Dünya Zoonozlar Gününe ‘Tek Sağlık Yaklaşımı’


kkkkkkkkkkkkk

 

 

 

 

Dünya Zoonozlar Gününe ‘Tek Sağlık Yaklaşımı’

     

 

Dr. Rüştü Taştan, DVM, PhD*

 

Tarih boyunca Enfeksiyon Hastalıkları insan sağlığına zarar vermekle kalmamış, zoonotik özellikleriyle birlikte, dün olduğu gibi 21.yüzyılda da insan sağlığını ve gönencini etkilemeye devam etmiştir. Zamanla sürekli değişim gösteren ekolojik ve antropojenik girişimlere bağlı olarak, katlanarak büyüyen ve tehditkar bir sorun niteliği ile yaygınlaşmaya devam eden bu sağlık sorunu küresel bir özellik kazanmıştır.  Özellikle son çeyrek yüzyılda, adından sıkça söz edilen “Küreselleşme Fenomeni” her geçen gün insan yaşamında kendini iyiden iyiye hissettirmektedir. Bu küreselleşme olgusu/fenomeni yalnızca iletişimde, ekonomide, ticarette, turizmde, finans sektöründe değil aynı zamanda enfeksiyon etkenlerinin ve onların sarsıcı tehditleri yönüyle de insanlığın öncelikli sorunları olagelmiştir. Bir süreklilik içerisinde devam eden bu endemik ve/veya pandemik yayılma özelliğindeki salgın tehditleri, olası yeniçıkan enfeksiyonlar son yıllarda giderek yaygınlık kazanmaktadır. Dünyanın çeşitli bölgelerinde görülen bölgesel çatışmalar (hatta savaşlar) nedeniyle artan insan göçleri, sağlık hizmetlerinde altyapı yetersizlikleri veya sosyal adaletsizlik, toplumsal eşitsizliklere bağlı olarak süre gelen ‘eski’ zoonotik enfeksiyon hastalıkları ve onların açtığı sağlık sorunları… Bütün bunlara bir de plansız kentleşme, antropojenik faktörlere bağlı doğa katliamı ve kırsaldan kentlere yoğun göç gibi sosyo-demografik değişimler de eklendiğinde dünyaya bir kez daha “Tek Sağlık” penceresinden bakmak, 6 Temmuz Dünya Zoonozlar Günü’nde (DZG) bu sağlık sorunlarını Tek Sağlık Yaklaşımı içinde analiz etmek kaçınılmaz olmuştur(1). Bu yazı Tek Sağlıkpenceresinden’ bakarak,  6 Temmuz DZG’ne dikkat çekmek amacıyla hazırlanmıştır.

 

  * Yrd. Doç. Dr. Rüştü Taştan, DVM, PhD                                                                                                         

Adres: Kocaeli Üniversitesi, Kocaeli Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu                                                Umuttepe Yerleşkesi, 41380 İzmit/Kocaeli.

e-posta: rtastan@kocaeli.edu.tr veya rustu_tastan@yahoo.com.tr

Tel. 0262 03037841

 

NİÇİN DÜNYA ZOONOZLAR GÜNÜ?

 

Dünya Zoonozlar Günü (DZG), her yıl 6 Temmuz da çeşitli etkinliklerle anılmakta, kutlanılmaktadır. Bugün, büyük biliminsanı Louis Pasteur tarafından geliştirilmiş olan ‘kuduz aşısınınkuduz bir köpek tarafından ısırılmış olan 9 yaşındaki çocuğa (Joseph Meister – 21 February 1876 – 24 June 1940-) ilk defa 6 Temmuz 1885’de uygulandığı gündür. Sağlık bilimi tarihinde bundan tam 130 yıl önce bugün (6 Temmuz 1885), insan ve hayvan sağlığı bakımından son derece önemli olan bu başarılı sonucun alınması, insanlığın başbelası olan Kuduz Hastalığına ve benzeri zoonotik hastalık tehditlerine dikkat çekilmesi bakımından da ayrıca önemlidir.

