GDO’nun anavatanı ABD


Genetiği değiştirilmiş organizmaları (GDO) uzmanlar tartışıyor, halk bilmeden bu ürünlerden tüketmekten tedirgin GDO’lu ürünleri herkesin konuşmasına rağmen GDO’lu tohum pazarının yüzde 90’ını elinde tutan Amerikalı şirketten hemen hemen hiç bahsedilmedi. Pazarın neredeyse tamamına hakim olan Monsanto şirketi, 1901 yılında kuruldu.

2004 yılında Kanada Federal Mahkemesi’nde çiftçi Percy Schmeiser ile “Monsatan” isimli şirket arasında bir dava görülüyordu. Adını daha sonra Monsanto olarak değiştiren o günkü ismiyle Monsatan, ürettiği Roundup isimli ilaç ile mahsullerin zararlı bitkiler ve hastalıklardan korunmasını sağlıyordu. Bu kimyasalın etkile-rinden korunmak için de kanola tohumlarına glifosata dayanıklı bir gen aktarıyor ve ortaya çıkan yeni nesil tohumları ise ‘Roundup Ready’ ismiyle piyasaya sürüyordu. Schmeiser, 1997’de arazisinin bir kısmında yetiştirdiği kanolaların Roun-dup ilacına dayanıklı olduğunu fark etti. Bu ürünlerini de diğerleriyle karışmaması için saklama kararı aldı. Geçen birkaç yılda çiftçinin arazisinin büyük bir kısmında Roundup Ready yetişmeye başladı. Dev şirket, patent haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle çiftçi Schmeiser’i mahkemeye verdi. Fedaral Mahkeme de Monsanto’yu haklı bularak çiftçiyi 400 bin dolar tazminata mahkûm etti. Mahkeme, bununla yetinmeyip Kanadalı çiftçinin 1997 ve 1998’de ürettiği ürünlerin bedelini Monsanto’ya ödemesine karar verdi. Şirket, GDO’lu tohumların patentini aldığından çiftçi-lerle üretimlerinin hepsini almak konusunda anlaşma yapmıştı. Davanın özü buydu.

Türkiye’deki gıda ve tohum şirketleri Monsanto’nun dünya GDO pazarının yüzde 90’ını elinde bulundurduğunu söylüyor. Amerikalı tohum devinin Türkiye’de de pazar hakimiyetini artırmak için sektördeki birçok firmayı gizlice satın aldığı ifade ediliyor. Tarım ürünlerini zararlı haşerat ve zorlu iklim koşullarından korumak için başlatılan dayanıklı tohum üretimi, birkaç yıl içinde GDO adını alarak büyük bir sektöre dönüştü. Şirket de bu alanda yaptığı çalışmaların patentini alarak çiftçileri kendine mahkûm etti.

Bugünden sonra GDO’lu ürün üretmek isteyen herkes, Monsanto ile anlaşma yapmak zorunda. Tohum ve ilaç üreticisi, daha sonra GDO’lu ürün üretimini sektörel bir güç haline getirdi. Kanada ve ABD’de üretim yapan şirket şimdilerde üretim merkezini Brezilya, Arjantin, Bolivya, Çin ve Mısır’a kadar genişletti. 1998’de dünya genelinde 25 milyon hektarlık bir alanda GDO üretimi yapılırken, 2008 sonu itibarıyla bu rakam 125 milyon hektara yükseldi.

Bir süre öncesine kadar bu ürünlerin Tür-kiye’ye girişinde hukuki bir sınırma yoktu. Ancak Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın bu ürünlerin girişini sınırlandırmak için yönetmelik çıkarması, bakanlığı hedef haline getirdi. Bakanlık, bu noktada 27 ürünü GDO kapsamına aldı. Ancak daha sonra bu sayı 7’ye düşürdü. Buna rağmen GDO ithalatçıları yönetmelik aleyhinde lobi yaptı. Danıştay 8. Dairesi yönetmeliği iptal etti. Bunun üzerine Türkiye’ye bu ürünlerin girişlerinde bakanlık denetim hakkını kaybetti. Aksi halde dünya ticaret hukukuna aykırı davranılmış sayılıyor.

Şirketi, Coca Cola dünya markası yaptı

Kurulduğu 1900’lü yıllarda küçük bir şirket olan Monsanto’nun büyümesinde gazlı içecek devi Coca Cola’nın büyük bir etkisi var. Coca Cola, o dönemde şirketin elindeki tüm mahsulü satın alarak hem Monsanto’ya büyük bir motivasyon verdi hem de şirketin geleceğini şekillendirdi. Monsanto da 1990’lara gelindiğinde Ar-Ge’ye hız verdi. GDO devi, birçok bilim adamıyla çalışmaya başladı. Aynı dönemde soya fasulyesi üreticisi Jacop Hardz Seedco’yu bünyesine dâhil etti. 1996’da ise dünyanın ilk GDO’lu domates üretimi yapan Flavr Savr’ı üreten Calgane’yi satın alan şirket, 2000’de Pfizer ile birleşerek Moncia Corporation adını aldı. Bir yılın ardından yine eski ismine geri dönüş yaptı. Yaptığı Ar-Ge yatırımlarının da etkisiyle gelirini artırıyor. Amerikalı GDO devinin 2009 cirosu ise sadece 1 milyar 800 milyon dolar. Şirketin dünyanın pek çok ülkesinde yüzlerce tesisi var.

