemli’’ dedi. İlk kümes kurmaya başladıklarında ormanlar yok edilecek şeklinde propagandalarla karsılaştıklarını da ifade eden Koca , ’’Bize burada kümesle ilgili konuda ORKÖY destek veriyordu. Kümesler yapılırken odunlar yanacak ormanlar gidecek diye propagandalar vardı. Aradan zaman geçince boş çıktığını gördüler. Biz devreyegirince odun kullanımını yasakladık, odunla hayvan ısıtılmaz, eskiden öyleydi, ama kömür öyle değil.Kömür desteği de verdik köylülere böylelikle ormanları da kurtardık’’ ifadelerini kullandı.

 

Şu anda Beypiliç olarak Toplam 2 bin 100 kişiye iş imkanı sağladıklarını vurgulayan Koca, bu sayının 2010’un sonunda 3 bin kişi olduğunu söyledi. Yetkililerin kendilerine yardımcı olmaları gerektiğini de vurgulayan Koca ‘’Bize biraz yardımcı olsunlar, bizim bu heyecanımızla çok daha fazlasını da oluruz’’ dedi.

 

 


Yazan - 3 Mart 2013. Kategori Yazı Dizileri. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x