 

Bilim tarihinde önemli bir gün olan 6 Temmuz 1885 aynı zamanda bağışıklama (aşılama) ve enfeksiyonlarla mücadele konularında farkındalık bilincinin yaygınlaştırılması, insan veya hayvanları etkin aşılarla bağışıklamanın, sağaltımdan (tedaviden) daha ekonomik ve yararlı olduğunu vurgulamak bakımından yaşamsal derecede önemlidir.

 

Halk Sağlığı ve Veteriner Halk Sağlığı bakımından bunca öneme sahip Kuduz aşısının bulunuşu konusunda bugüne ilişkin, geçmişte neler yazılmış, neler söylenmiş diye internette “Google arama” motoruyla araştırma yaptığımızda 4.7.2015 tarihi itibari ile Türk Klinik Mikrobiyoloji Ve İnfeksiyon Hastaliklari Derneği’nin duyuru sayfasında 6.7.2013 tarihli  ve Bugün 6 Temmuz 2013 diye başlayan ve “Bugün 6 Temmuz 2013: Dünya Zoonoz Günü. Kuduz, bilinen en eski zoonozlardan birisidir. 6 Temmuz 1885 kuduz aşısının, ilk kez bir insana uygulandığı tarihtir. Böylece 128 yıl önce bir kuduz köpeğin ısırdığı 9 yaşındaki bir çocuk olan Joseph Meister (1876-1940) da Louis Pasteur (1822-1895)’ün uyguladığı kuduz aşısı sayesinde canı kurtarılan ilk insan olarak tarihe geçmiştir.” Şeklinde devam eden yazı karşımıza çıkmaktadır(2).

 

 

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Yönetim Kurulu imzasıyla yayınlanan yazı İnfeksiyon hastalıklarımızı paylaştığımız pek çok evcil ya da yabanıl hayvan var. İnsanlık tarihi kadar eski zoonotik infeksiyonlara ek olarak, günümüzde yeni ortaya çıkan zoonotik infeksiyonlarla da mücadele içindeyiz:  Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi, Kuş Gribi, Domuz Gribi, Tularemi, Hantavirus Infeksiyonu, Batı Nil Ateşi ve Tatarcık Ateşi son 10 yılda ülkemizde ilk kez saptanan ya da önemi artan infeksiyonlar… 

 

Ülkemizde ve dünyada saptanan bu etkenler Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği’nin web sayfasında anında  paylaşılıyor

 

Etkenler çok ama çözüm yolu bir. Çözüm, başta hekimler ve veterinerler olmak üzere ilgili tüm branşların birlikte mücadele etmelerinden geçiyor. Değişerek gelişen, evrimini sürdüren mikroorganizmalara karşı, daha gelişkin mücadele yöntemleri geliştirmek zorundayız. Bilinen mücadele yöntemlerimizin yeterli olduğunu söyleyemeyiz.  Zoonotik infeksiyonların ortasında bu yıl, Dünya Zoonoz Günü’nü, sağlıklı bir dünya için ve birlikte mücadele adına anmak isteriz.”(2) diye bitmektedir.

 

Dünya Zoonozlar Günü konusunda “Dünya Zoonoz Günü” veya “6 Temmuz Dünya Zoonoz Günü” gibi anahtar sözcüklerle arama yaptığımızda kayda değer başka bir yazıya rastlamadım*.

 

     Dünya Zoonozlar Günü konusuyla ilgili anahtar sözcükler ve bazı rakamlar aşağıda verilmiştir.

