Çiftliklerde Kemirgenlerle Sürekli Savaşmalıyız…!


ÇİFTLİKLERDE FARE, GELİNCİK VE SIÇAN MÜCADELESİ DEVAMLI OLARAK YAPILMALIDIR

Prof. Dr. F. Tahir Aksoy
ftaksoy@yahoo.com

FARE VE SIÇANLAR BİR GÜN İÇİNDE ÇOK DEĞİŞİK YERLERE GİDİP GELİRLER. DEĞİŞİK ÇİFTLİK, KÜMES, YEM DEPOLARI, SU VE PİSLİK KANALLARI ARASINDA HASTALIK ETKENLERİNİ ETRAFA BULAŞTIRIRLAR. FARE, SIÇAN VE BENZERİ KÜÇÜK KEMİRİCİLER TAVUKÇULUK İŞLETMELERİ İÇİN ZARARLI HAYVANLARDIR.  HER İŞLETMEDE FARELERLE MÜCADELENİN DEVAMLI OLARAK YAPILMASI GEREKİR. MÜCADELE YAPILAN İŞLETMELERDE SIÇAN VE FARELER YOK OLUR. MÜCADELE BIRAKILDIĞI ZAMAN TEKRAR HIZLA ÇOĞALIRLAR.
 
FARE VE SIÇAN KONUSUNDA GENEL BILGILER

Fare ve sıçanların insanlarla olan ilişkisi insanlık tarihi kadar eskidir. Fareler (Mus) ve sıçanlar (Rattus)  memeli ( mammalia) sınıfına ve kemirgenler (Rodentia) takımına ait küçük hayvanlardır. En çok bilinen türleri Mus musculus (ev faresi), Rattus norvegicus (kahverengi sıçan) ve Rattus rattus (siyah ev sıçanı) türleridir.

Bu hayvanlar tarih boyunca insan yerleşim bölgelerinde kendilerine barınak bulmuşlar ve fırsat buldukları zaman insanların yiyeceklerine ortak olmuşlar, kimi zamanlarda Veba ve Salmonella ve benzeri pek çok hastalığın taşıyıcısı olmuşlardır.

Fare ve sıçanların insanlarla çok sevimli ve yararlı ilişkileri de vardır. Walt Disney’in çizgi filim kahramanları Mickey Mouse’u, Jerry’i sevmeyenimiz var mıdır? Çeşitli ülkelerde kimi kişiler evlerinde arkadaş olarak fare beslemektedir.   Üretilmeleri kolay ve çabuk olduğu için bilimsel araştırmalarda fare ve sıçanlar yaygın olarak kullanılmaktadır. Beyaz laboratuar faresi tıp ve genetik alanındaki bilimsel araştırmalara çok büyük katkılar sağlamaya devam etmektedir.

Fare ve sıçan eti bazı bölgelerde insanlar tarafından da tüketilmektedir.  Afrika’nın Zambia ve Malawi isimli ülkelerinin bazı yerlerinde fare eti yenmektedir. . Dünyada sıçan eti tüketimi fare etine göre biraz daha yaygındır. Hindistan’da Mishmi kültürüne göre kadınlar balık, domuz, yabani kuş ve sıçan eti dışında başka et yiyemezler. Havai ve civarındaki bazı adalarda, Güneydoğu Asya’da, Filipin’lerde, Tayland’da halk yaygın olarak diğer etler yanında sıçan eti de tüketmektedir.

Pek çok ülkede ise fare ve sıçan eti yemek dini olarak veya tabu olarak yasaklanmıştır.

Fare ve sıçanlar çok yetenekli havanlardır. Koku alma ve işitme yetenekleri köpeklerden çok daha güçlüdür. Yakın gelecekte eğitilmiş farelerin gümrüklerde ve bazı aramalarda köpeklerin yaptığı işleri çok daha başarı ile yapacakları tahmin edilmektedir. Bu konuda sürdürülen bazı araştırmaların sonuçları ümit vericidir.

