Kıbrıs Rum Kesiminden İmdat Çığlıkları…!


Rum yetkili: İflasın eşiğindeyiz, Yunanistan gibi olmak istemiyoruz

Kıbrıs Rum Meclisi’nde yer alan partilerden DİKO’nun Başkan Yardımcısı ve Rum Meclisi Ekonomi Komitesi Başkanı Nikolas Papadopulos, iflasın eşiğinde olduklarını, Rusya’dan bekledikleri 2 buçuk milyar Euro tutarındaki krediyi erken zamanda almamaları halinde devlet memurlarının ve emeklilerin 13’üncü maaşlarını ödeyecek paraları olmayacağını söyledi.

Politis gazetesinin ekonomi ekine verdiği söyleşide, “Ek kesintiler olmaması halinde devlet memurlarının işine son verilmesinin kaçınılmaz olabileceğini” de dile getiren Papadopulos, Yunan tahvillerine maruz kalmalarından ise Rum bankalarını sorumlu tuttu.

Ekonominin durumuyla ilgili en büyük sorumluluğun Rum hükümetinde olduğunu kaydeden Papadopulos, bir önceki ekonomi bakanı gibi şimdiki ekonomi bakanının da Rum bankalarına Rum tahvillerini satın almaları konusunda baskı yapmakta olduğunun farkında olduklarını söyledi. Papadopulos devamla, Rum tahvillerinin en azından son aylarda; Yunan tahvillerinin bir yıl önce olduğundan daha da kötü durumda olduklarını kaydetti. Rum devleti iflas ettiğinde, bunun bedelini herkesin ödeyeceğine işaret eden Papadopulos, harcamalarda kısıntıya gidilmesi gerektiğini ifade etti. Güney Kıbrıs’ın, Yunanistan gibi olmasını istemediğini belirten Papadopulos, hoşlarına gitse de gitmese de devletin harcamalarından kısmaları gerektiğini yineledi.

Eski Rum ekonomi bakanının bilinçli olarak meclisi kandırdığını ve kendilerine yanlış bilgiler verdiğini ifade eden Papadopulos, şimdiki Rum ekonomi bakanının, kamu borcunun 2012 yılında eski Rum ekonomi bakanının söylediği gibi yüzde 60 değil; yüzde 67 olacağı konusunda kendilerini bilgilendirdiğini kaydetti. Aradaki yüzde 7’lik farkın, 800 milyon Euro gibi büyük bir rakama tekabül ettiğini belirten Papadopulos, diğer bir taraftan ise, sosyal yardımların yüzde 40 oranında arttığını dile getirdi.

Papadopulos devamla, bugün iflasın eşiğinde olmalarının en temel sebeplerinden birinin; sosyal yardımlardaki bu çarpıcı artışlar olduğuna dikkati çekti. Harcamalara balta vurulmadığı takdirde, Güney Kıbrıs’ın AB destek mekanizması “rayları üzerinde bulunacağı” uyarısı yapan Papadopulos, DİKO’nun ülkenin söz konusu mekanizmadan kaçınması için elinden geleni yapacağını sözlerine ekledi.

Yunanistan’da grevler bitmiyor

Ülkede AMNA ve ERT’de üç günlük yeni grev kararı alırken, eczacılar da 24 saatlik uyarı grevi yapacak.

ATİNA – Yunanistan’da, mali krizle mücadele temelinde tasarruf amacıyla devlete ait bazı basın kurumlarının birleştirilmesine ve işten çıkarılmalara itiraz eden resmi haber ajansı AMNA ve devlete ait radyo televizyon kurumu ERT çalışanları, 13, 14 ve 15 Aralık günlerinde üç günlük yeni grev kararı aldı.

Yunanistan Yazarlar Federasyonu POESY ve ERT Çalışanları Federasyonu POSPERT’nin ortak kararıyla 13 Aralık Salı günü saat 06.00’da başlayacak grev süresince ERT tüm televizyon ve radyo yayınlarını durduracağı, AMNA’nın da haber geçmeyeceği ve internet sitesini yenilemeyeceği açıklandı.

Gazetecilerin ayrıca, konuyla ilgili yasa tasarısının Parlamentoda görüşüleceği Perşembe günü de Sintagma meydanında tüm basın çalışanlarının katılımıyla gösteri düzenleyeceği belirtildi.

