Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri Dondu mu?


0,,16029200_303,00

 

 

Dr. Dilek Yiğit*

 

 
“Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri donmuştur” yönündeki argümanın ne derece doğru olduğunun analizi, öncelikle “Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri” ile kastedilenin ne olduğunun açıklığa kavuşturulmasını gerektirmektedir. Zira Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri, birincisi ikincisinden bağımsız, ikincisi ise birincisinin bir uzantısı olarak değerlendirilebilecek iki boyuttan oluşmaktadır.

 

 
Birinci boyut, 1 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe giren Ankara Anlaşması ile oluşturulan ortaklık
ilişkisidir. Söz konusu ortaklık ilişkisi, Ortaklık Konseyi, Ortaklık Komitesi, Türkiye-AB Karma
Parlamento Komisyonu, Gümrük İşbirliği Komitesi, Gümrük Birliği Ortak Komitesi aracılığıyla
yürütülmektedir. Diğer taraftan, Ortaklık Konseyi’nin 11 Nisan 2000 tarihli kararı ile ayrıca 8 alt komite oluşturulmuştur. Söz konusu ortaklık organlarının çalışmaları sürdüğüne ve 8 alt komitenin toplantıları her yıl düzenli olarak gerçekleştirildiğine göre, ayrıca ortaklık ilişkisi kapsamında taraflar arasında tamamlanan gümrük birliği işlemeye devam ettiğine göre, ilişkilerin birinci boyunda herhangi bir “donma” söz konusu değildir.

 

 
İlişkilerin ikinci boyutu, üyelik müzakereleridir. Ankara Anlaşması’nın “Anlaşma’nın işleyişi, Topluluğu kuran Antlaşma’dan doğan yükümlülüklerin tümünün Türkiye’ce üstlenilebileceğini gösterdiğinde, Akit Taraflar, Türkiye’nin Topluluğa katılması olanağını incelerler” hükmünü taşıyan 28. maddesi kapsamında ortaklık ilişkisinin bir uzantısı olarak değerlendirebilecek ikinci boyut, 3 Ekim 2005 tarihinde üyelik müzakereleri ile başlamıştır. Avrupa Birliği müktesebatının tamamını içeren 35
müzakere başlığı altında sürdürülen katılım müzakerelerinde günümüze kadar 13 müzakere faslı
açılmış, sadece 1 müzakere faslı geçici olarak kapanmıştır. Açılan müzakere fasıllarının açılış tarihleri
incelendiğinde, en son açılan “gıda güvenliği, veterinerlik ve bitki sağlığı” faslının açılış tarihinin 30
Haziran 2010 olduğu görülmektedir; dolayısıyla 2010 yılından itibaren herhangi bir faslın açılmamış
olması Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin ikinci boyutunun –şimdilik- donduğunun göstergesi olarak
nitelendirilebilir. Burada sorulması gereken soru şudur; fasılların açılma süreci devam ediyor olsaydı,
bu ilişkilerin ikinci boyutunun donmadığı anlamına gelir miydi? Aslında bu sorunun cevabı, Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi’nin 11 Aralık 2006 da almış olduğu karar çerçevesinde “malların serbest
dolaşımı”, “iş kurma hakkı ve hizmet sunumu serbestisi”, “mali hizmetler”, “tarım ve kırsal kalkınma”,
“balıkçılık”, “taşımacılık politikası”, “gümrük birliği” ve “dış ilişkiler”fasıllarının askıya alınması
nedeniyle olumsuzdur. Zirasöz konusu 8 fasıl askıda olduğu müddetçe hiçbir fasıl geçici olarak
kapatılmayacağına göre, ilişkilerin ikinci boyunun donmasının asıl nedeni, 2010 yılından itibaren hiçbir faslın açılmıyor olması değil, 2006 yılında 8 faslın askıya alınmış olmasıdır.

 

 

 

Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine ivme kazandırılması meselesi ve ilişkilere ivme kazandırmaya yönelik girişimler de, ilişkilerin iki boyutlu olduğu dikkate alınarak değerlendirilmelidir. İlişkilerin birinci boyutu kapsamında, ülkemizin Birliğe üye olmadan gümrük birliğini tamamlayan tek ülke olduğu hususu dikkate alınırsa, birinci boyutta ilişkilere ivme kazandırılması, “gümrük birliğinden ileri”, ancak “üyelikten geri” bir noktayı işaret eder ki, bu üyelik hedefinde kararlı herhangi bir aday devlet için tercih edilmeyecek bir durumu ifade eden “imtiyazlı ortaklık” ve imtiyazlı ortaklığın içeriğine yönelik tartışmaları yoğunlaştırır. Bu nedenle, günümüz koşullarında Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine ivme kazandırılması meselesi, aslen ilişkilerin ikinci boyutuna ilişkin bir meseledir.

 

 

 

Sonuç

 

 
rdnTürkiye-Avrupa Birliği ortaklık ilişkisi kapsamında ortaklık organları çalışmalarını sürdürdüğüne ve gümrük birliği de işlemeye devam ettiğine göre, “Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri donmuştur” argümanı yüzeysel bir değerlendirmenin veyahut Türkiye- Avrupa Birliği ilişkilerini sadece üyelik müzakereleri olarak nitelendirmenin bir sonucudur. Ortaklık ilişkisini Türkiye-Avrupa Birliği ilişkisinin üyelik müzakerelerinden bağımsız birinci boyutu, üyelik müzakerelerini de ilişkilerin ikinci boyutu olarak değerlendirdiğimizde, donduğu ileri sürülebilecek boyut ilişkilerin ikinci boyutudur. Aslında 1964’den beri ortaklık ilişkisini sürdüren ve üye olmadan, hatta resmi aday statüsü kazanmadan gümrük birliğini tamamlayan ülkemiz için, hâlihazırda “AB ile ilişkiler” kavramından sadece “ üyelik müzakereleri”nin anlaşılmasında da yadsınacak bir durum olmadığını belirtmek gerekir.

 

 
*Hazine Müsteşarlığı. Makalede ifade edilen görüşler yazarın değerlendirmeleri olup, görev yaptığı
kurumla ilişkilendirilemez.


Yazan - 29 Eylül 2013. Kategori MANŞET, EKONOMİ. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x