TOBB Başkanı ‘Uzman Olmayan Kişiler Gıda Sektörüne Zarar Veriyor’


TOBB Başkanı M.Rifat Hisarcıklıoğlu: “Uzman olmayan kişilerin GDO konusundaki beyanları gıda sektörüne zarar veriyor”

TOBB Gıda ve İçecek Sanayi Gıda ve İçecek Meclisleri tarafından 11 Nisan 2011 tarihinde gerçekleştirilen “Biyogüvenlik Kanunu, Uygulamaları ve Sektöre Etkileri Çalıştayı”nın açılışında konuşan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, uzman olmayan kişilerin GDO konusundaki olumsuz beyanlarının, dördüncü büyük üretim sektörü olan gıda ve içecek sektörüne zarar verdiğini söyledi. Tarımsal üretimin ancak daha fazla yatırım, verimi yükseltmek ve biyoteknoloji ile artırılabileceğine dikkati çeken Hisarcıklıoğu; tarımsal üretimi artırmada biyoteknoloji ve GDO kullanımı konusunda uzman kişiler tarafından kamuoyundaki endişelerin giderilmesi gerektiğini de belirtti.

TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Müsteşarı Vedat Mirmahmutoğulları, Türkiye Gıda Sanayi Meclis Başkanı Necdet Buzbaş, Türkiye İçecek Sanayi Meclis Başkanı Feyhan Yaşar, Biyogüvenlik Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hakan Yardımcı, meclis üyeleri ve diğer sivil toplum kuruluşlarının katılımlarıyla gerçekleştirilen çalıştayda; “Biyogüvenlik Kurulu ve Kararları”, “Biyogüvenlik Kanunu Sonrasındaki Uygulamalar”, “Biyogüvenlik Kanunu ve Yem Sektörüne Etkisi”, “Ticaret, Rekabet, Mevzuat” konuları görüşüldü.

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu toplantının açılışında, 1950 yılından beri dünya nüfusu yaklaşık 3 kat artmış olmasına rağmen, tarım alanları yüzde 25 oranında azaldığına işaret ederek şunları söyledi: “21. yüzyıl sadece enerji kaynaklarının etrafında değil, tarım ve su kaynaklarının etrafında şekillenecektir. Bu alanlarda başarılı olan ülkeler, ekonomik ve siyasi olarak da güçlü olacaklardır.”

Hem gelişmiş ülkelerin, hem de Çin gibi gıda ithalatına dayalı büyük ekonomilerin, bu gerçeğin bilinciyle politikalar oluşturduklarına dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, “Petrol zengini ama ekilebilir toprak fakiri ülkeler ile Çin, Ukrayna’da, Afrika’da ve Avustralya’da, uzun vadeli topraklar kiralama yoluna gidiyorlar” diye konuştu.

Son dönemde, gıda fiyatları ile enerji fiyatlarının at başı gittiğine değinen Hisarcıklıoğlu şunları söyledi: “Buğday fiyatları uluslararası piyasalarda bir yıl içerisinde yüzde 74, mısır fiyatları ise yüzde 87 arttı. Artan gıda fiyatları, küresel eşitsizlikleri de artırıyor. Zira bir Afrikalı, gelirinin yarısını gıda harcamalarına ayırırken, bir Avrupalı, sadece onda birini ayırıyor.

Enerji fiyatlarındaki artış da, tahıl fiyatlarını yükseltiyor. Zira gübre üretimi için gereken girdinin yüzde 80’i doğalgaz. Gıdayı nihai tüketiciye ulaştırmamızı sağlayansa petroldür. Gelişmiş ülkelerdeki petrol tüketiminin de yüzde 15’i gıda üretimi ve ulaştırması için harcanıyor. Dünya su tüketiminin yüzde 70’i de tarımda kullanılıyor. Son 50 yılda sulu tarım yapılan arazi miktarı, 94 milyon hektardan 280 milyon hektara çıkmıştır. Dolayısıyla az su, az gıda maddesi demektir.

Tarımın su ihtiyacı için açılan milyonlarca kuyu, pek çok ülkede yeraltı su seviyesini, eski seviyesine gelemeyecek kadar düşürmüştür. Sonuçta en büyük tahıl üreticilerinden Çin’in üretimi gerilerken, Suudi Arabistan’da üretim bitme noktasına gelmiştir ve birkaç yıl içinde tahıl ithalatına başlayacağı tahmin edilmektedir.”

