Yeni Yıl Yeni Umutlar….


 Tüm zorlukları ve olumsuzlukları ile 2010 yılını geride bıraktık.Yeni yıla tüm dünya halkları bin bir umutlarla girdi.

Doğal olarak bizlerde,  her yıl başında olduğu gibi yeni yıldan pek çok iyilikler beklenti ve dileği ile 2011’ e merhaba dedik.

2011 yılının,  öncelikle tüm insanlığa  barış ve huzur getirmesi en büyük dileğimiz oldu. Ülkemizde ise  insanların günlük kaygılardan arınmış,emeğinin karşılığını alabilen,kazanımların hakça paylaşılabildiği güven ve huzur içinde yaşayabildikleri bir dünyaya kavuşmaları ise en büyük arzumuz oldu.

Yeni bir yıl yeni bir dünya kurmak için beklide bir başlangıç olur.

İnsanların  tekrar üretebilme,ürününü değeri ile pazarlayabilme,kendi yörelerinde çalışıp üreterek büyük şehirlerde varoş hayatı yaşama mecburiyetinde kalmama hürriyetlerine kavuşabilmeleri için yeni yıl yeni atılım yılı olabilir mi dersiniz ?

Niçin olmasın ki, bu çok zor ya da imkansız bir hedef veya paranoya değil.Yeter ki ülke yönetimini elinde tutanlar da  aynı duygu içinde olsunlar ve bu konuda hedefleri olsun.

Alınacak kısa, orta ve uzun vadeli tedbirler ile ülkemiz yine geçmişte olduğu gibi kendi kendisini besleyebilen,kendi kendisine yettiği gibi ithalat açmazından kurtularak ihracatçı ülke konumuna çok kısa sürede geçebilir.

Bunların olabilmesi için öncelikle üretimin gücüne inanmak, üreticiyi korumak ve yeri geldiğinde ise yeterince kollamak gerekir.

Artık şunu herkesin ama öncelikle ilgili ve yetkililerin kafasına sokması gerekir.”DÖKME SUYU İLE DEĞİRMEN DÖNMEZ” . Değirmene gelecek suyun kaynağını biz yaratacak ve bu kaynağın  hiçbir amaç uğruna heba edilmesine müsaade etmeyeceğiz.

Üretimi teşvik ve kontrol altında tutarken, üreticinin geleceğe olan güvenini de sağlayacağız.Yani üretici, üretim maliyeti ve emeğinin karşılığı çıktıktan sonra geleceğine dair hedefleri için birikim yapabildikçe işletmesini daha da büyütme ve üretimde güncel teknolojileri kullanma isteğine kavuşturulmalı ki işine dört elle sarılsın.

Yurt dışından yapılmakta olan ve gün geçtikçe miktarı ve ithalat izin süreleri uzatılan bir organizasyon ile hiçbir yere varılamayacağı yadsınamaz bir realitedir.Bu uygulamalar ile ancak yurt içindeki  üreticiyi bitirir ve toplumu tüketici haline getirirsiniz. Hatırlayınız Kurtuluş Savaşından çıkmış bir Türkiye  üretimin gücüne inanmasa idi o yoksulluktan nasıl şaha kalkabilirdi? O dönemin idarecileri üretimi teşvik yerine dış kaynaklara el açma gibi kolayı tercih etselerdi bu millet hangi coşku ile “ONUNCU YIL MARŞI “ nı besteleyip on yıllarca ve halen aynı coşku ile nasıl haykırabilirdi?

Özetle yeni yılı milat kabul ederek , çok hızlı bir planlama ile ülkemizi  ihracatçı ülke konumuna getirmemiz gerekir.

İnanınız ki ithalata ayrılan kaynaklar ülke içinde üretimi teşvik için harcansa hem günü ve hem de ülke geleceğini garanti altına almış oluruz.

Tüm bu dileklerin gerçekleşmesi umudu ile hepinize ve tüm insanlığa barış ve kardeşlik içinde mutlu yıllar dilerim.


Yazan - 25 Aralık 2010. Kategori H.Yalçın KÖKSAL. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x