Veteriner Tavukçuluk Derneği’nden Soner Yalçın’a Yanıt


552867_410974282258589_218508571505162_1262127_1542091613_n

 

Sayın Soner YALÇIN,

 

SÖZCÜ Gazetesinde 23 09. 2014 tarihinde yayımlanan söyleşinizi okudum.

Ben Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesiyim, Sağlıklı Tavuk Bilgi platformunun Üyesiyim ve Veteriner Tavukçuluk Derneğinin (VTD) de 10 yıldır Başkanlığını yapmaktayım. Derneğimiz Dünya Veteriner Tavukçuluk Derneğinin Türkiye Şubesini oluşturmakta olup et ve yumurta üretimi, kanatlı sağlığı ve bu sektörün ürünlerinin ülkemiz insanlarının sofrasına sağlıklı bir şekilde ulaşmasıyla ilgili bütün safhalarında inceleme ve araştırmalar yapmakta bunları bilimsel yayımlarımızda, toplantılarda ve web sitemizde duyurmaktayız.(www.vtd.org.tr) Akademik yaşamımın geçen 40 yılı aşkın süresi içinde yapmış olduğum çok sayıda proje ve yayın bulunmaktadır.

İnsanların sağlıklı beslenmesi yönündeki hassasiyetinizi yakından takip ediyorum. Bununla birlikte açıklamalarınızda öyle konulara yer veriyorsunuz ki bunlar kesinlikle doğru değildir ve olmaları da mümkün değildir. Türkiye de kişi başına yıllık tavuk eti tüketimi 20 kg kadardır ve bu hayvanlar sizin de istediğiniz takdirde yakından izleyip görebileceğiniz kümeslerde optimum yaşam koşullarında üretilmektedir. Kümesler sensörlerle donatılmış olup oksijen düzeyi, ısı ve ışık otomatik olarak takip edilmektedir. Bu koşullarda üretilen piliçler 42. Günde kesime sevk edilmektedir. Türkiye de kurulu kesimhaneler AB ülkelerinin benimsediği standartlara sahiptir. Bir diğer ifade ile bu piliçlerin AB ülkelerine satılmalarında hiçbir kalite noksanlığı yoktur. Kimi dünyaca ünlü ve ülkemizde faaliyet gösteren fast food zinciri firma bu güven içersinde tavuk etlerini iç tüketimden karşılamakta ithalat gereği duymamaktadır. (Tablo 1. Etlik piliçlerde gelişim)

 

Tablo 1. Etlik piliçlerde gelişim

Yıllar 1925 1945 1965 1985 2005

Kesim yaşı, gün 112 84 63 49 42

Canlı Ağırlık,kg 1.0 1.4 1.6 1.9 2.4

Yemden yararlanma (yem,kg/Canlı Ağırlık,kg) 4.7 4.0 2.4 2.0 1.7

Ölüm,% 18 10 6 5 4

 

Söz konusu yazınızda yer alan bazı ifadelerinize tek tek dönecek olursak;

–     Türkiye de 2006 yılından bu yana yem katkı maddesi olarak büyütme amaçlı antibiyotik kullanılmamaktadır. AB ülkeleri bu konuda son derece titizdir ve antibiyotik kullanımı yasaklanmıştır. AB nin bu kararını takiben de Türkiye bu uygulamaya başlamıştır. ABD de ise Antibiyotik kullanımı sürmektedir.

–     Ben 35 yıl önce Danimarka da antibiyotiklerin reçetesiz kesinlikle hastalara verilmediğini bizzat bu ülkede 1 yıl yaşayarak yakından görmüştüm. Türkiye de ise bu gün bile istediğiniz eczaneden antibiyotiği reçetesiz alabilmektesiniz. Bence konuyu bu yönüyle takip ederseniz ve çok sevgili doktor ve eczacılarımızla paylaşırsanız daha çarpıcı sonuçlara ulaşabilirsiniz diye düşünüyorum. Asıl problem birer gramlık antibiyotik haplarının reçetesiz şeker gibi tüketilmesinden kaynaklanmaktadır. Gösterilecek hassasiyetin merkezi de aslında burasıdır.

