GDO’lu 6 mısır geninde”Risk”


GDO’lu 6 mısır geninde ‘risk’

Ali Ekber YILDIRIM

 Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Derneği İktisadi İşletmesi, Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği Derneği ve Yumurta Üreticileri Merkez Birliği’nin yem amaçlı kullanmak üzere ithal etmek istediği genetiği değiştirilmiş 9 mısır geninden 6’sı “riskli” bulundu. Diğer 3 gen için ise, “ithal edilebilir” raporu verildi.

İthalat başvurularını değerlendiren Biyogüvenlik Kurulu, genetiği değiştirilmiş 9 mısır geni için ayrı ayrı Bilimsel Risk Değerlendirme Raporu ve Sosyo-Ekonomik Risk Raporu hazırlattı. Kamuoyu görüşüne açılan raporlarda genetiği değiştirilmiş 6 mısır geninin ithal edilmesi riskli görüldü. Diğer 3 gen için ise, “ithal edilebilir” raporu verildi.

Biyogüvenlik Kurulu’nun hazırlattığı Bilimsel Risk Değerlendirme Raporlarına göre genetiği değiştirilmiş, MIR604, MON863xNK603, MON863, T25, MON863xMON810, MON863xMON810xNK603 mısır çeşitlerinin, risk taşıması nedeniyle Türkiye’ye ithal edilmemesi gerektiği görüşüne yer verildi. İthalat izni istenen genetiği değiştirilmiş MON810, 59122xNK603 ve MON88017 mısır genlerinin ise risk taşımadığı, ithal edilebileceği ifade edildi.

GDO’lu yeme dayalı ürünler etiketlensin

Biyogüvenlik Kurulu’nun, ithalat izni istenen 9 mısır geni için hazırlattığı Sosyo-Ekonomik Risk raporlarının tamamında genetiği değiştirilmiş yemle beslenen hayvanların ürünlerinin de mutlaka etiketlenmesi istendi. Yakın zamanda genetiği değiştirilmiş yemlerle beslenen hayvanlardan elde edilen et, süt, yumurta ve diğer ürünlerin riskli olup olmayacağı tartışmasına Sosyo-Ekonomik Risk Komiteleri son noktayı koydu. Komitelerin raporlarında, genetiği değiştirilmiş yemlerle beslenen hayvanlardan elde edilen ürünlerin risk taşıdığı bu nedenle mutlaka etiketlenmesi gerektiği ifade edildi. Sosyo-Ekonomik Komite kararlarında şu görüşlere yer verildi:

“Biyogüvenlik Yasası çerçevesinde Türkiye üretimi yapılan mısır çeşitlerine bulaşık olup olmadığına karar verilmesi gerekir. Bulaşık olma durumunda, ilgili ürünlerin toplatılarak imha edilmesi ve ekim alanlarında risk yönetimi kapsamında karantina tedbirleri uygulanmalı. Mısırın piyasaya sunulurken, ürünün etiketi üzerinde aktarılan gen ve ifade edilen transgenik proteinin ne olduğunun açıkça belirtilmesi gerekir. Ambalajlı ürünlerde etiket büyüklüğünün yem ürünlerinde toplam ambalaj alanının yüzde 5’ine karşılık gelecek şekilde hazırlanması önerilmekte. Dökme ürünler için de etiket bilgilerine ilişkin yönetmelik hükmü uygulanmalı. Ayrıca yem olarak kullanılacak mısır çeşidiyle beslenen hayvanlardan elde edilen ürünlerin etiketlerinde de GDO içeren yemle beslendiğini belirten ibare bulunmalı. Bunun için mevzuatta gerekli değişikliğin en kısa zamanda yapılması gerekmekte. İthal izni verilmesi durumunda GDO mısırın tüm resmi evraklarında ve etiketlerinde ‘GDO’ludur ve tohumluk olarak kullanılamaz’ ibaresi yer almalı.”