  • “Dünya Zoonoz Günü” yazdığımızda toplam 7 başlık,
  • “6 Temmuz Dünya Zoonoz Günü” yazdığımızda toplam 310 başlık,
  • “Dünya Zoonozlar Günü” yazdığımızda 400 yerde,
  • “6 Temmuz Dünya Zoonozlar Günü” veya 6 Temmuz Dünya Zoonozlar Günü yazdığımızda 620 kez bu başlığın geçtiğini görmekteyiz

Benzer şekilde İnglizce “World Zoonosis Day” yazdığımızda 2.690,

  • “6 July World Zoonosis Day” 78.800 başlık,
  • “July 6 World Zoonoses Day” 320 başlık,
  • “world zoonoses day” 3000 başlık gibi rakamlar kaşımıza çıkmaktadır.

Her ne kadar resmi mesleki kurum ve kuruluşlar, dernekler fazlaca yer vermemiş olsalar da, konunu uzmanları veya ilgi duyanlar twitter hesaplarında #WorldZoonosesDay başlığıyla veya Blog yazılarında veya diğer sosyal medya araçlarıyla mesaj yayınlamaktalar.

 

    TEK SAĞLIK YAKLAŞIMI NİÇİN YAŞAMSALDIR?

 

Tanım olarak “Tek Sağlık; İnsanlar, Hayvanlar ve Çevremiz için optimal sağlık elde etmek amacıyla yerel, ulusal ve küresel ölçekte çalışan çoklu disiplinlerarası ortak bir anlayış, ortak bir çabadır.” (3).

          Untitled-1 copy                

Resim: 1 İnsan, Hayvan, Çevre arayüzünün kesişim noktası ve çözüm ortaklığı:

 

Tek Sağlık Yaklaşımı

Yukarıdaki tanım ve şekilden de anlaşıldığı üzere Tek Sağlık bütüncül bir anlayış, çok bileşenli ortak bir sağlık felsefesidir. Sahip olunan ve üzerinde çalışılan Hekimlik yetki ve sorumlulukları farklı olsa da –ki öyledir- sorunların çıkış kaynakları, oluşum mekanizmaları, enfeksiyon hastalıklarının patogenezleri, patojenlerin konağa verdiği zararlar ve küreselleşen bu zararların sağlık sistemine veya sağlık ekonomisine yansımaları birbirine çok benzer –hatta aynıdır-.  21. Yüzyılın başında yapılan araştırmalar ve bilimsel yaklaşımlar insan patojeni 1415’den fazla parazit ve mikroorganizmaların %61’den fazlasının zoonotik özellik taşıdığını, bu patojenlerin %75’inin “Yeniçıkan” Zoonotik Enfeksiyon etkeni patojenler olduğunu ve sağlığı sürekli tehdit eden bu mikrop sayıların giderek artış gösterdiğini vurgulanmaktadır(4,5). “Yeniçıkan” Patojenlerin %75’nin zoonotik enfeksiyon etkeni olması Hekimlik meslekleri arasında %75 “zorunlu” işbirliğini gerektirmez mi?

 

Belki bu nedenle olmalıdır ki Dr. Rudolf Virchow’un İnsan Hekimliği ile Veteriner Hekimlik arasında ayırıcı bir çizgi yoktur, olmamalıdır da. Üzerinde çalışılan nesneler farklı, fakat deneyim tüm hekimliğin temelini oluşturmaktadır. Özdeğimine değişik yayınlarda(6,7) bu denli atıf yapılmakta, Dr. Virchow’un yüksek öngörülü düşüncesiyle bizleri 21. Yüzyılda da Tek Sağlık Yaklaşımını sürdürmeye yönelttiği büyük kabul görmektedir.