–     Probiyotik ve prebiyotik kullanılmasının niçin maliyeti artırmadığını soruyorsunuz. Sanayi tipi üretimlerde gerek Probiyotik ve prebiyotikler ve gerekse broyler üretimi o kadar yüksek bir bilgi ve teknoloji kullanımı ile sürdürülmektedir ki bunların ve diğer yem katkı maddelerinin maliyeti artırmaları kr. düzeyinde kalmaktadır.

–     Yem katkı maddeleri ile merakınızı da yakından görüyor ve takdir ediyorum. Hayvan yemlerine katılan yem katkı maddeleri ile ilgili son ayrıntılar Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Eylül 2014 de yayımladığı

Hayvan Beslemede Kullanımına izin verilen yem katkı maddelerinin listesini “Yem Katkı Maddeleri Hakkında Yönetmelik” de Görebilirsiniz.

–     Bu yönetmeliğin dışında vaktiniz olursa Sayın Yalçın, “Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliği” ne de göz atmanızı öneririm. Tükettiğimiz gıdalarla hangi katkı maddelerini ne düzeyde almaktayız. Bunların listesi, kullanım koşulları, tayin yöntemleri, kontrol mekanizması ve varsa riskleri nelerdir görebilirsiniz. Ve öyle inanıyorum ki bundan sonra tavuk eti tüketimine çok daha farklı bir gözle bakacaksınız ve tüketimini bizzat kendiniz tavsiye edeceksiniz.

–     Hayvan yemlerine katılan ve daha sonra hayvansal ürünlerle bizim tükettiğimiz yem katkıları hemen hemen gıda katkıları ile aynı başlıkları taşımaktadır. Dolayısıyla yetkili otoritenin her iki konuda da gösterdiği hassasiyet farklı değildir.

 

–     Sayın Yalçın, ben size aşağıda son 10 yıl içersinde etlik piliçlerde tüketilen yem ve ulaşılan canlı ağırlığa ilişkin olarak yapılan binlerce araştırmadan birkaçın gönderiyorum.

Broiler_PA2

Son 10 yıl içersinde etlik piliçlerde tüketilen yem ve ulaşılan canlı ağırlığa

Kaynak   Canlı Ağırlık, g        FCR Yemin ete dönüşme oranı

Leeson ve Summers (2008)  2255♀♂ karışık       1,81

Safalaoh (2006)           2057♀♂ karışık       1,84

Engberg ve ark. (2004)         2092♀♂ karışık       1,68

Pelicia ve ark. (2010)  2810♀            1,77

Keralapurath ve ark. (2010) 2177♀♂ karışık       1,81

Mountzouris ve ark. (2007)   2215♀♂ karışık       1,81

Mehri ve ark. (2010)    2393♀♂ karışık 1,72

Saenmahayak ve ark. (2010)         2596♀            1,64

Kalmar ve ark. (2010) 2555♀           1,66

 

Sayın Yalçın, aşağıdaki makale arkadaşlarımla birlikte yaptığımız ve bir yabancı periyodikte yayımlanan makalemiz vardır. içersinde performans sonuçlarına ilişkin bölümler gösterilmektedir. İlgi duyarsanız bunu ve diğerlerini de size aktarabiliriz.

 

Effects of diets supplemented with yeast (Saccharomyces cerevisiae) products or/and hops (Humulus iupulus) on growth performance and intestinal morphology in broilers

  1. SACAKLI1, A. ERGUN1, B.H. KOKSAL2*, A.G. BAYRAKTAROGLU3, O. SIZMAZ1

1Department of Animal Nutrition and Nutritional Disease, Faculty of Veterinary Medicine, Ankara University, 06110, Ankara, TURKEY.

Department of Animal Nutrition and Nutritional Diseases, Faculty of Veterinary Medicine, Adnan Menderes University, 09016, Isikli, Aydin, TURKEY.

Revue Méd. Vét., 2011, 162, 11, 531-537

Sonuçların bir bölümü (tamamı indirilebilir.)