İlgili yasada değişiklikler yapılmasını talep ederek, 29 Kasım’dan itibaren günün belirli saatlerinde iş bırakma eylemi yapan AMNA ve haber yayınlarını tamamen durduran ERT çalışanları, 2-4 Aralık arasında da üç gün süresince, aynı gerekçelerle iş bırakmışlardı. Yunanistan’da basın-yayın kuruluşlarında geçen haftalarda da birçok kez greve gidilmişti.

Basın sektörü çalışanları, devletin yapılanması çerçevesinde bazı kamu kurum ve kuruluşlarının birleştirilmesine ve işten çıkarılmalara karşı geliyor.

Yunanistan’da, mali krizle mücadele temelinde daha önce alınan tedbirler çerçevesinde, ERT’nin birinci kanalı ERT1’in ve bölgesel yayın yapan bazı radyo istasyonlarının kapatılması ve bu kurumlarda görev yapan basın çalışanlarının bir bölümü başka kurumlarda istihdam edilirken, diğerlerinin de “iş yedeğine” alınması kararlaştırılmıştı.

Kısa bir süre önce onaylanan 2012 bütçesinde de yer alan söz konusu uygulamayla ilgili yasal düzenlemenin 15 Aralık’ta Parlamentoda onaylanması bekleniyor.

Diğer yandan, devlet sosyal sigorta kurumlarından alacaklarını tahsil edemeyen eczacılar, 14 Aralık’ta 24 saatlik bir uyarı grevi yapacaklarını açıkladı.

Eczacılar Birliği’nden yapılan açıklamada, sosyal sigorta kurumlarının borçlarını ödememesi nedeniyle eczanelerin çalışamaz duruma geldikleri belirtilerek, eczanelerin alacaklarını tahsil etmemesi durumunda 1 Ocak’tan itibaren sosyal sigortalılara ilaç vermeyi tamamen durduracakları kaydedildi.

Rum kesimiyle doğrudan temasımız olmaz’

Çavuşoğlu: “Türkiye, Güney Kıbrıs Rum Kesimini tanımadığı için, doğrudan bir teması olmaz”

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu, Güney Kıbrıs’ın AB dönem başkanı olmasına ilişkin, ”Türkiye, Güney Kıbrıs Rum Kesimini tanımadığı için, doğrudan bir teması olmaz” dedi.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin AB üyelik süreci, Avro Bölgesi’nde yaşanan ekonomik kriz, Kıbrıs sorunu ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin AB Dönem Başkanı olmasıyla ilgili AA’ya değerlendirmede bulundu.

Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin AB Dönem Başkanı olmasına ilişkin Çavuşoğlu, Türkiye ile Güney Kıbrıs Rum Kesimi arasında doğrudan bir ilişki olmayacağına işaret etti.

Çavuşoğlu, ”Türkiye, Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ni tanımadığı için, doğrudan bir teması olmaz. AB’nin diğer kurumlarıyla yürütmesi gereken çalışmalar vardır. Bu kurumlarla Türkiye ilişkilerini elbette yürütür. Dönem başkanlığının yapması gereken işlerde o ülkeyle doğrudan Türkiye muhatap olmaz” diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’ın söylemlerinin de bu doğrultuda olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, özellikle Kıbrıs sorununun çözülmesini temenni ettiklerini bildirdi.

Mevlüt Çavuşoğlu, Kıbrıs sorununun henüz çözüme kavuşmadığını belirterek, Kıbrıs sorununun çözüme kavuşmasını temenni ettiklerini söyledi. AB’nin çözüm olmadan Rum Kesimi’ni üye yaptığına vurgu yapan Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Bunun da şimdi hatalı bir karar olduğunu anlamışlardır. Ama iş işten geçmiştir. Bu konuda telafi edici adımlar atmasını bekliyoruz. En azından KKTC üzerindeki kısıtlama ve ambargoları kaldırması gerekiyor. Bu konuda kararları da var. 2004’de 24 Nisan’daki referandumdan iki gün sonra 26 Nisan’da böyle bir karar aldılar. Bunu uygulasınlar ki bazı karşılıklı adımlar atılsın. Bu iş daha fazla da sürüncemede kalmasın diye ümit ediyoruz. İnşallah önümüzdeki süreçte Kıbrıs konusunda olumlu gelişmeler bekliyoruz.”

