GDO’ya resmen geçit yok…


GDO ve ürünleri, insan ve hayvanların tedavisinde kullanılan antibiyotiklere direnç genleri içermesi halinde, bu genlerin sağlık, çevre ve biyolojik çeşitliliğe zararlı olmadığı tespit edilmedikçe ithal edilemeyecek ve piyasaya sürülemeyecek.

”Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.   Buna göre, yönetmeliğin ”yasaklar” bölümünde yer alan 6’ncı maddesinin birinci fıkrasına ”GDO ve ürünlerinin, insan ve hayvanların tedavisinde kullanılan antibiyotiklere direnç genleri içermesi halinde, bu ürünlerdeki direnç genlerine yönelik bilimsel araştırma sonuçlarının insan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevre ve biyolojik çeşitliliğe zararlı olmadığı Risk Değerlendirme Komitesi raporu ve Kurul kararı ile tespit edilmedikçe bu ürünlerin ithal edilmesi ve piyasaya sürülmesi yasaktır” bendi eklendi.

GDO’lu soya katakulliyle geliyor!

Tarım Bakanı’nın GDO’yu yasakladıklarını söylemesine karşın çeşitli yollarla GDO’lu gıda girişi yapıldığı iddia ediliyor.

GDO’lu ürün ithal eden firmaların gizlenmesi için kurdukları sektörel derneklerini maske yapan gıda üreticileri şimdi de “Tüm Gıda İthalatçıları Derneği” üzerinden GDO’lu soya ithal etmek için

Biyogüvenlik Kurulu’na başvurdu.
Derneklerini ticari müessese gibi kullanarak firma isimlerini ve markalarını gizleyen gıdacıların bu davranışı, kamuoyunda ikiyüzlülük olarak yorumlanırken Gıda Hareketi yetkilileri ise ‘bir üründe soyadan elde edilmiş un, yağ veya yatkı maddesi söz konusu ise bu yüzde 99,9 oranında GDO’ludur. Mısır’da ise bu oran yüzde 95’den fazladır’ görüşünde.
Derneklerin amacı dışında kullanılmasının toplumsal güveni zedelediğini dile getiren Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer, İçişleri Bakanlığı Dernekleri Dairesi’ni göreve çağırdı. Kirlerini dernekleriyle örtenlerle aynı tanımı kabul edemeyeceklerini belirten Özer; “Derneklerini çirkin emellerine alet edenlerle aynı tanım altında bile olmak züldür. Bunlar sivil toplum örgütü ise Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi, asla değil. Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi mensupları artık örgütlerine ‘sivil toplum örgütü’ denilmesini hakaret gibi algılamaktadır” dedi.
Asıl sorumluluğun Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nda dolayısıyla da siyasi iktidarda olduğunu belirten Gıda Hareketi Lideri, “Bu bir bumeranktır ve gelir buna izin vererek çanak tutanları da içine alır” dedi.
Bakanlıkça geçtiğimiz yıl piyasadan alınan 4 bin üründen 1600’den fazlasında GDO tespit edildiği bilgisine sahip olduklarını ve bu bilginin Diyanet İşleri Başkanlığı’nın “Günümüzde helal” konulu toplantısında Biyogüvenlik Kurulu Başkanı Hakan Yardımcı tarafından da teyit edildiğini dile getiren Özer; “Sayın Yardımcı ‘Bakanlık yetklilileri bu bilgiyi benimlede paylaştığı’ demiştir. Savunma olaraksa eski ithalatların gerekçe göstermiştir. Oysa bugün GDO’lu ürün olarak ham tarım ürünü esas alınıyor. Ambalajlı yani mamul gıda ürünleri, yağlar, katkı maddeleri de hiçbir analiz ve denetime tabi tutulmadan ithaline izin veriliyor” dedi.
‘Bakanlık her sorunun ya üstünü kapatıyor, ya da sorun yokmuş gibi lanse ediyor. Yani her zaman herşeyi sütliman olarak gösteriyorlar’ diyen Özer, tohum, tarım ve nihai gıda ürünlerinin durumunu her açıdan vahim buluyor ve geri dönülmez hatalar yapıldığını belirtiyor.Gıda Hareketi


22 Şubat 2012. 10:58
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x