İzinsiz ürünler yakılarak imha edilmeli

“Tespit edilen izinsiz GDO ürünlerinin kontrollü koşullarda yakılarak imha edilmesi zorunlu tutulmalıdır” görüşüne yer verilen raporlarda daha sonra şöyle denildi: “Mısır çeşidinin tohum ve ürünlerin ithaline izin verilmesi durumunda yanlış veya amaç dışı kullanımlarının denetlemeler sırasında tespit edilmesi halinde Biyogüvenlik Yasası kapsamındaki yaptırımlar uygulanır. Ayrıca bu durumdaki ürünler toplattırılarak imha edilir.”

Mısır ithalatı değil üretimi teşvik edilsin

Tüketicinin geleneksel ürünler ile GDO ürünler arasında serbestçe seçimler yapabilmesini garanti altına almak amacıyla geleneksel ürünlerin üretilmesinin özendirilmesi yönünde bir devlet politikası olarak teşvik edici önlemler alınması istenen raporda:”Mısır ithalatında halen uygulanmakta olan yüzde 130 oranında gümrük vergisi uygulamasına taviz verilmeden devam edilmesi gerekmekte. İthalat miktar ve zamanı belirlenirken yurtiçi hasat dönemi ve rekolte göz önünde bulundurularak izin verilmeli. Özellikle mısıra verilen prim desteğinin düşük olması bu durumu ortaya çıkaran en önemli etkendir. Diğer bir ifadeyle ülkemizde mısır üretiminin ihtiyacımızı karşılayacak düzeye gelmesi ancak mısır üretimine verilecek prim desteğinin arttırılmasıyla mümkün olduğu görülmektedir. Eğer bu destek miktarı arttırılırsa mısır ürününü ekmek çiftçiler için gelir arttırıcı bir etki sağlayacağından kendimize yeterli hale geleceğimiz düşünülmekte” görüşüne yer verildi.

GDO’lu soyaya da izin isteniyor

Biyogüvenlik Kurulu Prof. Dr. Hakan Yardımcı başkanlığında 10 Ocak 2012’de gerçekleştirdiği toplantıda, Tüm Gıda Dış Ticaret Derneği’nin 29 Kasım 2011 tarihli 3 soya çeşidinin (MON 40-3-2, A2704-12 ve MON89788) gıda amaçlı kullanımına izin verilmesi yönündeki talebi değerlendirildi. Biyogüvenlik Kurulu, daha önce Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu’nun ve ÜNAK Gıda ve Kimyevi Maddeler San. Tic. Ltd. Şirketi’nin bu kapsamda yaptığı iki başvurusunun kabulü ve bilimsel komite değerlendirmelerinin devam etmesi nedeniyle, Tüm Gıda Dış Ticaret Derneği’nin söz konusu başvurusunun adı geçen iki firmanın başvurusu ile aynı kapsamda yeni başvuru olarak değerlendirilmesine karar verdi. Bilimsel komitelerin hazırlayacakları değerlendirme raporlarının bu başvuru için de geçerli olmasına karar verildi. 3 soya geni için izin çıkarsa ilk kez gıdada kullanılmak üzere genetiği değiştirilmiş soya ithal edilecek.

Riskli GDO’lu mısır genlerine ilişkin komite kararları

MIR604 mısır çeşidi ve ürünleri

 Bu çeşit oldukça yeni bir çeşit olup, Syngenta firmasının müracaatı üzerine 2006 yılında Avustralya’da, 2007 yılında Japonya, Kanada ve ABD’de, 2009 yılında AB’de, ilgili yetkili kuruluşlar tarafından gıda ve yem olarak kullanılması onaylandı. Ancak, ortaya çıkabilecek riskler konusunda yeterli veri bulunamadığı için, komitemiz oyçokluğuyla MIR604 mısır çeşidinin ülkemizde yem amaçlı kullanımının uygun olmayacağı görüş ve kanaatine vardı.

MON863xNK603 kodlu mısır çeşidi ve ürünleri

Yem olarak kullanıldığı sınırlı sayıdaki araştırma sonuçlarında kontrolle (genetiği değiştirilmemiş mısır) karşılaştırıldığında bu ürünü içeren yemlerle beslenen hayvanlarda bazı biyokimyasal parametrelerde değişikliklerin olması komitemizce önemli bir olumsuzluk olarak değerlendirildi.