 -”AB sürecine inanıyoruz”

Türkiye olarak AB’ye üyelik sürecinde ellerinden geleni yaptıklarını belirten Çavuşoğlu, ”Müzakerelerden sorumlu bir bakanımız var. Sayın Egemen Bağış, başarılı bir şekilde görevini yürütüyor. Aynı zamanda hükümetimizin ve meclisimizin de önceliklerinden birisidir. Bu konuda sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, yine hükümetimiz ve biz siyasetçiler olarak AB sürecine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin AB üyeliği sürecine ilişkin önemli bir mesafeyi geçtiğini, bu doğrultuda çok sayıda üye ülkenin de Türkiye’nin AB üyeliğini desteklediğini bildirdi. Az sayıda üye ülkenin Türkiye’nin AB üyeliğini istemediğine dikkati çeken Çavuşoğlu, ”AB sürecinde yapılan bu reformların Türk halkı için faydalı olduğuna inanıyoruz. Ama diğer taraftan baktığımız zaman bugün Türkiye’nin üyeliğini isteyen çok sayıda üye ülke olduğu gibi istemeyen ya da bazı alternatif sunmaya çalışan, sayısı az ama hatırı sayılır diyelim Almanya gibi, Fransa gibi önemli üyeler de vardır” diye konuştu.

Türkiye’nin üyelik sürecini başarılı bir şekilde sürdürdüğüne inandığını aktaran Çavuşoğlu, iç politikada atılacak bazı adımlarla daha da başarılı olunacağını savundu.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin AB üyelik sürecinin 50 yıllık bir geçmişe dayandığını anlatarak, ”Ama biz bu süreci başarılı bir şekilde yürütüyoruz. İnşallah yeni bir anayasayla birlikte, bazı yargı reformlarıyla beraber bu kriterlerin yerine getirilmesi konusunda önemli mesafeler kat etmiş olacağız. Şu ana kadar bu süreci başarılı bir şekilde yürüttük. Tabi kolay değil, 50 yıllık bir süreç. İşte ilk defa 2004’te müzakere tarihi alındı ve 2005’te müzakerelere başlandı. Yani şu anda en azından dışarıda bekleme odasında değil de içeride masanın başında müzakere eden bir ülkeyiz” dedi.

 -”Türkiye’nin Kıbrıs sorununa yaklaşımı bellidir”-

AB üyeliği süreciyle ilgili olarak Kıbrıs sorununa da değinen Çavuşoğlu, bu sorunla ilgili olarak askıya alınmış ya da açılıp kapanmamış dosyaların bulunduğuna dikkati çekti.

Çavuşoğlu, bu sorunun bir an evvel çözüme kavuşturulması gerektiğine işaret ederek, ”Bir taraftan Türkiye’nin Kıbrıs sorununa yaklaşımı bellidir. Çözmeye çalışıyor. Diğer taraftan bu ülkelerde özellikle seçim zamanı maalesef Türkiye’nin üyeliğinin aleyhine söylemleri görüyoruz. Bu tabi Türk halkında da bir kırılganlığa yol açıyor. Çifte standart olduğunu düşündüğümüz gelişmeler” görüşünü bildirdi.

Türkiye’nin büyüyen ekonomik yapısıyla istenen ülke konuma geldiğine işaret eden Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

”Diğer taraftan Türkiye ekonomi olarak çok büyüyor. Dış politikada çok başarılı. Bunu gören ve Türkiye’nin bir an evvel AB üyesi olmasını isteyen ülkeler de var. Ve son zamanlarda 11 ya da 12 Dışişleri Bakanı tarafından ortak deklarasyon yayınlaması da bu somut göstergelerden birisidir.”