TAVUK KÜMESLERİNDE FARE VE SIÇAN

Fare ve sıçanlar kendilerine çeşitli yollar açar ve  bir gün içinde çok değişik yerlere gidip gelirler. Böylece değişik çiftlik, kümes, yem deposu, su ve pislik kanalları ve üretim devreleri arasında hastalık etkenlerini etrafa hızlı bir şekilde bulaştırırlar.  Kümese ve çevresine yerleşen fare ve sıçanlar, eski bir hastalığın etkenlerini kümese yeni gelen sürülere taşırlar.

Fare ve sıçanlar kümeslerdeki yemleri, tahta, kâğıt, deri, kumaş gibi maddeleri, duvarları, yeraltı telefon ve elektrik kablolarını, çatı yalıtım malzemelerini, yem çuvallarını keskin dişleriyle kemirerek bozarlar. Fare ve sıçanlar özellikle Salmonella başta olmak üzere pek çok tavuk hastalığı için taşıyıcılık yaparlar (hareketli ve canlı vektörlerdir). Hastalıkların bulaşması taşıyıcı farenin kılı, idrarı ve dışkısının yemlere ve içme suyuna karışması şeklinde olur. Pire ve benzeri kan emici böcekler hastalığın taşınmasına yardımcı olurlar. Bir kümeste herhangi bir salgın hastalık çıkması halinde kümesin temizlenmesi ve dezenfekte edilmesi bu kümese konulacak yeni tavuk sürülerinin korunması için yeterli değildir. Kümes ve çevresinde bulunan fareler yok edilmezse eski hastalıkları daha sonraki sürülere taşıyacaklardır. Bazı kümeslerde her devre aynı hastalıkların ortaya çıkması işte bu hareketli vektörlerin (hastalık taşıyıcılarının) temizleme sırasında etrafa dağılması ve daha sonra yeni sürülerin geldiği kümeslere geri dönmesi ile izah edilebilir.

Fare ve sıçanlar kümes içinde ve çevrede bulunan boş binalar, depo, ambar ve benzeri yapılar içinde yuvalanır, çeşitli yollardan çevreye yayılırlar. Çok zeki olan bu hayvanlar her zaman göz önüne çıkmazlar. Çevrede yalnız pislikleri görülür. Ayrıca yem çuvallarına, duvar kenarlarına, çatı ve duvar aralarına açtıkları delikler ve cam yünü, kumaş kâğıt malzemeler ve elektrik kablolarını kesip parçalamaları ile çevrede var oldukları anlaşılır. Sayılarının çok artması ile artık ayakaltında dolaşmaya da başlarlar. Gözle görülen fare sayısının kırk veya elli katı sayıda farenin kümes içinde ve çevresinde var olduğu tahmin edilmelidir.

Hastalık taşımaları ve etrafı tahrip etmelerinin yanında fare ve sıçanların bir diğer zararları da yemleri tüketmeleri ve etrafa saçmalarıdır. Bir küçük fare yılda bir buçuk kilo kadar yem tüketir. Sıçanlar büyüklüklerine bağlı olarak çok daha fazla yem tüketirler. Fare ve sıçanlar yılda dört veya beş defa ve her seferinde 5-6 yavru olmak üzere doğum yaparlar. Bir yavru fare 30 günlük yaşa geldiği zaman gebe kalabilir ve gebelik süresi 20 gündür. Üreme, iyi beslenme şartları altında çok muntazam bir şekilde olur. Özellikle civciv, piliç ve tavuk yemleri aynı zamanda fare için de dengeli bir besin kaynağıdır. Fare ve sıçanlar önlem alınması ile kümesler ve çevresinde kolayca yok edilebilir. Alınan önlemler devamlı olmalıdır. Mücadele bırakıldığı zaman fare ve sıçanların tekrar ve hızlı bir şekilde çoğaldıkları unutulmamalıdır.

