9 milyon ton yaş sebze meyve çöpe gidiyor


 

53278136dSnIQJ_ph

 

 

 

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

 

 

 

-“Tahılda kaybımız 1,8 milyon tonu buğday olmak üzere 2,9 milyon tona yaklaşıyor”
-“45,7 milyon ton yaş sebze meyve üretimimizin hesaplamalara göre en az 9 milyon
tonu sofraya ulaşmadan çöpe gidiyor”

 

 

-“Belçika, Yunanistan, Avusturya, Şili ve Hollanda’nın ürettiğinden daha fazla buğdayı
üretim ve kullanımda kaybediyoruz”

 

 

-“Tahılda kayıp 2,5 milyar liraya yaklaşıyor. Yaş sebze ve meyvedeki kayıp da en az
11 milyar lirayı buluyor”

 

 

-“Türkiye, bu kadar büyük bir parayı çöpe atacak kadar zengin bir ülke değil”
-“2014 yılında 3,5 milyon yaş sebze meyve ihracatı yaptığımız ve 2,3 milyar dolar
döviz kazandığımız düşünüldüğünde kaybın boyutları çok daha iyi anlaşılıyor”
-“Binbir emekle üretilen tarımsal ürünlerindeki kayıpların en aza indirilmesi temel
politika olmalıdır”

 

 

-“Milyarlarca doların tüketim ve ihracatta yöneleceğine, çöpe gitmesine neden olan
kayıplar en aza indirilirse, milyonlarca ton tarımsal ürünün ithalatı da önlenmiş olur”

 

 

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımsal ürünlerde
kayıpların büyük miktarlarda olduğunu bildirerek, “tüketemeden, ihraç edemeden
kaybediyoruz. Ürün yetişirken, hasatta ve hasat sonrasındaki taşıma, muhafaza,
pazarlama ve tüketim aşamalarında kayıplarımız büyük boyutlarda. Tahılda kaybımız
1,8 milyon tonu buğday olmak üzere 2,9 milyon tona yaklaşıyor. 45,7 milyon ton yaş
sebze meyve üretimimizin hesaplamalara göre en az 9 milyon tonu sofraya
ulaşmadan çöpe gidiyor” dedi.

 
Bayraktar, yaptığı açıklamada, ülkemizde tarımsal ürünlerin, tarladan sofraya
ulaşıncaya kadar önemli kayıplara uğradığını belirtti. Kayıpların önemli bir kısmının
hasat ve depolama aşamasında gerçekleştiğini vurgulayan Bayraktar, zamanında
ve uygun araç gereçlerle yapılmayan hasat işlemleri ve yeterli şartları sağlamayan
depolama sistemleri sonucu ürünlerimizin önemli bir kısmının ziyan olduğuna dikkati
çekti.

 

 

-36,6 milyon ton tahılın 2,9 milyon tonu kaybediliyor-

 
2013-2014 döneminde pirinç hariç 36,6 milyon ton olan tahıl üretiminin yüzde 7,85’i
olan 2,9 milyon tonunun üretim ve kullanım aşamasında kaybedildiğini bildiren
Bayraktar, şunları kaydetti:
“Toplam 2,9 milyon tonluk kaybın, 1,9 milyon tonu üretim, 1 milyon tonu kullanımda
meydana geliyor. Tahılın 17,7 milyon tonunu tüketiyoruz, 13,9 milyon tonunu yemlik
olarak kullanıyoruz, 2 milyon tonunu tohumluğa ayırıyoruz. Endüstriyel kullanım ise 458
bin tonu geçiyor. Kaybedilen tahıl, tohumluğa ayrılan tahıldan 900 bin ton daha
fazla. Bu çok fazla ve kabul edilebilir bir durum değil.
Sadece buğdayda 1 milyon 212 bin tonu üretimde, 621 bin tonu kullanımda olmak
üzere 1 milyon 833 bin ton kayıp var. Durum bizde böyleyken, nüfusu 11,3 milyon olan
Belçika 1,8, 10,9 milyon nüfuslu Yunanistan ve 8,6 milyon nüfuslu Avusturya 1,6 milyon
ton, 18 milyonluk Şili 1,5 milyon ton, 16,9 milyon tonluk Hollanda 1,3 milyon ton buğday
üretiyor. Bizim kaybettiğimiz buğday onların üretiminden fazla. Bu israfı durdurmamız
lazım. Buğdaydaki ekonomik kaybımız 1,6 milyar lira düzeyinde bulunuyor. Tahıldaki
toplam kayıp da 2,5 milyar liraya yaklaşıyor.”

