Meyvesi Taşlanan Ağaç; Gıda Sanayi


MEYVESİ TAŞLANAN AĞAÇ

 G I D A   S A N A Y İ

 

 Yüce CANOLER

Ziraat Yüksek Mühendisi(yucecanoler@mynet.com)

 

Sanayinin vücut bulmasında ve gelişmesindeki temel unsur teknolojidir. Sanayi yokken teknolojinin var olduğunu savunmak mümkündür. Tarihi bulgulardan elde edilen bilgilere göre yapılan yorumlarda, bilim ve mühendislikten önce insanın ihtiyaç duyduğu alet ve araçları üretme yetenek ve bilgisini elde ettiği söylenmektedir. Bilim alanındaki gelişmelerin uygulamaya aktarılması mühendislik çalışmaları sayesinde gerçekleşmiş ve sanayinin ortaya çıkmasıyla insanlığın yaşamı tamamen değişmiştir. O kadar değişmiştir ki artık eskiye dönüş mümkün değildir. Zaman zaman nostaljiye kapılıp eski günlere özlem duysak da sahip olduğumuz teknolojinin bizlere bahşettiği olanaklardan da vazgeçmek istemeyiz. Bu bir çeşit gericilik olur. Biz vazgeçmeyi göze alsak bile çocuklarımız, torunlarımız vazgeçmezler.

 

Teknolojiyi birkaç şekilde tarif etmek mümkün ise de  kısaca, Teknoloji bilimin uygulamacı yönü olarak tarif edilebilir. Teknolojinin ne kadar ilerlediğinden söz ettiğimizde aslında bilimin gelişmesini ifade ettiğimizi biliriz. Teknolojik gelişmeler ayni zamanda sanayideki gelişmeyi de ifade eder. Sanayide kullanılan üretim yöntemi, üretimde kullanılan araç, gereç ve aletler bütünüyle teknoloji kavramı kapsamındadır.   

 

Girişimizdeki açıklamalardan anlaşılacağı gibi sanayi teknolojiye, teknoloji bilimsel gelişmeye dayanmaktadır. Dünya üzerinde yaşayan milletlerin gelişmişliğinin değerlendirilmesinde de bu üç unsur bilim, teknoloji ve sanayi en başta gelen kriterlerdendir. Bu kriterlere bakarak yeryüzündeki milletler gelişmiş, gelişmekte olan ve geri kalmış ülkeler olarak üç sınıfta ifade edilirler. Hepinizin bildiği gibi Türkiye,  gelişmekte olan ülkeler arsında yer almakta ve gelişmiş ülkeler sınıfına yükselebilmek için çaba sarf etmektedir.

 

Çeşitli sanayi dalları içerisinde gıda sanayi, yıllardır sürdürdüğü teknolojik gelişmesiyle dikkat çekmektedir.  Artan Dünya nüfusunun ihtiyacı olan gıdaları üretmek, ürünlerin gıda değerini koruyarak bozulmadan, en sağlıklı biçimde tüketiciye ulaştırılmasını temin edebilmek yönünde bilimsel ve teknolojik çalışmalar hızla devam etmektedir.

 

Türkiye’deki gıda sanayi kuruluşları da bu sahadaki gelişmeleri yakından izlemekte, uluslararası standartlara uygun olarak ürettikleri gıda maddelerini hem yurt içinde tüketime sunmakta, hem de ihraç etmektedirler. Tüm bu olumlu gelişmelere rağmen son birkaç yıldır bazı kişilerce gıda sanayi ürünlerine karşı bir karalama kampanyasının yürütülmeye çalışıldığını görüyoruz. Sanayi ürünü hemen her türlü gıdanın tüketimine karşı çıkan bu kişilerin ilginç olan tarafları hemen hepsinin gıda sektörünün dışında mesleklere sahip olmalarıdır. Tüketicileri gıda konusunda bilgilendirme maskesi altında yürüttükleri bu kampanyada öne sürülen iddiaların bilimsel temele dayanmamasına rağmen kanıtlanmış bulgular gibi halka aktarılmaya çalışıldığına tanık olmaktayız. Değişmeyen belli isimler TV kanallarının ilgi odağı haline gelmeyi başarmışlar, uydurma senaryolarla tüketiciyi sanayi ürünü gıdalardan soğutmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar.