 

TÜBİTAK bu konuda çok sayıda projeyi desteklemiş ve desteklemektedir. Ve sanıyorum TÜBİTAK’ın proje kontrollerini yapan akademisyenler konuyu çok iyi bilmektedirler. Bu çalışmalarda daha 10 yıl önce 1.7 kilo yemle değil daha az 1.63 kg yemle1 kilo canlı ağırlık aldığımız görülecektir. Ne ben ne de diğer öğretim üyesi arkadaşım bu sonuçları alırken hormon kullanmadıkları gibi hormonu görmemişlerdir dahi. Çünkü gerçekten bunlara gerek yoktur. Bu hayvanların kapasitelerinin genetik yapılarından kaynaklandığı % 85, büyüme de yemin katkısının % 15 düzeylerinde kaldığı bilinmektedir.

 

Broyler piliçlerin canlı ağırlık artışları ile ilgili açıklamalar maalesef hep hormon üzerine bilinçsizce yığılmaktadır. Bu da hızlı büyümenin anlaşılamamış olmasından kaynaklanmaktadır. Size hormonlarla ilgili kısa bir bilgi aktarmak isterim.

Büyüme hormonu, Growth hormon (GH) veya Somatotropin; peptit yapılı, insanlarda ve hayvanlarda büyüme, hücre üretimi ve yenilenmesini uyaran hormondur.

 

Eğer protein yapısında olan büyüme hormonları yemlerine katmak suretiyle tavuklara yedirilecek olursa sindirim siteminde yıkımlanarak etkisiz hale getirilir.

 

Büyüme hormonunun başarılı olabilmesi için tavuklara her gün ve günde bir kaç kez enjekte edilmesinin gerekli olmasıdır.

 

Lojistik olarak böyle bir uygulama mümkün değildir. Zira 20.000 hatta daha fazla sayıda piliç yetiştirilen bir kümes içerisinde, bir günde binlerce hayvanı tek tek yakalayıp bir kaç kez hormon enjekte etmenin zaten gereği de, ekonomisi de ve uygulanabilirliği de yoktur.

 

Temel konu şudur. Varolan ve üreyen canlılar ister hayvan ister bitki olsun hormon üretirler. Bizim de günlük yaşamımızda tükettiğimiz buğdaygiller, baklagiller, sebze, meyvelerde ve hayvansal gıdalarda değişik düzeyler hormon görülebilir. Bunlar sonradan ilave edildiklerinden değil bizatihi soframıza gelmeden önce canlı olduklarından dolayıdır. Bu çerçevede de tavuk etine gelene kadar hormon yönünden ilk sıraları bakliyatlar almaktadır. Fasulye, nohut, mercimek vb. Ve bu direkt bir tüketim yoludur. Yoksa tavuk yemlerinde soya fasulyesi vardır da böyle yemleri tüketen tavukların etinde hormon birikip endirekt yoldan bize sunulmaktadır şeklinde ki görüş ciddiyetle bağdaşmamaktadır.

 

Konunun aydınlatılması bakımından şu sorulara da yanıt bulabilecek miyiz merak ediyorum

 

1.Türkiye’de veya dünyada tavuk yemlerinde kullanılmak üzere hormon üreten satan bir firma var mı?

 

  1. Büyüme hormonu yukarıda açıkladığımız gibi ağız yoluyla alındığında etkili değil. Peki steroid hormonlar… Onlara gelince bunun kullanımını en iyi vücut geliştirenler bilirler. Acaba bu hormonları alınca evde bir odanın içinde otursalar kasları gelişmez mi? Neden bu spor salonlarına bu kadar vakit ve para harcıyorlar?

 

  1. Büyüme sadece hormondan ibaret bir olay mı? Burada genetiğin, beslenmenin, sporun vb. hiç mi etkisi yok?

 

Saygılarımla.

Prof. Dr. Ahmet Ergün

Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi

Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları

Anabilim Dalı Başkanı

Veteriner Tavukçuluk Derneği Başkanı

Dışkapı 06110 ANKARA

Tel-fax: 0312 5172565

Tel: 0312 3170315/282

e-posta: aergun@ankara.edu.tr


Yazan - 25 Eylül 2014. Kategori MANŞET, KÜMES HAYVANCILIĞI, HAYVANCILIK. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x