 

 

-Yaş sebze ve meyvede kayıp 9-11,5 milyon ton-

 
Yaş sebze ve meyvede kaybın tahıla göre çok daha yüksek boyutlara ulaştığını
belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“Yapılan araştırmalara göre tür ve çeşitlere göre değişmekle birlikte yaş sebze ve
meyvedeki kayıp oranı yüzde 10 ile 30 arasında değişiyor. Yaş sebze meyvede
ortalama kaybın yüzde 20-25 dolaylarında olduğu tahmin ediliyor. Toplam yaş sebze
ve meyve üretimimizin 45,7 milyon ton olduğu dikkate alındığında her yıl, toplam yaş
sebze ve meyve üretimimizin en az 9 milyon tonu sofraya ulaşmadan çöpe gidiyor.
Bu rakamın, 11-11,5 milyon tona kadar ulaşabileceği de belirtiliyor.
Tahılda kayıpların maddi karşılığı 2,5 milyar liraya yaklaşıyor. Yaş sebze ve meyvede
kayıp da en az 11 milyar lira. Kaybın 13-14 milyar liraya ulaşabileceği de tahminler
arasında. Türkiye, bu kadar büyük bir parayı çöpe atacak kadar zengin bir ülke değil.
2014 yılında 3,5 milyon yaş sebze meyve ihracatı yaptığımız ve 2,3 milyar dolar döviz
kazandığımız düşünüldüğünde kaybın boyutları çok daha iyi anlaşılıyor.
Binbir emekle üretilen tarımsal ürünlerindeki kayıpların en aza indirilmesi temel politika
olmalıdır. Milyarlarca doların tüketim ve ihracatta yöneleceğine, çöpe gitmesine
neden olan kayıplar en aza indirilirse, milyonlarca ton tarımsal ürünün ithalatı da
önlenmiş olur.”

 

 

-Kaybın sebepleri-

 
Yapılan araştırmalara göre, yaş sebze ve meyvede derim sırasında yüzde 4-12,
taşıma sırasında yüzde 2-8, pazara hazırlık evresinde yüzde 5-15, depolamada
yüzde 3-10, tüketici evresinde yüzde 1-5 kayıp meydana geldiğini bildiren Bayraktar,
“Üreticilerimizin bin bir emekle ürettikleri ürününü zayi olmamasının yanı sıra ülke
ekonomisinin de kayba uğramaması bakımından bu kayıpların mutlaka önlenmesi
gerekir” dedi.

 

 

-Ne yapmalı-

 
Tahılda, hasatta biçerdöverlerden kaynaklanan kayıpların önemli boyutta olduğunu
vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:
“Biçerdöverler minimum düzeyde dane kaybına göre üretiliyor. Arazinin durumu,
biçerdöverlerin ayarlarının iyi yapılmaması, biçerdöverlerin ürün çeşidine ve arazi
yapısına göre uygun çalışma hızında gitmemesi hasatta dane kaybını artırıyor.
Biçerdöverlerde dane kaybının yüzde 3’ü aşmaması gerekirken, ülkemizde bu oran
yüzde 5,5’lerde seyrediyor.
Biçerdöver sahipleri, biçerdöverlerini operatör belgesi olmayan sürücülere
kullandırmamalı,
Biçerdöver operatör belgesi olmayan sürücüler, biçerdöverle ürün hasadı
yapmamalı, belgeli olanlar eğitime tabi tutulmalı,
Biçerdöverlerinin tamir, bakım ve ayarları tekniğine uygun bir şekilde yapılmalı,
Biçerdöver uygun hızda çalıştırılmalı,

 
Arazi tesviyesi iyi olmalı.

