Tek Dünya, Tek Sağlık


TEK DÜNYA TEK SAĞLIKSTRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KURULUŞUNUN

1. AMACI

2. KAPSAMI

3. GEREKÇESİ

4. FAALİYET ALANLARI

5. UYGULANACAK YÖNTEMLER

6. KURUCULAR,  PAYDAŞLAR

7. MALİ KAYNAKLAR

Hazırlayan: Dr. Mehmet ALKAN

Dr. Mehmet ALKAN

Türk Veteriner Hekimleri Birliği

Merkez Konseyi Başkanı

1. AMAÇ

Ömrünü insanlığa faydalı olabilmek ve ülkesinin kalkınmasına katkı da bulunabilmek amacıyla değişik konularda görev yapmış kişiler ile ilgili kurum ve kuruluşların kolektif olarak ulusal ve küresel ölçekte halk sağlığını korumak amacıyla yürütecekleri bir sosyal sorumluluk projesidir. Kabul etmek gerekir ki çevrenin, insanların ve doğadaki canlıların hayatlarını sağlıklı olarak sürdürebilmeleri için alınması gereken koruyucu ve önleyici tedbirler çok yetersizdir. Enfeksiyöz hastalıkların değişen epidemiyolojisi ve buna neden olan global faktörler dikkate alındığında, halk sağlığı hizmetlerinin multidisipliner bir alan olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Hayvan sağlığı ve refahının güvence altında olmadığı bir dünyada insan sağlığını, gıda güvenliğini ve insanların en önemli protein kaynağı olan çiftlik hayvanlarının sürdürülebilir güvencesini temin etmek de mümkün değildir. Açlığın, yetersiz ve dengesiz beslenmelerin neden olduğu mental ve fiziksel bozukluklar ulusal ve uluslar arası düzeyde trajik boyutlara ulaşmıştır. Çevrenin, insanın ve hayvanların; teknolojilerin getirdiği büyük felaketlerle karşı karşıya kaldığı bir gerçektir. Ayrıca, 200’den fazla insan hastalığının hayvanlardan ve hayvansal gıdalardan kaynaklandığı ve bu sayının her geçen gün arttığı günümüzde yeni bir sağlık paradigmasına ihtiyaç vardır.