 -”Avrupa’da kriz olmasaydı ekonomimiz belki biraz daha fazla büyüyecekti”-

Dünyada meydana gelen krizlerden artık bütün ülkelerin etkilenmeye başladığını anlatan Çavuşoğlu, Avrupa’da yaşanan ekonomik krizin Türkiye’ye de etkisi olduğunu ifade etti.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin güçlü bir ekonomik yapıya kavuştuğunu belirterek, ”Avrupa’daki ekonomik krizin mutlaka Türkiye’ye az ya da çok etkisi vardır, olacaktır. Ama özellikle Türkiye daha önceki krizlerden aldığı dersle bankacılık sistemini, finansal yapısını güçlü tuttuğu için ve son 10 yıldır Türkiye’de popülizm ve seçim ekonomisi izlenmediği için şu anda Türkiye’nin çok güçlü bir ekonomisi var. Hükümetin bugüne kadar aldığı tedbirler sayesinde özellikle üretimi desteklemesi ve dış politikadaki başarıları ve birçok ülkeyle vizelerin kaldırılması ve çok kapsamlı anlaşmaların imzalanmasıyla birlikte ihracatımızın artması da üretimimizi artırmıştır” diye konuştu.

Ekonomik gelişmenin sanayi sektörüne de olumlu yansıdığını dile getiren Çavuşoğlu, bunun suni bir büyüme olmadığını söyledi.

Çavuşoğlu, Avrupa’daki ekonomik krizin Türkiye’yi olumsuz ve ciddi etkilemeyeceğini belirterek, ”Şu anda büyümede dünya ikincisiyiz. İlk çeyrekte dünya birincisiydik. Dolayısıyla Türkiye, Avrupa’daki krizden bu rakamlara baktığımız zaman daha önce Başbakanımızın bir tabiri vardı ‘teğet geçti, geçmedi’ tabiri. Teğet bile geçmeden ve etkilenmeden bu süreci atlatacağız. Tabi Avrupa’da durgunluk olunca, kriz olunca Avrupa’ya ihracatımız diğer bölgelere göre ağırlıktadır. Dolayısıyla mutlaka ihracatımız bugün artıyor ama daha da artacaktı kriz olmasaydı. Avrupa’da kriz olmasaydı ekonomimiz belki biraz daha fazla büyüyecekti” ifadelerini kullandı.

 -”Ekonomik krizler gelip geçicidir”-

AB’nin yaşanan ekonomik krizi atlatacağına inandığını vurgulayan Çavuşoğlu, bazı ülkelerin bu krizden daha fazla etkilendiğini bildirdi. Çavuşoğlu, ekonomik krizlerin bir süreç olduğunu kaydederek, ”Şimdi ekonomik krizler gelip geçicidir. Bazı ülkelerde bu derin bir şekilde yaşanıyor gerçekten. Yunanistan gibi, İspanya gibi, İtalya hatta keza öyle. Fakat bunun mutlaka bir sonu olacaktır. Daha sonra ABD, Japonya da bu krizi yaşadı, tüm dünya yaşadı. Tabi bunlar yavaş yavaş atlatıyorlar. Ekonomik yapısı güçlü olanlar daha çabuk atlatıyorlar, Almanya gibi. Dolayısıyla bugünkü duruma bakmamak lazım tabi ki. Bugün durum vahim gibi gözükse de ileride bu süreç geçecektir. Dolayısıyla ben Avrupa Birliği’nin bir dağılma sürecine gireceğine inanmıyorum. Belki Avro Bölgesi ile ilgili işte yeni teklifler geliyor, öneriler var. İngiltere karşı çıktı. Yeni kurallar ve cezalandırma sistemi geliştiriyorlar. Burada bazı değişiklikler olabilir” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin ekonomik kriz yaşayan AB’ye girip girmemesi tartışmasına değinen Çavuşoğlu, şunları belirtti:

”Ama genel anlamda AB’nin dağılacağını düşünmüyorum. Ama önemli olan burada Türkiye’nin amacıdır. Sadece ekonomik olarak AB’den faydalanmak değildir. Bu bir demokratikleşme sürecidir. Bu bir çağdaşlaşma projesidir. Dolayısıyla ileride vatandaşlarımız karar verecektir. Şimdi bunları tartışmadan biz bu süreçte yani uyum sürecini başarılı bir şekilde yürütüp tamamlamamız gerekiyor. Ondan sonra karar veririz, üye olup olmayacağımıza. Bence şimdi bu süreçte olalım mı olmayalım mı tartışmalarına hiç gerek yok.”aa

 

 

 


Yazan - 11 Aralık 2011. Kategori EKONOMİ. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oy
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x