 

Dünyanın değişik bölgelerinde ve Türkiye’de uzun yıllarca Kuduz, Bruselloz, Tüberküloz, Şarbon, Salmonelloz gibi viral ve bakteriyel zoonozlar, Leyşmaniyazis Ekinokokkozis, Teniyazis gibi “eski” paraziter zoonozlar ile günümüzde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), Kuş Gribi, Batı Nil Virüsü Ateşi ve en son olarak dünyada MERS ve Ebola, Türkiye’de Ekim 2014’de MERS-Koronavirüs gibi “yeniçıkan” viral hastalık olguları ve onların bıraktığı çok geniş sosyopsikolojik etkiler… Bu endemik veya bazen pandemik hastalık tehditleri hakkında iletişim dünyasında, sosyal medyada haber yapıldığında biz insanlar etkilenmiyor muyuz? Salgın haberlerinin toplum üzerinde yarattığı ürkme ve korkular nedeniyle ilgili sağlık kurum ve kuruluşlar ve/veya yetkilileri etkilenmiyorlar mı? Geçmişte (Ekim 2005’ten günümüze) Kuş Gribi salgını nedeniyle yapılan haberler yaşamımızı tehdit edince “ucuz ve besleyici” beyaz etten yani “tavuk, hindi eti ve ürünlerini tüketmekten” vazgeçmedik mi? O yıllarda bu korkular nedeniyle gençlerimizi ve çocuklarımızı yetersiz proteinle beslemek zorunda kalınmadı mı? 20. yüzyılın son çeyreğinde, (özellikle 1980’lerin ortasından 2000’lerin başına kadar) meşhur BSE (Bovine Spongiform Encephalopathy) nam-ı diğer “Deli İnek hastalığı” nedeniyle özellikle 1990’larda toplumda oluşan salgın korkusu nedeniyle “kırmızı et ve ürünlerini” tüketmekten vazgeçilmedi mi? Yani insanlar “kırmızı etsiz” yetersiz ve dengesiz beslenmek zorunda kalmadı mı? Bu zoonotik salgınlar nedeniyle meydana gelen protein eksikliğine bağlı yetersiz ve dengesiz beslenmenin yarattığı “sosyo-biyolojik, sosyo-ekonomik” etkilerin, kayıpların ölçümleri yapıldı mı? Yapıldıysa bir daha olmaması için yeterli, önleyici/koruyucu önlemler alındı mı? Bir başka sorun,  ilgili salgınlarda meydana gelen ekonomik kayıpların boyutu ve milli ekonomiye zararları ne oldu? Anadolu’nun çeşitli illerinde irili ufaklı aile işletmeleri hayvancılık zararları nedeniyle iflas etmediler mi? Bu tarım sektöründe uğraşmakta olup da, yaşamlarını hayvancılık ekonomisiyle sürdüren aileler veya topluluklarda sosyo-ekonomik yetersizliklere bağlı aile dramları, toplumsal trajediler yaşanmadı mı? Yukarıda sıralanan bütün bu sorulara yanıt ararken ortak akıl yoluTek Sağlık Yaklaşımı’ limanına çıkmaktadır. Bu nedenledir ki Tek Sağlık Yaklaşımının bütüncül, dinamik, yenilikçi ve stratejik özelliklerini kullanmak ve yaşama aktarmak, güncellenerek sağlık alanında uygulamak kaçınılmaz olmuştur (1,3,4).

 