 

Düne kadar sokak sütçüsünden süt almayın, mahalli idareler sokakta süt satılmasına engel olmalılar, halkın sağlığıyla oynanıyor diye feryat edenler, bugün UHT kutu sütlerinin, hatta hazır yoğurtların tüketilmesinden vazgeçilerek sokak sütçülerinden günlük süt alınması, yoğurdu da bu sütten evde yapmaları için tüketicileri ikna etmeye çalışıyorlar. Pastörize sütü de bir sanayi ürünü olduğu için “petrolize süt” benzetmesiyle tüketilmemesi gerektiğini savunuyorlar.

 

Aynı şekilde et ve et ürünleri konusunda da birbirleriyle karalama yarışına girmiş durumdalar. Bir kısmı  Profesör ve Doçent unvanlarıyla bilim adamı kimliğine sahip bu kişilerin üzerinde konuştukları konuda sadece kulaklarına sufle edildiği kadar bilgi sahibi oldukları, hiçbir araştırmaya dayanmayan bilgileri kendilerinden emin açıklamalarla tüketiciyi yanıltmaya çalıştıklarını hayretle izliyoruz. Bilimsel kariyere sahip bir Tıp adamı, tavuğun yemine ve yaşamına yapılan müdahalelerle günde iki hatta üç yumurta  yumurtlatıldığını söyleyebiliyor. İşin daha da komik tarafı kendisini ziyaret eden sektör temsilcileri tarafından tavuğun günde bir yumurtadan fazlasını yumurtlamasının fizyolojik olarak mümkün olmadığı söylenmiş olmasına rağmen bu komik iddiayı üç ay daha sorumsuzca tekrarlamaktan geri kalmıyor. Ayrıca, bir tıp bilim adamı olan bu şahsın tavuğun yumurtlayabilmesi için horozun katkısının şart olduğunu söylemesi çok ama çok düşündürücüdür.

 

Sektör temsilcilerince yapılan ziyaretler, konunun uzmanı bilim adamlarının yaptıkları açıklamalar ne yazık ki bu holigan ruhlu kişileri tuttukları yoldan geri çevirememektedir. Bu kişilerden bazıları daha görüşmeye başlarken “Sizi dinlerim ama kanaatimi değiştiremezsiniz” diyerek sizi pasifize etmeye çalışır. İkna olmaz bu tavırlar, iyi niyetli olmadıklarını açıkça ortaya koymaktadır. Onların aradıkları doğrular değildir. Onlar, art niyetli çıkışlarını sürdürmek suretiyle medya gündemine girmek, orada kalmak, “Ezber bozan” veya “Kanaat önderi” unvanı alarak isim yapmak çabalarını sürdürme kararındadırlar. Medya bu tür aykırı görüş sahiplerini ezelden beri çok tutar. Çünkü, çok izlenmek ve çok satabilmek için bu gibi insanları kullanmak medyanın kolayına gelir.  

 

Gıda sanayi ürünlerini karalayan söz konusu kişiler, hemen her fırsatta sanayicileri daha çok kazanmak için halkın sağlığı ile oynayan, tüketicileri yavaş yavaş zehirleyen zalim, fırsatçı ve halk düşmanı iş adamları olarak gösterme çabası içindedirler. Gözleri kararmış bu iftiracıların ne yapmaya çalıştıkları açıkça ortadadır. Eğer güçleri yeterse gelişmesiyle gurur duyduğumuz gıda sanayini çökertmeyi, en azından yıpratmayı planlamaktadırlar.

Gıda sanayinin üretim gücünü anlatabilmek için piliç eti sektöründen bir örnek vermek istiyorum;

Piliç eti sektöründe faaliyet gösteren 35 kadar firma 2011 yılında yaklaşık olarak;

  • 950 milyon adet civciv,
  • 903 milyon adet piliç,
  • 1 milyon 585 bin ton piliç eti ve ürünlerini üretmiştir.