Ayrıca bu mısır çeşidinin, içerdiği nptII geninin [aph(3′)-IIa] fonksiyonu olan kanamisin ve neomisin direnci, üzerinde önemle durulması gereken bir konu. Kanamisin ve neomisin, insan ve hayvan sağlığı bakımından önemli problemlerin çözümünde kullanılan antibiyotiklerdir. Söz konusu antibiyotikler, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Dünya Hayvan Sağlığı Organizasyonu (OIE) tarafından insan ve hayvan sağlığı açısından yayınlanan listede kritik antibiyotikler olarak yer almakta. Bu mısır çeşidinin yem olarak kullanılması halinde insan, hayvan ve çevre sağlığı açısından risk oluşturabileceği ortak kanaatine varmıştır.

MON863 mısır çeşidi

Hepato-renal toksisite başta olmak üzere, dalak, immün sistem, genito-üriner sistem dahil çoklu organ ve sistem zedelenmesini rapor eden yayınların varlığı, nptII antibiyotik direnç geni taşıması ve bu genin bitkiden bakterilere yatay gen geçişinin mümkün olabileceğine ilişkin yayınların varlığı, dikkate alınarak, yem olarak kullanılmasının risk taşıyabileceğine oybirliği ile karar verildi.

 T25 mısır çeşidi

 Bilimsel Komite, bu konudaki deneysel çalışmaların söz konusu çeşidin hayvan beslemede kullanımı için karar vermek üzere yeterli olmadığı görüşünde. Bu nedenle ithalinin uygun olmayacağı görüşüne vardı.

 MON863xMON810 mısır çeşidi

Ülkemizde 5977 sayılı kanun kapsamında genetiği değiştirilmiş çeşitlerin yetiştirilmesi yasak olmakla birlikte, bu mısır çeşidi tanelerinin amaç dışı çevreye dağılması veya olası kaçak ekimler nedeniyle gen kaçışı riski göz önünde bulundurulmalı. Bu türün ebeveynlerinden MON863 mısırın taşıdığı neomisin direnç geninin (nptII) ileride yaratabileceği sorunlar ile MON810 nun genetik yapı kararsızlığı ve toksikolojik (hepatorenal toksisite ve bağışıklık sistemini baskılayıcı özellikleri) etkileri konusundaki araştırma sonuçlarını dikkate alan komitemiz, adı geçen ürünün yem olarak kullanımının risk taşıyabileceği kanısına ulaştı.

MON863xMON810xNK603 kodlu mısır çeşidi ve ürünleri

Mısır çeşidi ve bu çeşidi oluşturan ebeveynler ile ilgili kaynaklar ve komitemizin önceki raporları dikkate alındığında; özellikle MON863 ve MON810 mısır çeşitlerinin hepato-renal toksisite başta olmak üzere, dalak, immün sistem, genito-üriner sistem dahil çoklu organ ve sistem zedelenmesini rapor eden yayınların varlığı, MON863 mısır çeşidinin nptII antibiyotik direnç geni taşıması ve bu genin bitkiden bakterilere yatay gen geçişinin mümkün olabileceğine ilişkin yayınların varlığı, MON810 mısır çeşidinin genetik kararsızlığı dikkate alınarak, bu mısır çeşidinin yem olarak kullanılmasının risk taşıyabileceğine oybirliği ile karar verildi.

Kamuoyu görüşü 27 Şubat’a kadar

Biyogüvenlik Kurulu’nun genetiği değiştirilmiş 9 mısır geni için oluşturduğu Bilimsel Risk Değerlendirme Komiteleri’nin raporları ve Sosyo-Ekonomik Risk Değerlendirme Raporları’na ilişkin olarak ‘kamuoyu’nun görüşü alınacak. Biyogüvenlik Kurulu’nun internet sitesinde yer alan raporlara ilişkin görüş bildirme süresi 27 Şubat’ta sona eriyor. Site’de kamuoyu görüşünün 6 Şubat ile 27 Şubat arasında alınacağı duyurulurken raporlar bir gün sonra 7 Şubat’ta internet sayfasına konulduğu için daha baştan bir gün geçmiş oldu.(Dünya)

  


Yazan - 9 Şubat 2012. Kategori YEM & KATKI. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oy
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x