Tek sağlık yaklaşımı yalnızca enfeksiyon salgınlarına, yalnızca katlanarak büyüyen “mikrobiyal fırtınaya” karşı durmayı amaçlamamaktadır, kuskusuz. Tek sağlık yaklaşımının önemli bir amacı da yukarıda dile getirilen “dinamik” tehditlerin yanısıra, aynı zamanda toplumu ve bireyleri bütün iletişim kanalları yoluyla ve doğru bilgilerle bilgilendirmektir. Bu alanda bireysel ve toplumsal “farkındalık” bilinci oluşturmak, yaygınlaştırmaktır. Yani evrensel bir hekimlik yaklaşımı olan “korumak sağaltımdan üstündür” ilkesine katkı sunmaktır. Bu ekonomik bilinci yaygınlaştırmak aynı zamanda doğru bilgilerle topluma ulaşarak yanlış bilgilerin önüne geçmek, bilimsel bilgi süzgecinden geçmiş çağdaş, güncel sağlık bilgisini kitle iletişim araçları yoluyla topluma ulaştırmak; yanlış, yaralayıcı, yanıltıcı hatta yaşamı sonlandırıcı “karabasan” bilgilerin etkisini azaltmak da yine Tek Sağlık Yaklaşımının bir etkinlik alanıdır. Tek Sağlık öncelikle enfeksiyonlara karşı önleyici, koruyucu “düşünce hareketi” olarak doğmuş ise de,  Küreselleşme fenomenin olanca hızıyla baskın hale geldiği 21.yüzyılda bu “bütüncül düşünce yaklaşımının” etkinliği, ekosistemdeki etkisi artmıştır, genişlemiştir ve giderayak genişlemektedir. Örnek mi; “çağını kapatan”, mikroorganizmalara karşı etkileri azalan antimikrobiyaller ve anti mikrobiyal direnç (AMR) sorunu. Yanlış ve yanıltıcı beslenmeye dayalı obezite salgını ile mücadele yaklaşımları. Küresel bir sorun olan bu sağlık sorunlarına çözüm arama yolları ve  alanda yapılan araştırmalar, deneysel hayvan modelleri, biyomalzeme üretim seçenekleri. Translasyonal veya Komparatif (Karşılaştırmalı-) biyomedikal araştırmalar ve benzeri konular da Tek Sağlık Yaklaşımının genişleyen, giderek daha fazla ilgi gören alanlardır. Sağlık bilimleri (tıp, veteriner hekimlik, biyomedikal tıp ve Tıbbi Genetik ve Moleküler biyoloji, Tıbbi Biyoteknoloji, Moleküler Tanı yöntemleri ve Kit Üretim Teknolojileri) vb. alanlarda yeni gereksinmeler doğrultusunda “çağdaş” öğretim yöntem ve yaklaşımlarının geliştirilmesi, Halk Sağlığı ve Veteriner Halk Sağlığı alanlarında ortak Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarının planlanması için “paradigma değişimi” amacına yönelik  “disiplinlerarası” çalışmalar da yine Tek Sağlık Yaklaşımının ana çalışma alanlarındandır.

 

           Sonuç olarak; insanlığın tarihsel birikim içerisinde elde etmiş olduğu bunca bilgi(8), teknoloji deneyimi ve iletişim olanaklarının hızla kullanılageldiği günümüzde, özellikle ekolojik ve antropojenik nedenlere bağlı zararlı etkiler toplamını ve bunların “sosyo-psikolojik veya sosyo-ekonomik” çerçevede sağlığa yaptığı yansımalara bakıldığında, daha çok “mesleklerarası” ve daha çok “disiplinlerarası” işbirliğine gereksinim duyulmaktadır. Doğada, ekosistem içinde bitkilerin güneşe, çiçeklerin böceklere, sahilde kumların suya gereksinimi ne ise, 21.yüzyıl sağlık sisteminde Hekimlerin, Veteriner Hekimlerin, Biyolog ve Çevrebilimcilerin bilgi ve deneyim paylaşımı da o denli zorunlu ve yaşamsaldır.

 

Dünya Zoonozlar Gününde üzerine söz söylediğimiz Zoonotik Enfeksiyon Hastalık tehditleri başta olmak üzere, Vektörlerle Bulaşan Haslılıklar (VBH) ve vektörlerle mücadele, ‘yeniçıkan’ enfeksiyonlara karşı aşı geliştirmesi vb. pek çok sağlık sorunlarına kalıcı çözüm üretebilmek; insanlığa “koruyucu hekimlik” hizmetlerini daha etkin sunmak amacıyla Tek Sağlık Yaklaşımını güncelleştirmeye ve yaygınlaştırmaya; yani “kutunun duşunda düşünmek” için yıllarca koruduğumuz “bilimsel siloların” dışına çıkarak yeniden insanlığın (halkın) gereksinmelerine göre düzenlemeleri yaparak ulusal ve uluslararası düzeyde mesleksel, kurumsal ve özellikle de yönetsel makamlarda bu yaklaşım felsefesini içleştirmeğe ve yaşama aktarmaya mecburuz.  Aksine yaklaşım içinde olmak, ‘güneşe sırt dönmek’ olmaz mı?

