‘Lüfer’i Kurtarırsa Erdoğan kurtaracak


Lüfer tutkunu Hüseyin Eriş, Başbakanlık İletişim Merkezi’ne bir mektup yazarak, “Bu güzelim balığın geleceği sizin elinizde. Lütfen bir şeyler yapın. Gerekirse 2-3 yıl lüfer soyundan olan çinekop ve sarıkanat gibi balıkların avlanmasını yasaklayın” dedi.

Bunun üzerine Başbakanlığın talimatıyla lüferin küçük boylarına av yasağı uygulanması, Su Ürünleri İstişare Kurulu’nun gündemine alındı.

BAŞBAKANLIK, çinekop ve sarıkanat boyutunda avlanması nedeniyle soyu tükenme tehdidi altında olan lüfer balığı için harekete geçti. Başbakanlığın talimatıyla lüferin küçük boylarına av yasağı uygulanması, Su Ürünleri İstişare Kurulu’nun gündemine alındı.

Nesli sizin elinizde

Lüfer tutkunu Hüseyin Eriş’in 3 Kasım’da, Başbakanlık İletişim Merkezi’ne (BİMER) yolladığı mektubunda lüferin neslinin tükenme tehdidiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, “Bu güzelim balığın geleceği sizin elinizde. Lütfen bir şeyler yapın. Gerekirse 2-3 yıl lüfer soyundan olan çinekop ve sarıkanat gibi balıkların avlanmasını ve satılmasını yasaklayın” talebinde bulundu.

Bakanlığa talimat

Eriş’in mektubunu işleme koyan BİMER, konuyu gereğinin yapılması istemiyle Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na iletti. Bakanlık da Eriş’e bir hafta içinde BİMER aracılığı ile yanıt verdi. Bakanlık, Eriş’in talebinin dikkate alınacağını, konunun avlanmayla ilgili düzenleme yapan Su Ürünleri İstişare Kurulu’nda değerlendirileceğini belirtti.

Kampanya yapılmıştı

Avlanma sınırı 14 santimden 20 santime çıkarılmazsa lüferin tükeneceğini söyleyen Türkiye Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) ve Fikir Sahibi Damaklar da kampanya başlatmıştı. Sloganı ‘İstanbul Lüfere Hasret Kalmasın’ olan kampanya kapsamında 12 Nisan’da yapılan toplantıda akademisyenler, üreticiler ve işletmeciler bir araya gelmiş, İstanbul’daki bazı restoranlar 5 yıl boyunca lüfer satmamayı taahhüt etmişti.

Diğer Haberler:
Bozcaada sahiline yüzlerce ölü balık vurdu

‘Sizinki kaç santim’

Greenpeace ise küçük balıkların tüketilmemesi için ‘Sizinki kaç santim’ sloganıyla bir kampanya başlatmıştı. Greenpeace Akdeniz Denizler Kampanyası Sorumlusu Banu Dökmecibaşı, balık ölçülerine ilişkin şu açıklamayı yapmıştı: “Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın yayınladığı su ürünleri sirkülerinde pek çok ticari türün avlanma boyları gerçek üreme boylarına kıyasla son derece küçük. Bu sirkülerde lüfer ve kalkan için yasal avlanma boyu 40 santimetre olarak belirtilmiş ancak bilimsel olarak üreme boyu 42-44 santimetre. Stokları kötü durumda olduğu için Greenpeace’in önerisi ise 45 santimetre.”(hha)

Balık tüketiminde sınıfta kaldık
 
Muğla Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Nuri Tarkan, Türk halkının balık tüketmeyi fazla sevmediğini belirterek, bu konuda dünya ve Avrupa ortalamasının çok gerisinde olduğunu söyledi. 
 
Prof. Dr. Ahmet Nuri Tarkan, Türkiye’de eğitim düzeyinin artmasıyla balığa olan ilginin ve talebin arttığını söyledi. 

