Yunus Ölümleri Denizlerin Sağlığını Gündeme Getirdi


a-dolphin-is-pictured-in-the-gulf-of-mexico

 

 

Ölümler, denizden gelen uğursuz bir haberci gibi önce haziranda New Jersey kıyılarına ulaştı. Ve çok geçmeden Virginia, Kuzey ve Güney Carolina, Georgia ve son olarak, balıkların kışlağı olan Florida’da yeni sürüler karaya vurdu.

 

Geçen yıl New York’tan Florida’ya kadar bin civarında (tarihsel ortalamanın sekiz katı) şişe burunlu yunusun ölüsü karaya vurdu. Ölümlerin çoğu morbillivirüsten kaynaklanmıştı. 25 yıl önce 700 yunusun hayatına mal olan virüsün tekrar ortaya çıkışı ve neden olduğu ölümlerin çokluğu deniz bilimcilerini ayağa kaldırdı. Florida’nın doğu ve batı kıyılarındaki diğer ölümlerle birlikte bu yaşananlar, denizlerin sağlığı hakkında yeni soru işaretleri uyandırdı. Georgia Akvaryumu’nda veteriner patolog olan Doktor Greg Bossart, “Deniz memelileri okyanus ve insan sağlığı açısından mükemmel birer gözcüdürler” diyor. Şişe burunlu yunuslar uzun ömürlü gelişmiş avcılar oldukları ve kıyılara yakın yaşadıkları için, Bossart’ınsözleriyle, “kıyılarda olanlar onları da, dolayısıyla potansiyel olarak bizleri de etkiliyor”.

 

Alışılmadık can kayıpları olarak sınıflanan ölümler belirli bir demografik seyir izlemiyor. Durumun özellikle vahim olduğu Florida’da yunuslar üçlü bir tehdit altında. Eyaletin doğu kıyısında bulunan ve ekolojik olarak tehlike altında olan Indian River Lagünü’nde yerleşik 80 yunus öldü. Meksika Körfezi’nin kuzeyindeyse 233 kayıp yaşandı.

 

İki hadise de alışmadık can kaybı olarak kayıtlara geçti. Ölüm nedenleri birbiriyle ilgisiz görünüyor; farklı
yerlerdeki yunus toplulukları farklı sorunlarla karşı karşıyaydı (hastalık, çevre kirliliği, enfeksiyon ve 2010’da BP’nin Deepwater Horizon sondaj platformundan sızan petrolün muhtemel artıkları).

 

Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’nin balıkçılık bölümünde biyolog olan ve ölümleri araştıran Erin Fougeres, “Bu kadar deniz memelisinin aynı anda ölmesi kaygı verici. Ölümlerin birbiriyle ilişkili olduğunu söyleyemeyiz. Ama yaşananlar, bu canlıların çok fazla tehditle karşı karşıya olduklarını gösteriyor” diyor. 25 yıl önce yine aynı mevsimde morbillivirüsle ilk kez karşılaşan bilim insanları, ölü yunusların karaya vurduğu ilk dalganın hemen ardından ölüm nedenini tespit edebilmişlerdi. 181 yunusun yüzde 90’dan fazlası virüslüydü. Virüsün son çıkışında yunusların ölümü 10 ay boyunca devam etti, yani bu seferki ölümler mayısa kadar sürebilir. Yunuslar hava deliklerinden saldıkları nefesle virüsü birbirine bulaştırıyor. Bu arada diğer tehdit unsurları ortadan kalkmış değil; onların en önemlisi, virüsün Körfez Kıyısı’ndaki yunuslara ve Indian River Lagünü’nde zaten yaşam mücadelesi veren nüfusa yayılması ihtimali. Lagünde ölen yunusların bazısı üstünde yapılan araştırmalarda (2001’den beri
üçüncüsü olan geçen yılki dalgada 76 yunus öldü) yüksek düzeyde civa, mantar hastalıkları, antibiyotiğe dirençli bakteriler ve oral-genital tümörler saptandı. Indian River Lagünü’ndeki yunuslarla ilgili bir çalışmada yer alan Bossart, “Antibiyotiğe dirençli bakterilerin yunuslara nereden geldiğini düşünmeniz gerekiyor. Bir fikre göre bunun sebebi çevre kirliliği” diyor. Meksika Körfezi kıyısında, Texas- Louisiana sınırından Florida’nın kuzeybatısına kadar olan kesimde yunus ölümleri çok daha uzun süredir devam ediyor. İlk ölümler BP petrol sızısından önce, şubat 2010’da, Louisiana’da baş göstermişti. Ve sızıntı zaten fazla olan yunus ölümlerine bir neden daha ekledi. Fougeres, “Petrol sızıntısının şu zamanda nasıl bir rol oynadığını kesin olarak bilemeyiz” diyor. “Ama ölümlerin sürekliliği ve sızıntı sürecinde görülen ölümlerin çokluğu bakımından o felaketin eşi benzeri olmadığını söyleyebiliriz.”
LIZETTE ALVAREZ


12 Ocak 2014. 12:57
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x