Türkiye’de de temsilcilik verdi

Ünlü GDO devinin Türkiye’de temsilcilikleri mevcut. Şirketin İstanbul, Bursa, Adana, İzmir ve Antalya gibi yerlerde Monsanto Gıda ve Tarım Ticaret Limited Şirketi’nin 10 kadar temsilcisi bulunuyor. Monsanto, resmi internet sitesinde inovasyon ve yeni teknolojilerle çiftçilerin gelişmesine katkıda bulunmayı amaçladığını dile getiriyor.

GDO’da rüşvet iddiası

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Derneği Başkanı Kemal Özer, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalı (GDO) tohum üreticilerince, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na bağlı çeşitli kuruluşlara rüşvet verildiği iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.

Kemal Özer iki dernek üyesi ile   Sultanahmet’te bulunan İstanbul Adliyesi’ne giderek  ABD Menkul Kıymetler Komisyonunca 2007’de yapılan incelemede “2001-2006 yılları arasında, GDO’lu tohum üreticilerinin bakanlığın çeşitli kuruluşlarına rüşvet verildiğinin tespit edildiği” iddiaları hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

Suç duyurusunun ardından basın açıklaması yapan Kemal Özer şunları söyledi: “Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na GDO’lu pamuk tohumlarının denetimden kolay geçmesi için rüşvet verdikleri iddia edilen ABD merkezli Delta Pien şirketi ve bu şirketin sahibi olduğu Türk Deltapine şirketi ile rüşvet aldıkları iddia edilen bakanlık yetkilileri hakkında suçduyurusunda bulunduk” dedi.

İddialarla ilgili olarak araştırılma yapılmasını ve gerçeklerin ortaya çıkarılmasını isteyen Kemal Özer, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’in “Türkiye’de GDO’lu ekim yapılmamaktadır. Ekildiği ispat edilirse istifa ederim” sözünü hatırlattı. Kemal Özer, iddiaların doğru çıkması halinde Mehdi Eker’in istifa etmesini istedi.

İddiaların bugüne kadar bakanlık ve ve adı geçen GDO’lu tohum üretici şirket tarafından yalanlanamadığını belirten Kemal Özer, şunları söyledi: “Tohumun Türk yargısı tarafından incelendiğine dair herhangi bir bilgiye ulaşamadık. Bu şikayet dilekçesiyle kuşkusuz sonuca ulaşacağımızı düşünüyorum.

Bu rüşvet iddialarının ortaya çıkması gerekmekte. Rüşvet verildiği iddiası bakanlığı, TCK’nın irtikap, denetim görevinin ihmali ve rüşvet maddelere muhalefet edildiği iddiası gibi çok ciddi bir ithamla karşı karşıya bırakmaktadır. Dileriz ki konu iddia edildiği gibi çıkmaz ve zan altındaki tüm tarım bürokrasisi aklanır. Yine dileriz ki ülkemizde GDO’lu tohumlar ekilmemiş olsun ki Tarım ve Köyişleri Bakanı bu iddia ile istifa etmek zorunda kalmış olmasın.”


Yazan - 27 Ağustos 2010. Kategori YEM & KATKI. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
En Yeniler
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
Dr.H.Hüseyin ÜNAL
Dr.H.Hüseyin ÜNAL
10 yıl önce

GDO konusundaki yayınınlarınız için teşekkürler.Küçük bir katkıda bulunmak amacıyla aşağıdaki not iletmek istiyorum. ” GDO konusunda yukarıda adı geçen ülkeler içinde yazılmamış ancak bu konuda çok ünlü ülkelerden biri de İsraildir. Adı her ne şekilde sunulursa sunulsun bitkilerin genetik yapılarıyla ilgili araştırma veya ticari amaçlı müdahaleler için özel laboratuarlarda çalışmalar yapılmaktadır. Araştırma iyi de buradan elde edilecek sonuçları ile bütün sektörü kendine bağımlı hale getirme teşebbüsü bir iktidar mücadelesidir. Aynı zamanda ticari tekel mücadelesidir. “Bir tarlada yetişen dometes bir küçük kasabaya yetebilir, ancak bu tarlada yetişecek tohum bir ülkeye yetebilir. Bu güzel bir felsefedir. Ancak bunu benden başkası yapamasın ya… Read more »

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
1
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x