Türkiye’de balık tüketiminin önceleri çok daha düşük seviyede iken, bugün eğitim seviyesinin yükselmesi sonucu kişi başına düşen balık tüketiminin yılda 8 kilograma ulaştığını anlatan Prof. Dr. Tarkan, şöyle devam etti: 
”Bu seviyeye tabi ki eğitimle ve balığı sevdirerek geldik. Fakat bu yeterli değil. Dünyadaki kişi başına düşen su ürünleri tüketim miktarı yıllık 17 kilogram. Avrupa Birliği ülkelerinde ise bu rakam 24-25 kilogram civarında. Japonya’ya baktığımız zaman yıllık kişi başı balık tüketimi 75 kilogramdır. Balık doymamış yağ asitleri bakımından enteresan bir besin maddesidir. Bu nedenle omega 3 beyin ve sinir sistemini destekler, kalp ve damar sistemini destekler ve kansere karşı bir tampon oluşturduğu bilim adamları tarafından söylenmektedir” diye konuştu. 

Diğer Haberler:
İstanbul'un En Baba Lüferi" Yarışması Yapıldı

Muğla Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesinde canlılar üzerinde çeşitli çalışmalar yürüttüklerini kaydeden Tarkan, ”Deniz kirliliğinden balık hastalıklarına kadar, işleme teknolojisinden suların çekilmesine kadar her konuda çalışma yürütüyoruz. Muğla Üniversitesi’nde uluslararası yayın bakımından kişi başına düşen yayın sıralamasında ilk sırada yer alıyoruz” diye konuştu. 
     

 -”TÜRKİYE VE DÜNYADA BALIK AVCILIĞI”- 
    

 Tarkan, Türkiye’nin doğal avcılıkta dünyada 31’inci sırada yer alırken, yetiştiricilikte ise dünyada 24’üncü sırada yer aldığını anlatarak şöyle konuştu: 

 ”Dünyada doğal balık avcılığı yılda 90 milyon ton. Buna kültür yoluyla yetiştiricilikten elde edilen miktarda eklenirse bu rakam 142 milyon tona ulaşmaktadır. Türkiye’de ise bu rakam 648 bin ton civarında ve bunun yaklaşık yüzde 25’i yani 160 bin tonu üretimdir. En çok doğal avcılık Karadeniz’de yapılmaktadır. Özellikle hamsi, istihsalimizin yüzde 75’ini karşılamaktadır. 160 bin ton üretim yapılmaktadır ve bu üretimin yüzde 50’si Muğla bölgesinden karşılanmaktadır. Muğla balık üretimiyle ilgili çok önemli bir konuma sahiptir. Su ürünleri yetiştiriciliğinde Ege Bölgesi ilk sırada yer almaktadır.” 
    

-”STOKLAR AZALIYOR ZOR BİR SÜRECE GİRİYORUZ”- 
    

Doğal balıkçılıkta bilinçli avlanmanın yapılmadığını söyleyen Tarkan, şunları söyledi: 

 ”Stoklarımız giderek azalıyor ve zor bir sürece geliyoruz. Doğal balıkçılıkta makine güçleri artmaktadır, son sistem balık bulucular kıyı bölgelerinde çalışmaktadır ve kıyılardaki balıklar küçük büyük avlanmaktadır. Kaçak trol avcılığı yapılmaktadır. Örneğin Marmara Denizi’nde yıl boyunca yasak olmasına rağmen gece trol avcılığı yapan bir çok tekne yakalanmakta ve yasal işleme tabi tutulmaktadır. Bizim bu konuda hassasiyet gösterdiğimiz en önemli nokta ise balıkların cinsi olgunluğa erişmeden denizden çekilip alınmasıdır. Bunu yaparak onların üremelerine imkan sağlamamış oluyoruz ve geleceğimizi besin yönünden tehlikeye atmış oluyoruz. Bu yüzden balıklara yaşama şansı vermeliyiz ki onların da milyonlarca yumurtası balık olsun ve soframıza gelsin.”aa

Diğer Haberler:
Balık Neredeyse Bedava

Yazan - 25 Aralık 2010. Kategori SU ÜRÜNLERİ. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık

Yoruma kapalı