2. KAPSAM

Konu ile ilgili paydaşlar ve gönüllülerin “Tek Dünya Tek Sağlık” yaklaşımı çerçevesinde; ekosistem ile insan ve hayvan sağlığını bütüncül şekilde ele alarak yeni bir sağlık anlayışını ulusal ve uluslar arası düzeydeki yönetici, karar verici ve halk kitlelerine anlatmak, bu konuda gerekli araştırma – geliştirme projeleri yapmak, uluslar arası işbirliği ve saha çalışmalarını gerçekleştirmek temel çalışma alanlarını oluşturacaktır. Bu kapsamda ekolojik dengenin ve tabii kaynakların korunması, yeni ve yeniden önem kazanan zoonozlarla mücadele, öncelikli olarak yoksul halk kesimlerinin (özellikle de hamile kadınların, bebeklerin ve küçük çocukların) yeterli ve dengeli bir düzeyde beslenmesini sağlamak önem kazanmaktadır. Tüm dünyada insanların yaşamak, fiziksel ve mental gelişimlerini sağlamak için yeterli gıdaya ulaşmaları gerekmekte ve bu gıdaların sağlık yönünden güvenli olması, devredilemez ve ertelenemez temel hak olarak görülmektedir. Yeni bir gıda yardım anlayışı geliştirilerek yoksullara şimdiye kadar yapılan bitkisel kökenli (makarna, bulgur, pirinç, patates vs.) çarpık ve yetersiz gıda destekleri yerine hayvansal ürün (dayanaklı süt ve süt ürünleri, yumurta ve et ürünleri) desteği sağlayarak biyolojik ve mental gelişmelerini sağlamak gerekmektedir. Bu konu merkezin öncelikli uğraş alanlarından birisi olacaktır. Maslow’un “Kademeli İhtiyaçlar Teorisi”ne göre insanlar temel gereksinimleri (gıda, su, temiz hava, barınma) karşılanmadan, gelecek için güven duygusu, sosyalleşme, bireysel gelişim, üretme ve yaratma gibi fonksiyonları yerine getirememektedirler. Toplumları biyolojik bir organizma gibi değerlendirecek olursak; toplumda, aynı canlı organizmalar gibi fonksiyonları, güçlü ve güçsüz yönleri itibarı ile aynı biyolojik yasalara tabidirler. Bir toplumun fertleri aç ise toplumda açtır, bir toplumun fertleri sağlıksız ise toplumda sağlıksızdır. Dolayısıyla bu durum, sağlıksız, yetersiz ve dengesiz beslenmenin yol açtığı, ölüm, hastalıklar ve diğer kayıplar yanında bireyleri ve toplumları biyolojik geri kalmışlığa götüren zorunlu bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünyamızda bugün 1 milyardan fazla insan açlık sınırı altında yaşamaktadır. Ülkemizde ise bu sayı milyonlarla ifade edilmektedir. Çok çarpık ve adil olmayan bir dünyada yaşamaktayız. Dünya kaynaklarını doyumsuz bir şekilde tüketen belli zümreler aşırı beslenmeden dolayı sağlık problemleri ile uğraşırken, açlığın ve yetersiz beslenmenin pençesinde kıvranan 1 milyardan fazla insan açlıktan ölmezlerse bile yetersiz ve kirli su nedeni ile ölüm tehdidi altında yaşamaktadırlar. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre su kaynaklı hastalıklar üçüncü dünya ülkelerinde görülen hastalıkların büyük bölümünü oluşturmaktadır. Bunun yanında, dünyada her 10-15 dakikada bir kişinin Kuduz hastalığından yaşamını kaybetmesi, yılda yaklaşık 1,5 milyon kişinin Tüberküloz nedeniyle ölmesi ve gelişmekte olan ülkelerde insan Bruselloz vakalarının yüksek oranda seyretmesi zoonotik hastalıkların önemini ve kontrolünde değişik disiplinlerin birlikte çalışmalarının gerekliliğini açıkça ortaya koymaktadır. Ayrıca, önemli bakteriyel etkenlerin tüm dünyada yaygın olarak kullanılan antibiyotiklere karşı geliştirdikleri çoklu direnç sorunu dikkatle takip edilmesi gereken ortak küresel tehditlerden biridir. Vektörlere ilişkin hastalıklar günümüzde dünyanın değişik yerlerinde milyonlarca insanın etkilendiği küresel halk sağlığı tehditlerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliklerinin dünyanın belli bölgelerinde ekosistemleri değiştirdiği, Rift Vadisi Ateşi (Humması), Batı Nil Ateşi, Kene Kaynaklı Hastalıklar, Mavidil, Deng ve Malarya gibi hastalıkları aktaran vektörlerin yayılımını artırdığı bildirilmektedir. Türkiye’de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA)  bu hastalıklara en iyi örnektir. KKKA’den 2002-2009 yılları arasında toplam 250 kişi hayatını kaybetmiştir. Ancak, bu hastalıkla mücadelede disiplinler arası işbirliğinin yetersizliği dikkati çekmektedir.  Buna karşın, zoonotik enfeksiyonlarla mücadelede beşeri hekimlerle veteriner hekimlerin birlikte çalışmalarının ne kadar önemli olduğu, ülkemizde çıkan Kuş Gribi salgınında birlikte çalışarak elde ettikleri ve uluslar arası örgütler (WHO, WVA vb.)  tarafından da teyit edilen başarı örnek olarak gösterilebilir.

