Öncelikli Dönüşüm Programı ile büyüme temposu artacak


20281-3

 

 

 

Türkiye Ticaret ve Sanayi Şurası TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun evsahipliğinde Başbakan Ahmet Davutoğlu ve ilgili Bakanların katılımıyla TOBB İkiz Kuleler’de gerçekleştirildi. 81 ilin oda-borsa başkanları illerindeki en önemli 5 sorunu ve çözüm önerisini birinci ağızdan hükümete aktarma fırsatı buldu.​

 

Şura’ya Başbakan Ahmet Davutoğlu, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu ve diğer ilgililer katıldı.

 

Hisarcıklıoğlu, buradaki konuşmasında, oda ve borsaların, büyük bir gayretle kapsamlı bir çalışma yaptıklarını, 81 il ve 160 ilçedeki mikro ve makro ekonomik sorunları belirlediklerini söyledi. Ardından, çözüm önerilerinin de hazırlandığını dile getiren Hisarcıklıoğlu, tüm bu sorun ve önerileri, ilgili Bakanlıklar ve kamu kurumları bazında da tasnif ettiklerini ifade etti.

 

Başbakan Davutoğlu’nun, her zaman kendi sorunlarını, sıkıntılarını dinlediğini belirten Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:

 

“Bugün, küresel risklerin, hem iktisadi ve hem de coğrafi olarak ülkemizi etkilediği bir dönemdeyiz. Böyle zamanlarda, ayakta kalabilmek için hem altımızdaki zemin daha sağlam olmalı hem de özel sektörün moralini ve çalışma şevkini yüksek tutmalıyız. İşte, sizin açıkladığınız 25 Öncelikli Dönüşüm Programı, daha sağlam bir zemin inşasını sağlayacak. Böylece hem büyüme temposu artacak, hem de ekonomideki kırılganlıklar azalacak.”

20281-7

– “Yeni destek paketi iş dünyasına moral getirdi”

 

Hisarcıklıoğlu, İstihdam, Sanayi Yatırımı ve Üretimi Destekleme Paketi’nin de iş dünyasına yeni bir moral ve şevk getirdiğini vurguladı.

 

Dile getirdikleri pek çok sıkıntı ve önerinin, bu yeni destek paketinde karşılığını görmekten memnun olduklarını belirten Hisarcıklıoğlu, “Tüm bu programların ve desteklerin, ekonomiye ve yatırımlara yeniden ivme kazandıracağına inanıyorum. Biz de Türk özel sektörü olarak, dün olduğu gibi yarın da ülkemizi daha güçlü, milletimizi daha zengin yapmak için koşacağız. Ülkemiz, milletimiz, camiamız için çalışmaya devam edeceğiz ve inşallah el birliğiyle ülkemizi dünyanın en büyük ekonomileri arasına sokacağız” diye konuştu.

 

-Başbakan Davutoğlu

 

Başbakan Ahmet Davutoğlu ise konuşmasında, “Eğer biz, ‘Türkiye ilk 10 büyük küresel ekonomi arasına girecek’ diyorsak, bunu söylem, bunu bir şiar, bunu slogan gibi söylemek değil, onun altyapısını kuracak şekilde her bir şehrimizin dönüşümünü sağlamak durumundayız” dedi.

 

Başbakan Davutoğlu, TOBB Genel Merkezi’nde düzenlenen 8. Türkiye Ticaret ve Sanayi Şurası’nda konuştu. Başbakan olarak TOBB’da 4. kez bulunduğunu dile getiren Davutoğlu, “TOBB’da bize de bir oda tahsis edilecek ki daimi olarak iş dünyasıyla temas halinde olalım” dedi.

 

-“Son 12 yıl bir başarı öyküsüdür”

 

TOBB’da yapılan şuralarla ilgili kayıtların, Türkiye ekonomisinin geldiği noktanın anlaşılması açısından önemli olduğuna işaret eden Davutoğlu, şöyle devam etti:

 

“Şimdi kayıtları açsak ve 2003’teki ilk şurayı, o günkü tartışmaları önümüze alsak, 12 yıl içinde Türkiye’nin nereden nereye geldiğini görürüz. Aslında bunların birlikte yayınlanması lazım. Belki TOBB Üniversitesinin yüksek lisans ve doktora tezi olarak bütün bu şuralarda hangi konular gündeme gelmiş, hangi konular şehirlerimizin, odalarımızın dilekleri temennileri perspektifi olarak yansımış ve hayata geçirilmiş, bunların bir analizini yapsak, Türkiye’nin en geniş kapsamlı ekonomik ve siyasi analizi olur.