 

**[Yazımda “rastlamadım” veya  “yok” derken elektronik bilgiye dayanılmaktadır. Yazılı veya yayınlanmış kitap, dergi veya broşür gibi bilgi kaynaklarını bu kapsamının dışında tutuyorum. Çünkü basılı bilgiye ulaşmak, e-bilgi’den daha zor olmaktadır. İtiraf etmeliyim ki böyle bir araştırmanın olup olmadığını sorgulamış olsam da yeterli bilgiye erişemedim. Eğer bu alanda geçmiş yıllarda “yazılmış yazısı” , söylenmiş sözü veya herhangi bir bilimsel ortamda sunulmuş sunumu olanlar var ise bilgi paylaşımı kapsamında iletişim bilgilerime not düşmeleri, bilimsel dayanışma gereği bir ricam olsun. Eğer bilgi edinme adına paylaşımda bulunanlar olursa minnettar olurum.]

 

Kaynaklar:

  1. Taştan R. (2015) Tek Sağlık, Yalnızca Mikrobiyal Fırtınaya Karşı Stratejik Savunma mıdır?”sunumu Erişim:7.2015 http://akademikpersonel.kocaeli.edu.tr/rtastan/toplanti/rtastan09.06.2015_14.52.45toplanti.pdf
  2. KLİMİK: Bugün 6 Temmuz 2013: Dünya Zoonoz Günü, http://www.klimik.org.tr/2013/07/06/bugun-6-temmuz-2013-dunya-zoonoz-gunu/, Erişim:7.2015
  3. King L. (2011) What is One Health? Why Is It Relevant To Food Safety? Erişim: 7.2015 http://www.iom.edu/~/media/3248621BFB204FC3BF9D3791EAE606B4.ashx
  4. Taştan R. (2011) “Küresel Mikrobiyal Tehdit Olarak Yeniçıkan Patojenler ve Veteriner Halk Sağlığı” Veteriner Halk Sağlığı Çalıştayı Sunum Özetleri Kitapçığı, TVHB İzmir Veteriner Hekimler Odası Yayın No: 2011/2, 33, 2011.                      
  5. Erişim: 4.7.2015 http://akademikpersonel.kocaeli.edu.tr/rtastan/bildiri/rtastan01.11.2011_16.42.01bildiri.pdf
  6. IOM (Institute of Medicine ); (2012) Improving Food Safety Through a One Health Approach: Workshop Summary. Erişim:http://www.nap.edu/openbook.php?record_id=13423
  7. NRC (National Research Council) (2005 ). The Role of Veterinary Research in Human Society. İn Critical Needs for Research in Veterinary Science.     
  8. Erişim: 7.2015 http://www.nap.edu/openbook.php?record_id=11366
  9. Mobasheri A. (2015) Comparative medicine in the twenty-first century: where are we now and where do we go from here? Vet. Sci., 21 May 2015 http://dx.doi.org/10.3389/fvets.2015.00002
    Erişim: 5.7.2015 http://journal.frontiersin.org/article/10.3389/fvets.2015.00002/full
  10. Diamond, J. Tüfek, Mikrop ve Çelik; İnsan Topluluklarının Yazgıları. (Çev. Ülker İnce), 21. Baskı, TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları No: 174, Ankara, 2010.

 


Yazan - 6 Temmuz 2015. Kategori MANŞET, HAYVANCILIK, SAĞLIK. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oy
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x