Bitki Bazlı Balıklar Geliyor


Prof. Dr. Nazımi AÇIKGÖZ

2050 yıllarında genel gıda gereksiniminin %70, deniz ürünleri talebinin ise %100 daha fazla olacağı tahmin edilmektedir. Yapılan gözlemlere göre deniz ürünlerine talep yıldan yıla ortalama %12 artış göstermektedir. Burada bir kilo kırmızı et için gerekli 8 kg yemin, bir kilo balık için bir kg’a inebildiği gerçeğini hatırda tutalım.

Bitki Bazlı Balıklar Geliyor

Söz konusu sorunlara çözüm olabilecek bazı bilimsel ve ticari atılımlar da göz ardı edilemez. Bu konuda en çarpıcı örnek “bitki bazlı et”. Bitki bazlı et üretimi yapan bir firma CEO’sunun savı ilginç: “2035 de et endüstrisini bitirmiş olacağız”[1]. Diğer taraftan 2010’larda deniz ürünlerinde transgenik somonla gelen atılım[2], bitki bazlı somon eti üretimi ile devam etmekte[3].

Bilim adamları, etin laboratuvarlarda elde edilebileceğini 2013 yılında sergilemeye başladılar. Maastricht Üniversitesinden (Hollanda) Prof. Mark Post bununla da yetinmeyip, olayı ticari boyutlara taşıdı. Aslında et ağırlıklı olarak kas, yağ ve bağ doku hücrelerinin bileşimidir. Kök hücreden yola çıkılarak, gelişmeleri için uygun besin maddeleri sağlandığında, et oluşumu başlamaktadır. Böylece etler antibiyotiksiz, ilaçsız, daha sağlıklı ve daha güvenli olmaktadır. Bu yapay ürünlerin, çevresel olumsuzları aşma, ucuzlukları, insan sağlığına olan faydaları ve hayvanların refahını koruma potansiyelleri nedeniyle, gittikçe artan oranda market raflarında yer alacakları beklenmelidir. 

DİĞER HABERLER
Yeni Bitki Çeşitlerimiz Pek De Milli Olamayacak

Bitkisel besin ortamını ağırlıklı olarak soya fasulyesi sağlamakta ise de sarı bezelyenin en uygun olduğu saptanmıştır. Burada bitkisel protein (soya-bezelye) dokuları ete eşdeğer lezzet sunarken, renk soya köklerinden elde edilen leghemoglobinle sağlamaktadır. Ne var ki söz konusu bitkisel hemoglobin soyada düşük oranda olduğu için renk bir maya türünden (Pichia pastoris) elde edilmeye başlanmıştır[4]. Genetiği değiştirilmiş ürünler gurubundaki bu mayalar ne ABD’de ve ne de AB’de de biyoteknoloji ile ilgili yasal düzenlemelere tabi değildir. 

Bitki bazlı protein üretimi kırmızı ton balığı eti için de ticarileştirilmiştir. Bunun yanında tavuk ve sığır etleri de piyasaya sürülmüştür. Bitki bazlı yumurta, süt, peynir, yağ ve yoğurt market raflarında yer almaya başlamışlardır. Bu iş gerçek et, süt vs. üreticilerini ciddi ölçüde endişelendirmiş ve bu ürünlerin tanıtımında ve pazarlamasında “et”, “süt”, “yoğurt”, “yağ” gibi kelimelerini ve hatta resimlerini dahi kullanamayacakları kararlarının alınmasını sağlamışlardır. İki taraf arasında gözlenen söz düelloları dikkat çekicidir. Hayvan lobisinin bitki bazlı et piyasası için, “onlar bizim tırnağımız olamaz” görüşüne karşı, bitki bazlı et üretimi yapan bir firma CEO’sunun et endüstrisi ile ilgili savına ikinci paragrafta değinmiştik.

DİĞER HABERLER
İstanbul-İzmir arası 3,5 saate inecek

Biyoteknolojinin son bulguları ve en yeni gıda trendleri ile geliştirilen bitki bazlı ürünlerin, kalite açısından normal et, süt, yumurtadan pek farklı olmayacağı beklenmelidir. Yapılan araştırmalara göre: faunanın ana gereksinimi olan lif bakımından, bitki bazlı ürünlerin öne çıkacakları yadsınamaz. Bitki bazlı ürünlerin normal etten daha fazla sodyum içerdikleri de bir gerçek. Bitki bazlı protein üreticileri ürünlerini, gerçek et kalitesini yakalama adına D, B12 vitaminleri gibi bir seri zenginleştirme işlemleri de gerçekleştirmektedir.

Somondan alınan kök hücreler balığın tat ve dokusunu üretmek üzere bitki bazlı bir iskelette kültüre alınarak işe başlanıyor. Yalnız tüketim hedeflerinde bazı koşullar var. Ürün şimdilik çiğ tüketim yani suşi endüstrisi için tasarlanmış. Kültür aşamasında hücreler iskelet ile iç içe geçip, hücreleri yağ veya dokuya dönüşmeye yönlendirerek somon eti görünümü sağlanır.

2015 yılında AquaBounty Technologies, ABD’nin Gıda ve İlaç Dairesinden transgenik (GDO) somon üretim ve pazarlama iznini almıştı. 12 ay boyunca gelişebilme ve dolayısıyla hızlı büyüyebilen (normal somon yalnız sıcak aylarda gelişebilmekte); pazarlanma olgunluğuna erişim 30 aydan (normal somon) 16-18 aya indirebilen; çiftliklerde yetiştirilen Atlantik somonu antibiyotiğe gerek duymayan, yem tüketimini %10 azaltan bir üretim modeli idi. Transgenik somon üretimi az emek ve masrafın devreye sokulması ile ekonomik ve kârlılıkla tüketiciye daha ucuz gıda sağlamaktadır.

Bu genetik gelişmelerin dışında Türk-Karadeniz somonunda olduğu[5] gibi adaptasyon girişimlerinin de dünya balık stoklarının artırılmasına katkısı olacağı bir gerçek. 2022 yılının ilk 9 ayında 200 milyon dolarlık bir ihracat rakamı yakalayan Türk somonu için yetkililer 2023 yılında 100 bin ton üretim ve 500 milyon dolarlık bir ihracat, 2030 yılı için ise 200 bin ton üretim ve bir milyar dolar ihracat öngörmektedirler.

DİĞER HABERLER
Türkiye Tohumculukta Bölge Lideri Olabilir

Ne dersiniz? Gelecekte balık sorunu yaşamayacağız gibi!

[1]. Bitki Bazlı Etler Ne Derece Gerçek Etin Yerini Tutar

[2]. GDO Balıklar Artık Market Raflarında

[3]. https://www.kcaw.org/2022/11/04/will-lab-grown-fish-save-alaskas-wild-salmon-stocks/

[4]. http://www.transgen.de/aktuell/2700.fleisch-vegan-zellkultur-biotechnologie.html
[5]. Karadeniz Somonu Gelecek Vaadediyor


21 Kasım 2022. 08:30
0 0 Oylar
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x