3. GEREKÇE

İnsanlar, dünyada değişen koşullara bağlı olarak ortaya çıkan ve global çözümler gerektiren önemli halk sağlığı sorunlarıyla karşı karşıya bulunmaktadır. Bu sorunların en önemlilerinden birisi insanlar, hayvanlar ve bunların yaşadıkları eko-sistemler arasında yeni ve yeniden önem kazanan enfeksiyöz hastalıkların yayılmasıdır. Tek Dünya Tek Sağlık yaklaşımı; insan, hayvan ve çevre sağlığının korunması için özellikle zoonotik hastalıklarla mücadelede yerel, ülkesel ve uluslar arası düzeyde beşeri hekim ve veteriner hekimlerin ve diğer ilgili disiplinlerin işbirliği içerisinde çalışması yaklaşımıdır. Tek Dünya ve Tek Sağlık aslında yeni bir yaklaşım olmayıp, özellikle son yıllarda ortaya çıkan yeni zoonotik hastalıkların insan, hayvan ve çevre sağlığı ile uluslar arası ticaret ve ekonomi üzerine oluşturduğu global etkiler sonucu gerek ABD ve gerekse AB’deki girişimler doğrultusunda önem kazanmıştır. FAO/WHO ortak Zoonotik Hastalıklar Uzmanlar Komitesi, 1967 yılında dünyada 150’den fazla bakteriyel, viral, paraziter ve fungal kaynaklı Zoonotik hastalık bulunduğunu ve bu sayının 2000 yılında 200’ü aştığını bildirmiştir. İnsanlarda görülen infeksiyon hastalıklarının yaklaşık %61’inin zoonotik olduğu ve bunlarında %75’inin yeni veya yeniden önem kazanan zoonotik hastalıklar olduğu, gıda kaynaklı hastalıkların %90’ından fazlasının hayvansal gıdalardan kaynaklandığı dikkate alındığında, bu hastalıklarla etkin mücadelede beşeri ve veteriner hekimlerin birlikte çalışmalarının gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Yeni Zoonozlar:Yeni tanımlanmış / evrimleşmiş, yada daha önce oluşmuş ancak insidens, yada coğrafya, konakçı ve vektör açısından oransal artış gösteren zoonozlardır. Bu hastalıklardan bazıları ileride evrimleşerek insandan insana bulaşabilecek etkilere ve spesifiteye sahip olabilirler. Yeni önem kazanan zoonozların neden olduğu hastalıklar; tüm insanları yaş, cinsiyet, yaşam tarzı, etnik geçmiş veya sosyoekonomik statüsüne bakmaksızın tehdit ederler; acıya ve ölüme neden olurlar, topluma ağır finansal yükler getirirler. Yeni hastalıkların ortaya çıkış nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz: Mikrobiyel adaptasyon ve değişiklikler, enfeksiyona karşı konakçının duyarlılığı, iklim ve hava, ekosistemlerin değişmesi, ekonomik gelişme ve toprağın kullanımı, insan demografisi ve davranışları, teknoloji ve endüstri, uluslararası seyahat ve ticaret, halk sağlığı ölçütlerinde kırılma, yoksulluk ve sosyal eşitsizlik, savaş ve kıtlık, politik irade yokluğu, kötü niyet (Biyolojik saldırı) ve laboratuar kazaları v.s. Bu gelişmeler sonucunda görülmektedir ki:

I.             Yeni zoonozların ortaya çıkışını etkileyen faktörler ve harekete geçiren kuvvetler azalma belirtisi göstermemektedir.