 
Dane kayıplarını en aza indirmek için hasatta, üründeki rutubet durumu dikkate
alınmalı, çiğ kalkmadan hasada başlanılmamalı ve çiğ düşmeden önce hasada son
verilmeli,
Özellikle arazilerimizin engebeli olan bölgelerde kayıpların azaltılması amacı ile
engebeli arazilerde ve yatık ürünlerde, biçerdöverlere sap ayırıcı ve başak kaldırıcılar
monte edilmeli.
Diğer taraftan depolamadan kaynaklanan kayıpların en aza indirilmesi için lisanslı
depoculuğun ülke genelinde yaygınlaştırılması gerekmektedir.
Kayıpların azaltılması için önem taşıyan bir konu da depolamada ambar zararlılarıyla
mücadeledir. Ülkemizde, özellikle depolamadan kaynaklanan kayıpların en aza
indirilmesi için lisanslı depoculuğun teşvik edilmesi gerekmektedir. Depolanacak
tahılın nem içerikleri düşük olmalıdır. Buğdayda yüzde 12-14 gibi. Gerekirse
depolamadan önce kurutulmalıdır.
Ürün depoya konulmadan önce tahıllar kırık, hasar görmüş taneler, yabancı tohum
ve tanelerden arındırılmalıdır.
Haşere ve enfekte olmuş tane içeren tahıl kitleleri fumigasyon (gazlama) yoluyla
ilaçlanmalıdır.
Üreticilerimiz depo seçimini yaparken tahılın ve yöre ikliminin özellikleri göz önünde
bulundurarak; depo olarak kullanılacak alanın nemsiz, kuru, havadar ve aydınlık bir
yer olmasına dikkat etmelidirler.
Ayrıca depolar için en iyi sıcaklık değeri +4°C’dir. Sıcaklık yükseldikçe silolara
aktarma yapılmalıdır.
Özellikle buğday depolamada, bir ton ürüne en az 1,5 metrekare alan hesap
edilmelidir ve depolara zararlıların girmesini engelleyecek tedbirler alınmalıdır.”
Yapılacak eğitim faaliyetleri ile üreticilerimizin yetiştirme tekniklerinin yanı sıra hasat
teknikleri konusunda da bilgilendirilmesinin sağlanması gerektiğine dikkati çeken
Bayraktar, “ürünler zamanında ve doğru şekilde hasat edilmelidir. Üreticilerimiz
üretim sırasında yanlış uygulamalar yapmamalı, hastalık ve zararlılarla mücadele
konusunda dikkatli davranmalıdır. Ürünü olgunlaşmadan önce veya aşırı olgunlaşmış
şekilde toplamamalı, bahçede uygun meyve ve sebze toplama kapları
bulundurmalı, ürünü güneşten korumalı ve paketleme tesislerine teslimde veya
pazara taşımada gecikmemelidir” dedi.
Hasat edilen sebze ve meyvelerin uygun şekilde paketlenmesi, taşınması ve
depolanmasının sağlanması gerektiğini belirten Bayraktar, bu amaçla soğuk hava
depolarının sayısı ve kapasitesinin artırılması ve bu tesislere verilen desteklerin
artırılarak devam etmesi, ürünlerin uygun araçlarla ve özelliğine göre ayrı ayrı
taşınması gerektiğini kaydetti.
Paketleme tesisinde sınıflandırmanın iyi yapılması, havalandırma ve soğutmanın
yeterli olmasının bir zorunluluk olduğuna dikkati çeken Bayraktar, “Ürüne bahçede,
hasattan sonra yüklemeden önce muhakkak ön soğutma yapılmalıdır. Hijyen
koşullarına dikkat edilmelidir. Tüketici de ürünü, kayba ve israfa uğratmayacak
miktarda ihtiyacı kadar satın almalı; sebze ve meyveye uygun saklama ve kullanma
şartlarına uymalıdır” dedi.


Yazan - 27 Aralık 2015. Kategori MANŞET, GIDA, EKONOMİ. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oy
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x