-“Brezilya en büyük tahıl ihracatçıları arasına girdi”

Öte yandan az sayıda da olsa, olumlu gelişmelerin de bulunduğunu belirten Hisarcıklıoğlu Brezilya örneğini verdi. Hisarcıklıoğlu şöyle konuştu: “Mesela Brezilya, gıda ithalatçısı bir ülke konumundan, en büyük tahıl ihracatçıları arasında girmiş. Son 10 yılda tarım ürünü ihracatını 5 katına, et ihracatını 9 katına çıkarmışlar. Üstelik de bunu, ormanları kesip çevreye zarar vermeden, Amazon ormanlarına dokunmadan, bilime ve arge’ye dayalı olarak başarmışlar.

Özetle, 2050’ye kadar dünya nüfusu üçte bir oranında artacaktır. Bu dönemde tarım ürünleri talebinin ise yüzde 70 artması beklenmektedir. Bu arada et talebi de iki katına çıkacaktır. Dünyada orta sınıf genişleyecek, beslenme alışkanları değişecek, gıda talebi nüfus artışının da üzerinde artacaktır. Bu rakamlar bir dönüşümün habercisidir. Buna hazırlıklı olmak gerekmektedir. Konu sadece gıda güvenliği meselesi de değildir. Bir düşünün, 1 milyar Çinli deodorant kullanmaya başlayınca, neler olacak?”

-“Tarım sektörü yatırım fakiri”

Tarım sektörünün hala yatırım fakiri olduğunu dile getiren TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, “Bu ilk meselemizdir. İkincisi, ekilebilir yeni ve büyük alanlar bulmanın pek mümkün olmadığı dünyamızda, mevcut topraklarda verimi artırmak daha önemli hale gelmektedir. Üçüncü mesele, biyo-teknoloji ve GDO konusudur. Gıda ve içecek sektörü olarak Tarım Bakanlığımız ile devamlı istişare içindeyiz. Bu diyaloğun, hem tüketiciye daha sağlıklı ürünler sunulması, hem de sektörümüzün gelişmesine büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi

– “Gıda ve içecek sektörünü istihdamın ve ihracatın yıldız sektörlerinden birine dönüştürebiliriz.”

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu şöyle konuştu:

“Özellikle GDO konusunda kamuoyundaki endişelerin, bu konuda bilgili kişilerce giderilmesi gerekmektedir. Dördüncü büyük üretim sektörümüz olan gıda ve içecek sektörümüzde, yüksek ihracat hacmine ulaşmış ve uluslararası kriterlerde çalışan pek çok şirketimiz var.

Kamuoyu, doğru bir şekilde veya zamanında bilgilendirilmediğinden, konudan uzak ve uzman olmayan insanların yaptığı olumsuz fikir beyanları, sektörümüze büyük zarar vermektedir. Yanlış bilgilerle mücadele etmenin en etkin yolu, doğru kişilerin, doğru zamanda, doğru bilgileri kamuoyuna iletmesidir.

Gıda ve içecek sektörüne büyük önem veriyoruz. Bunu bazı rakamlarla vurgulamak istiyorum. Sektörün toplam büyüklüğü 2010 yılında yaklaşık 190 milyar liradır. 2009 yılına göre yüzde 18’lik bir büyüme yaşanmıştır. Yurtiçi tüketim harcamalarının yüzde 23’ü gıda ve içecek üzerindedir.

Gıda ve içecek imalatı alanında 39 bin kayıtlı işletme ve 370 bin kayıtlı istihdam bulunmaktadır. Geçen yılda göre istihdam 20 bin kişi artmıştır. Sektördeki işletmelerin yüzde 99’u Kobidir. Yüzde 82’sinde 10 kişinin altında istihdam vardır. Yani işletme ölçekleri küçüktür.

2010 yılında sektörümüz ihracatı 6,7 milyar dolar, ithalatı 3,4 milyar dolardır ve 3,3 milyar dolar ticaret fazlası vermekteyiz. Ticaret fazlamız 2009’a göre yüzde 10 oranında artmıştır.

Bu sektörde ülkemizin önünde büyük fırsatlar bulunuyor. Çevremizdeki bölgelerin (AB, Rusya, Türk Cumhuriyetleri, Ortadoğu, Kuzey Afrika) toplam nüfusu 1 milyar. Gıda-İçecek ithalat hacimleri toplam 632 milyar dolar. Bizim şimdilik aldığımız paysa ancak yüzde 1 düzeyinde.

Doğru bir planlama ve desteklerle, gıda ve içecek sektörünü istihdamın ve ihracatın yıldız sektörlerinden birine dönüştürebiliriz.”


Yazan - 12 Nisan 2011. Kategori EKONOMİ. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x