Yiyip İçtiklerimizde Üç Bine Yakın Katkı Maddesi Var


Yiyip içtiğimiz besinlerin daha çekici bir görünüşe sahip olması ve daha  uzun süre dayanması için, üretici firmalar yaklaşık 3 bin civarında katkı maddesi kullanırlar.

Bu maddelerin güvenceli olduğu, kullanılmadan önce uzun deneylerden geçtiği ileri sürülmekte. Çoğumuzda bunların olumsuz etkisinin görülmediği de eklenmektedir.

Aslında katkı maddeleri, kimyevî maddelerdir ve besinlere çok çok az
miktarda katılır:

1. Söz gelimi asitler (sitrik, malik, tartarik, asetik, laktik) vardır. Besinlere keskin bir tad vermek için kullanılırlar. Gazozlu içeceklerde, tatlılarda ve reçellerde bulunur.

2. Alkaliler (karbonat) besinin uzun süre saklanması yüzünden oluşacak asitleri  etkisiz kılmak için pek çok besine konur.

3. Antioksidanlar vardır. Sıvı ve katı yağlara ilave edilerek havayla temaslarında oksitlenmelerini önlerler. Özellikle tereyağı, margarin ve sıvı yemek yağlarında bulunurlar.

4. Beyazlatıcılar (benzoye peroksit) unu beyazlatmak için katılır.

5. Renk ve boya maddeleri, görünüşlerini çekici kılmak için, kırmızı, pembe ve portakal renkli pek çok besine, kari ve hardal tozuna, turşuya katılır.

6. Sübyeleştirmek, yağlı ve sulu karışımların ayrışmadan kalmalarını sağla mak için kullanılan katkı maddeleri (glyceril monostearate) vardır. Keklere, dondurma ve çikolataya konur.

7. Lezzet artırıcılar, (monoso-dium glutamat), et ve etli besinlere katılır.

8. Tat vermek için kullanılan (nebatî yağ, reçine, tarçın, karanfil, soğan, kekik, karabiber, vanilya vb.) tabiî ve sentetik maddelerin sayısı ise 2 bin civarındadır.

9. Nemlendirici olarak kullanılanlar (gliserin sorbitol), keklere konarak kurumaları önlenir.

10. Koruyucu maddeler (sodyum nitrat ve nitritler), besinlerin soyulmasını, küflenmesini, üzerlerinde tehlikeli bakteriler üremesini önlemek için konserve etlere vb. ilave edilenlerdir. Gene bu amaçla kullanılan sülfür dioksit, benzoik asit, propionik asit vardır ki, bunlar konmasa besinler çok daha pahalı olur. Zira satın alınıp yenmeye fırsat kalmadan bozulurlar. Bunlar meyve sularına, biberli soslara, domates püresine (ketçap), sirke ve sosislere katılır.

11. Gidericiler (kalsiyum, disodium EDTA) içeceklere, konserve sebzelere katılarak, renk veya lezzet değişimine sebep olacak bakır, demir gibi metal zerreciklerini etkisiz kılarlar.

12. Eriticiler (tuz, su, alkol, yenebilir zamk) tatlı pek çok besine katılarak, çok küçük miktardaki yoğun tad vericilerin besinin her yanına eşit miktarda dağılmasını sağlarlar.

Başta AB ve ABD olmak üzere İsveç, Norveç, Finlandiya ve İsviçre’de yasaklanan 100ün üzerindeki katkı maddesi ülkemizde kullanılmaya hâlâ devam ediyor.

Sözgelimi, hazır çorbalarda kullanılan “monosodyum glumat” çocuklarda zekâ geriliğine yol açabildiği gibi salam ve sosislerde kullanılan “nitratlar” da kanın oksijen taşıma yeteneğini azaltmakta. Tüketici dergisinin araştırmasına göre, fabrikasyon üretimine geçilmesiyle kullanım oranı daha da artan katkı maddeleri, özellikle bebek bekleyen anneler ve çocukların sağlıkları için bir tehdit oluşturmakta.


Yazan - 28 Kasım 2010. Kategori GIDA. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x