20281-6

Son 12 yıl bir başarı öyküsüdür. Kim ne derse desin, hangi gerekçelerle hangi siyasi mülahazaları yaparsa yapsın, 12 yıl gerçek bir başarı öyküsüdür. Düşük gelirli grubundan orta gelirli grubuna çıktık. Kişi başına düşen milli gelirimizi 10 binler seviyesine çıkardık. 240 milyar dolarlardan 800 milyar dolarlara çıktık. 36 milyar dolar ihracattan 160 milyar dolarlara çıktık. Bu arada, 2008’den bu yana dünyanın belki de son 100 yılın en büyük, 1929 krizinden sonraki en büyük krizinin yaşadığını da unutmayalım. Dünya kriz yaşarken biz büyümüşsek, bunun sırrı, siyasi istikrardır, güvendir, alınan karaların uygulanması için bir siyasi vizyonun ortaya konmasıdır ama bunun kadar siyaset ekonomi arasında kurulan sağlam ağlardır. Yani bizlerle sizler arasında, sizin ihtiyaçlarını karşılamak üzere bu yasama ve yürütme görevini yürüten mekanizmalar arasındaki sağlam ilişkiler tesis edildi.”

 

Davutoğlu, “Bugün, dünyada birçok ülke ekonomik krizler üzerinden siyasi kriz yaşarken, Türkiye bir ateş çemberinin ortasında parçalanmış, ülkelerin arasında bir istikrar adasıysa, bunda ekonomimizin sağladığı geniş imkanlar ve bu imkanları en iyi şekilde kullanan, en iyi şekilde değerlendiren siyasi vizyon vardır. 2001 yılında yazar kasaların Başbakanlık önünde fırlatıldığı, esnafların dükkanlarını kapattığı bir Türkiye, ki o zaman dünyada bir ekonomik kriz yoktu, Türkiye’de bir ekonomik kriz vardı, o tablolar siyasi istikrarsızlıklara yol açtı. Siyasi istikrarın esası siyasi vizyondur, siyasi vizyonun hayata geçirilmesinin esası da TOBB gibi iş dünyasını bünyesinde barındıran kurumlarımızla hükümetimiz arasındaki yakın ilişkidir” diye konuştu.

 

-“Burası sorunları örtme makamı değil”

 

Basına kapalı oturuma geçildiğinde katılımcılardan tereddüt etmeden, tüm taleplerini açıkça söylemesini isteyen Başbakan Davutoğlu, “Burası sorunları örtme makamı değildir, sorunları çözme makamıdır” açıklamasında bulundu.

 

Bu nedenle 25 öncelikli dönüşüm programını, 3 aylık perspektifle açıkladıklarında, bu paketin iç tutarlılığı kadar, bu paketlerin toplumsal yansımalarını da göz önüne almaya çalıştıklarını aktaran Başbakan Ahmet Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

 

“Bu paketler, seçim öncesi dönemde açıklandığı için bazen siyasi tartışmaların gölgesinde kalmış olabilir. Bazen meyda yeterince yansıtmamış olabilir. Sizlerden beklediğimiz, bu dönüşüm programıyla ilgili olarak, kanaatlerimizi paylaşmak. Burada biz Türkiye’nin ekonomik yapısının niteliksel dönüşümünü gerçekleştirmeyi hedef ediniyoruz. Sadece niceliksel büyüme değil, sadece rakamlardaki büyüme değil, niteliksel dönüşümü gerçekleştirmek için bu programları yapıyoruz. Nedir niteliksel dönüşüm; insan dönüşümü, insan kaynağındaki dönüşüm. Ar-Ge ve teknolojik katkıdaki artıştır. Milli katkının, yerel katkının artmasıdır. Biz balon gibi büyüyen ve ilk krizde bir iğne oraya battığında çöken bir ekonomi istemiyoruz. Bu şekilde Avrupa’da yükselen bazı ekonomilerin, sadece hizmet sektörüne bağlı gelişen bazı ekonomilerin, kriz karşısında nasıl büyük bir travma yaşadıklarını ve çöküntü içine girdiklerini hepimiz biliyoruz. Dost ve komşu olduğu için Yunanistan’ta, birçok ülkede bunu görebilirsiniz. Ekonomideki direncin temel noktası parasal, finansal ya da hizmet sektöründeki rakamlar değil, üretim sektöründeki verilerdir.”