II.           Yeni yerel hastalıklar hızla küresel hale gelmektedir.

III.          Yeni zoonozların önemleri ve bulaşıcılıkları hızla oransal ve coğrafik olarak artmaktadır.

IV.         Hayvan ve insan hastalıklarının temel nedenleri ve mücadele stratejileri ortak bir noktada kesişmektedir.

Son yılarda görülen Batı Nil Virüsü, Ebola Hemorajik Ateşi, SARS, BSE (Sığırların Süngerimsi Beyin Hastalığı), Maymun Çiçeği, KKKA Hastalığı, Yüksek Patojeniteli Kuş Gribi ve günümüzde pandemik olarak seyreden Domuz Gribi gibi hastalıkların insan ölümleri yanında, toplumsal korkuya, küresel ticaretin bozulmasına ve büyük ekonomik kayıplara neden olduğu bilinmektedir. H1N1 virüsünün hızlı değişim ve yayılım göstermesi ile insanlık, pandemik influenza tehdidiyle karşı karşıya kalmıştır. Tek Dünya Tek Sağlık konseptinde hedeflenen başarıya ulaşılabilmesi için ulusal ve uluslar arası düzeyde beşeri hekim ve veteriner hekimlerin işbirliği içerisinde, eğitim, mevzuat ve uygulamaya ilişkin çalışmaları yapması, uluslar arası girişimlere paralel olarak ülkemizde de her iki meslek örgütü; Türk Tabipleri Birliği ve Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TTB ve TVHB) tarafından ortak bir deklarasyonla imzalanarak, 25 Nisan 2009 tarihinde kamuoyuna duyurulmuştur.

Neden Tek Dünya Tek Sağlık?

1.    Zoonoz hastalıkların tekrar eder bir biçimde tüm Dünya’da ortaya çıkması,2.    Birçok hastalığın çevre, insan ve hayvan kaynaklı olması ve ilişkilerin kompleksliği, 3.    Zoonoz hastalıkların erken dönemde tespit edilmesi için bütünleşmiş bir gözetim sistemine olan ihtiyaç,4.    Kişisel sağlık, toplum sağlığı, karşılaştırmalı tıp araştırmaları açısından halk sağlığı’nda veteriner hekimler ile insan hekimleri ve diğer halk sağlığı profesyonellerinin işbirliğinin gerekliliği,5.    Gıda güvenliği ve protein kaynaklarının sağlanması sorununun giderek artması,6.    Ulusal ve global düzeyde açlığın ve yetersiz beslenmenin ulaştığı trajik boyutlar,7.    Çevre kirliliği, biyogüvenlik, biyoterör konularının giderek önem kazanması

Tek Dünya Tek Sağlık Yaklaşımının Getireceği Faydalar

  1. Çevre, hayvan ve insan sağlığı ihtiyaçlarının karşılanması,
  2. Spesifik alanlarda eğitim programlarının geliştirilmesi,
  3. İnsan hekimleri, veteriner hekimler ve diğer tüm sağlık bilimleri arasında işbirliğinin sağlanması ve geliştirilmesi,
  4. Yeni bir savaş aracı olarak tehlike arz eden biyoterör ve biyogüvenlik konusunun ele alınması,
  5. Beşeri ve veteriner tababet açısından, çevre, doğal hayat ve halk sağlığı branşlarında görülen evrensel açmazların çözümlenmesi,
  6. Bütüncül sağlığın geliştirilmesi için yaratıcı programların ortaya çıkartılması,
  7. Farklı disiplinlerin halk sağlığı, çevre ve hayvan sağlığı konularında ortak çalışmalar yürüterek bütünsel sağlık kavramının, parçaların toplamından daha değerli olduğunu ortaya konulmasıdır.