2011 yılındaki yumurta üretimine de değinelim;

  • Yaklaşık 65 milyon adet tavuktan,
  • 14 milyar adet yumurta üretilmiş,
  • Kişi başına üretim 186 adet olmuştur.

Mevcut paralarının banka faizlerini alarak ömür boyu yan gelip yatmak yerine, milyonlarca ABD Doları tutarında yatırımlar yaparak, yüz binlerce kişiye  iş imkanı sağlayıp yılda 1.585.000 Ton piliç eti üretmiş olan sanayicilerimize ancak şükran duyabiliriz.

  • Yılda kişi başına 20 kg kanatlı eti tüketiliyor.
  • Başka bir deyişle yılda kişi başına 12 adet piliç düşüyor. 
  • Yani ayda kişi başına 1 adet tavuk tüketiyoruz.

Allah eksikliğini göstermesin. Tüm varlıklarını riske sokarak kurdukları modern tesislerde dünya standartlarının üzerinde bir kaliteyle bizlere piliç, tavuk ve hindi eti üreten, yılda 14 milyar adet yumurta üreten iş adamlarına yürekten teşekkür ediyorum.

 

Gıda sanayicilerinin daha sağlıklı üretim için nasıl çalıştıklarını 15 sene yakından izlemiş biri olarak biliyorum. Çözüm bekleyen bazı sorunlar olabilir. Bundan kaynaklanabilecek sorunların uluslararası standartlar ve ülke mevzuatı çerçevesinde tutulmak suretiyle olası riskleri en aza indirmek gıda sanayicisinin üzerine düşen en önemli görevdir. Zaten bu hususa uymayanlar üretime devam edemezler. Gıdaların kontrol görevi de   Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na düşmektedir. Bakanlığın bu konuda büyük aşama kaydettiğini söyleyebilirim. 25 Nisan 2012 tarihli Hürriyet Ankara Gazetesinde yer alan habere göre;

“Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nca gerçekleştirilen gıda denetimi 2002 yılında 39 bin 646 olan gıda denetim sayısı 2011 yılında ise 400 bin 435’e çıktı. Bakanlık bu yılın ilk 3 ayında ise 83 bin denetim yaparken, işletmelere 2 bin 564 idari para cezası verdi, 44 gıda işletmesi için de suç duyurusunda bulundu.”

Artık kusurlu ve hileli gıda üretimi yapan firmaların isimlerinin ilan edildiğini de göz önüne alırsak yeni kanunun yürürlüğe girmesinin de katkısıyla Bakanlığın denetim etkinliğinin arttığını söyleyebiliriz.

 

Sizlere son olarak bir bilgi daha vermek istiyorum. Gıda sanayi ürünleri hakkında asılsız iddialarda bulunanlarla Besd-Bir yetkililerinin yaptıkları her görüşmede, tüm iletişim bilgilerinin yer aldığı  üye listesi önlerine konmuş ve çalışmalar hakkında bilgi ve görgü sahibi olabilmek için listeden seçecekleri herhangi bir entegre firmaya habersiz giderek üretimin tüm aşamalarını incelemeleri teklif edilmiştir. Şimdiye kadar bu teklifi değerlendirerek gerçekle yüzleşmeye cesaret eden kimse çıkmamıştır.

 

Teknoloji (Yunanca τέχνη (sanat) ve λογία (bilmek)), sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur. İnsanoğlunun gereklerine uygun yardımcı alet ve araçların yapılması ya da üretilmesi için gerekli bilgi ve yetenektir. Teknoloji ayrıca, bir sanayi dalıyla ilgili üretim yöntemlerini, kullanılan araç, gereç ve aletleri kapsayan bilgidir.

 

Bir insan etkinliği olarak teknoloji, insanlık tarihinde bilim ve mühendislikten önce ortaya çıkmıştır. Teknolojinin, bilimin uygulamacı yönü olduğu görüşleri de vardır.

 

Teknoloji, günümüzde veri paylaşımının en etkin bir biçimde kullanılarak keşiflere yön vermesinin etkin bir parçası olarak da tanımlanabilmektedir


Yazan - 4 Ocak 2013. Kategori KÜMES HAYVANCILIĞI. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x