 

Başbakan Davutoğlu, istihdamın bütün toplum katmanlarına yayılması için sürekli olarak tedbirler aldıklarını belirterek, “Dünyada işsizlik yayılırken, Türkiye’de iki olgu bir arada gelişiyor. Bir; istihdam sürekli artıyor, geçen yıl 1.4 milyon kişi istihdam edildi Türkiye’de, ek istihdam alanı oluştu. Son 2008 krizinden bu yana 6 milyonu aşkın istihdam oluşturduk. Bu olağanüstü bir başarıdır” dedi.

 

“Neden işsizlik oranları aynı ölçüde düşmüyor?” sorusunu dile getiren Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

 

“Çünkü aynı zamanda işgücüne katılım var. Genç ve dinamik bir nüfusa sahipseniz ve işgücüne daha fazla katılım teşvik ediyorsanız, tabiri caizse havuza giren su sürekli dinamik ve hareketliyse, ister istemez o havuzdan çıkardığınız, iş gücünden çıkardığınız su ne kadar artarsa artsın, oradaki durum sağlıklıdır. Çünkü eğer havuza su girmezse yani dinamik genç nüfusunuz yoksa bugün Japonya’da, Avrupa’nın bazı ülkelerinde yaşanan, yaşlılıktan kaynaklanan ekonomik sıkıntılarla, durgunlukla karşı karşıya gelirsiniz.”

 

– Yüksek teknoloji yatırımları

 

Başbakan Davutoğlu, istihdamı artırmak için toplum yararına çalışanların sayısını artırarak, bu kapsamda 120 bin kişinin daha işe başlatılacağını vurgulayarak, istihdam teşvikleri anlamındaki kararların yasama sürecinden geçtiğini de hatırlattı.

 

Yatırım döneminde uygulanan vergi indirim oranlarını artırdıklarını hatırlatan Davutoğlu, yüksek teknoloji sınıfındaki yatırımları öncelikli yatırımlar kapsamına alınarak bunların 5. bölge desteklerinden yararlanmasını öngördüklerini söyledi.

 

Bu konuya önem verdiklerini ifade eden Davutoğlu, “Kim Türkiye’de yeni bir anlayışı, yeni bir ürünü, yeni bir teknolojiyi devreye sokarsa onun bizim başımızın üzerinde yeri vardır. Ne teşvik istiyorsa vereceğiz, ne istiyorsa yapacağız ama artık biz teknoloji tüketen bir ülke olmak istemiyoruz, teknoloji üreten bir ülke olmak istiyoruz. Bunları yakından takip edeceğiz. Ne teşvik istiyorsanız, ‘5. bölge yetmez daha teşvik istiyoruz Ar-Ge için’ diyorsanız, o teşvikleri de vereceğiz. Bunu bir taahhüt olarak söylüyorum. Çünkü geleceğimizi kurtaracak olan budur” dedi.

 

Türk ekonomisinin markalara sahip olmasını bunun sağlayacağını belirten Davutoğlu, dünya ile rekabet eden bir teknolojik altyapıya sahip olunmasının önemini vurguladı.

 

– “Çok toplantı yapmak yerine daha çok ürün üretin”

 

Ar-Ge çalışmalarının desteklenmesi için yapılması gerekenlere değinen Başbakan Davutoğlu, şunları kaydetti:

 

“Her birinizin, her bir odamızın bu anlamda bir Ar-Ge birimi olması, bulunduğu illerde, ilçelerde Ar-Ge çalışmalarını desteklemeniz, gözetlemeniz, yönetmeniz bizim sizden en büyük ricamız. Çok toplantı yapmak yerine daha çok ürün üretin, bu toplantıları kastetmiyorum bunlar istişare anlamında önemlidir ama salonlarımızın dışında da Ar-Ge laboratuvarlarında da sizlerle birlikte olmak istiyoruz. İşte o zaman Türk ekonomisi olağanüstü bir sıçrama gerçekleştirecektir. Finansmana erişim imkanları bağlamında, sermaye artırımı yapan şirketlere artırılan sermayenin belli bir kısmını kurum kazancından indirilebilme hakkı getiriyoruz. Bu da çok önemlidir. Bu cümlenin arkasındaki esas, ‘yastık altı’ denilen veya atıl duran kapasitelerin sermaye artırımı suretiyle ekonomiye kazandırılmasıdır. Eğer bu sağlanırsa bu kurum kazancından indirilebilme imkanı getiriyoruz ki böylece öz kaynaklarını artıran şirketlerimiz, kredi yoluyla elde edebilecekleri kaynaklardan çok daha fazla teşvik görerek bu öz kaynakların üzerinden yatırıma teşvik edilecek, finansman erişim imkanlarıyla buluşacaklar.”


Yazan - 8 Nisan 2015. Kategori MANŞET, EKONOMİ. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x