4.       GÖREVLERİ (ve FAALİYET ALANLARI?)

  • Disiplinler ve kurumlar arası işbirliğinin artırılmasını sağlamak,
  • Doğal kaynakların ve yaban hayatının korunması ve desteklenmesi için çalışmalar yapmak,
  • Ulusal ve uluslararası düzeyde biyogüvenlik konuları,
  • Gıda güvenliği ve güvencesi konularında çalışmalar yapmak, karar verici ve yöneticilere rapor sunmak,
  • Beslenme surveyleri yaparak, açlık ve yetersiz beslenme boyutlarının bilimsel olarak ortaya koymak,
  • Koruyucu hekimliğin öneminin temel yaklaşım olarak kabul ettirmek,
  • Halk sağlığı, hayvan sağlığı, çevre sağlığının bir bütün olduğunu temel bir yaklaşım olarak değerlendirmek,
  • Yeni ve yeniden önem kazanan zoonozlar üzerine araştırmalar yapmak,
  • Antimikrobiyal direnç sorununun öneminin her seviyede ve platformda izah etmek,
  • Karşılaştırmalı tıp ve biyomedikal araştırmalar yapmak,
  • Zoonotik hastalıkların epidemiyolojisi için entegre bir veri tabanı oluşturmak,
  • “Zoonoz Milli Komitesi” çalışmalarına destek vermek.

5.  UYGULANACAK YÖNTEMLERI.       AnalizII.      SentezIII.     PlanlamaIV.     Projeler ve UygulamalarTek Dünya Tek Sağlıkkapsamında uygulanacak araştırma yöntemleri; dört ana aşamadan oluşacaktır. Verilerin analizinden sonra sentez ve senteze bağlı sonuçlar çerçevesinde planlama yaklaşımı, öneriler ve projeler şeklinde olacaktır. I        Analiz: Ulusal ve uluslar arası düzeyde Tek Dünya Tek Sağlık kavramının anlaşılması mevcut çevre, hayvan sağlığı ve halk sağlığı sistemlerinin çözümlenmesi. Açlığın, yetersiz ve dengesiz beslenmenin ortadan kaldırılması ve gıda güvencesi ve güvenliğinin sağlanması amacı ile proje ve planlamaya yardım edecek verilerin çözümlenmesi. Bu bağlamda araştırma kapsamı;·      Mevcut durum analizleri,·      Sayısal analizler·      Fiziksel analizler·      Örnekler

  • Konu başlıklarının tespiti
  • Tarihsel süreç
  • Etaplama

II       Sentez: Analiz sonuçlarının irdelenmesi ile ortaya çıkan başlıklar altında ortaya çıkan çıkarımlar iki ana başlık altında çözümlenmesi yapılacaktır. Bu başlıklar;·      Sorunlar..·      Potansiyellerdir..III      Planlama: Senteze bağlı sorun ve potansiyeller çerçevesinde alt başlıklar oluşturarak·      Amaçların belirlenmesi·      Hedeflerin ortaya çıkartılması·      Hedeflere ulaşabilmek için stratejilerin geliştirilmesi şeklinde ana önermeler ortaya konacaktır.IV     Projeler ve Uygulamalar: Planlama aşamasının ortaya koyduğu hedef ve stratejiler çerçevesinde ortaya çıkacak projeler ve uygulamalar aşamasıdır. Bunlar;·      Yasal ve yönetsel uygulamalar·      Tanıtım projeleri ve uygulamalar·      Eğitim projeleri·      Finansal projeler·      İşletme projeleri ve uygulamaları·     Uygulama projeleri 6.1. KURUCULAR1.    Üniversiteler

2.    Meslek Örgütleri

3.    Özerk ve Özel Araştırma Kurumları

4.    Sektörel Kuruluşlar ve Sivil Toplum Örgütleri

5.    Üretici Örgütleri

6.    Sanayi Kuruluşları

7.    Medya Temsilcileri

8.    Bireysel Üyeler

6.2. PAYDAŞLAR

1.    Kamu Kurum ve Kuruluşları (Bakanlıklar, Araştırma Enstitüleri, Belediyeler)

7.  MALİ KAYNAKLAR

1.    Bağışlar

2.    Kamu destekleri

3.    STK’ların katkıları

4.    Uluslararası kuruluş katkıları


Yazan - 29 Ağustos 2010. Kategori Dr. Mehmet ALKAN. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x