FARE SIÇAN MÜCADELESİ

Fare ve sıçan mücadelesi, kümes içindeki fare yollarının kapatılması, delikler, duvar ve tavan kenarlarındaki açıklık ve çatlakların kapatılıp tamir edilmesi ile başlatılmalıdır. Çevrede bulunan, kullanılmayan boş veya eski malzemelerle dolu eski depo, ambar, ardiye ve benzeri binalar yıktırılmalı veya boşaltılıp temizlenmelidir. Fare ve sıçanların öldürülmesi; en kolay ve güvenli olarak onların gezindikleri yerlere mücadele yemlerinin uygun şekillerde devamlı olarak konması ile yapılır. Bu amaçla kullanılmak üzere hazırlanmış, warfarin, bromethalin, brodifacoum, bromadiolone, scilliroside, zinc phosphide gibi maddeler bulunduran özel fare yemleri piyasada satılmaktadır. Bu yemlerin mum kaplı olanları kümes koşullarında bozulmadan daha uzun süre kullanılabilir. Bu maddeler genellikle fare ve sıçanların iç kanamalar ile yemi aldıktan birkaç saat sonra ölmelerine yol açar. Ölümler hemen olmadığı için yeni fareler arkadaşlarının neden öldüğünü anlayamaz ve zehirli yemleri yemeye devam ederler. Mücadele yemleri devamlı olarak, kümes, yem depoları, kuluçkahane, kesimhane, yem fabrikası gibi yerlerde özel kutuları içinde bulundurulmalıdır. Bu yemler fare ve sıçanlar tarafından yendikçe yenisi ilave edilmelidir.

Zehirli yemler kapalı kutular içinde verilmelidir. Bu kutuların iki tarafında yalnız fare ve sıçanların girip çıkabilecekleri delikler bulunmalıdır. Böylece zehirli yemlerin tavuklar tarafından yenmesi veya ziyan olması önlenmiş olacaktır. Fareler koku alma duyuları güçlü hayvanlardır. Zehirli yemlerin ve kutuların insanlar tarafından fazla ellenmesi halinde bu yiyeceklerden uzaklaşabilirler. Zehirli yemleri kaşıkla koymak ve kutuları daima bir bez ile tutmak uygun olur.

Fare ve sıçan mücadelesinde önerilen bir diğer yol da, onların rahatsız oldukları frekanstan ses dalgaları yayınlayan elektronik cihazlar kullanmaktır. Bu seslerden rahatsız olan hayvanların çevreden kaçtıkları bildirilmektedir. Ancak bu uygulamanın her nedense pratikte fazla kullanılmadığı görülmektedir. Büyük işletmelerde alan geniş olduğu için kapanla fare ve sıçan mücadelesi yeterince etkili olmamaktadır.  Kümeslerde fare mücadelesi için kedi beslemek doğru değildir. Kediler de kümeslerde çeşitli sağlık koruma kurallarının bozulmasına yol açabilirler.

Gelincikler de bazen kümeslere zarar verir. Bu kemiriciler fare ve sıçanları yakalayıp yerler. Fakat kümes içine girdikleri zaman civcivlere ve küçük piliçlere de saldırır ve onların korkup köşelere yığılarak ölmelerine neden olabilirler. Hastalık etkenlerini taşıma olasılığı yüzünden gelinciklerin kümesler içinde bulunması istenmez. Gelinciklerle mücadele, onların kümesler civarına gelmesine yardımcı olan küçük civciv ölülerini kırık yumurtaları civarda açık olarak bırakmamak, gelinciklerin kümeslere girebilecekleri tüm yolları tıkamak şeklindedir. Kümes çatıları içine veya çevreye yerleşen gelincikler gerektiğinde küçük saçma atan havalı sessiz tüfeklerle avlanabilir.


Yazan - 18 Ağustos 2011. Kategori HAYVANCILIK, SAĞLIK, Prof. Dr. F. Tahir Aksoy, YAZARLAR. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oy
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x