“Niçin Türkiye’de Hastalıklarla Etkili Mücadele ve Korunma Yapılamamaktadır?”


2(294)

 

 

Niçin Türkiye’de Hastalıklarla Etkili Mücadele ve Korunma Yapılamamaktadır?”

 

 

Zafer Karaer

 

 

Türkiye’de hastalıklara karşı niçin etkili önlemler alamıyoruz. Bir bakıyoruz; domuz gribi, sonra kuş gribi, sanki sırasını bekler gibi arkasından kırım-kongo hastalığı onları takip ediyor, daha düne kadar ismini duymadığımız bu hastalıklar ülkemize nasıl girip yerleşiyorlar? Sırada ithal vizesi almış bekleyen hangi hastalıklar var? ebola mı, sars mı? veya bugün adını bilmediklerimiz, düşünemediklerimiz mi? Tabii, bu arada sırasını beklemeyen her zaman varlığını hissettiren yerli kuduz, tüberküloz, burucelloz, salmonelloz, şarbon, sıtma ve daha niceleri…

 

Peki! Neden bütün bu hastalıklar ülkemin insanlarının yakasından düşmüyor; onları kim davet ediyor? veya daha önceden varmıydı? Bütün bunların cevabını bizzat içinde çalışmalarımın bulunduğu kenelerin bulaştırdığı, yine 2002’de ithal edilmiş olan, ya da bizim öyle sandığımız (İbn_i SİNA’dan beri coğrafyamızda tarif edilmiş olan) Kırım-Kongo hastalığı üzerinden vermeye çalışacağım. Bu hastalığın adının geçtiği yere diğerlerinin adını koyarsak, o hastalıklarla ilgili sorularda yanıtlanmış olacaktır.

 

Hikâyemiz; Türkiye’de sağlık politikalarının üretildiği sağlık Bakanlığının Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı (KKKAH) için oluşturulan Bilim Kuruluna gecikmeli davet edilmemle başladı. Bilindiği gibi 2002 yılında adı geçen hastalık ülkemizde acı bir tesadüf sonucu, bir sağlık çalışanının hayatını kaybetmesiyle, yıllardır aynı belirtilerle ölenlerin olduğu biliniyor, bu yüzden hastalık belki de 100-200… yıl gecikmeli olarak tespit edildi. Kenelerin sebep olduğu Kırım-Kongo hastalığında, 1979 yılından beri Türkiye’de en fazla kene çalışması olan ilk 3 kişiden biri olmama rağmen, 10 senedir davet edilmediğim, ancak nasıl olduysa! Tam 10 yıl sonra 2012 yılında Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Kırım-Kongo hastalığı bilim kurulu üyesi olarak davet edildim (Davet edildiğim ilk ve son toplantı denilebilir, çünkü bugün, yani Mayıs-2015’e kadar bir daha hiç davet edilmedim, gerekçesini de bilmiyorum, belki de toplantılar yapılmadı!). O toplantıya da keşke davet edilmemiş olsaydım. Çünkü geçen 10 yılda hastalık daha yayılmış ve hastalığa yakalanan ve dolayısı ile ölen insan sayısı daha artmış, bu durumu medyadan sonra bir kez de yetkili ilk ağızlardan duydum. Daha da ilginç olanı ise geçen 10 yılda olduğu gibi, toplantının gerçekleştiği yılda da hastalıkla ilgili yapılması gerekenlerin bilinmemesi idi, adeta hastalığa esir olunmuştu. Bu üzüntü verici durum ile ilgili ilk tespitim, hastalıkla ilgili 10 yıldır izlenen politikalar ve bunlara bağlı yapılan çalışmalar arasında, gerçek anlamda hastalığın kimliğini ortaya koyan epidemiyolojik çalışmaların bulunmaması olmuştur.

İşte! Hastalıkla 10 yıldır mücadele ve korunmada başarısızlığın ve ne yapılacağının bilinmemesinin en önemli nedeni hastalığa ait epidemiyolojik bilgi eksikliği idi. Yani hastalık nerede, nasıl, ne zaman, niçin çıkıyor gibi soruların cevapları bilinmiyordu. Bu durumu toplantıda ısrarla dile getirdim. Bunun üzerine hastalıkla ilgili acilen yapılması gereken kararlar arasında hastalığın 4 ayağından (kene, insan, virüs, hayvan)her birinin epidemiyolojisi ile ilgili araştırmalar yapılması yer aldı.

(Ancak bugün, yani Mayıs 2015 itibarı ile konu ile ilgili yayımlanmış epidemiyolojik bir çalışma bulunmamaktadır. Kırım-Kongo hastalığı 2013 ve 2014’de önceki yıllara göre eksilmeden görülmüş, Nisan-2015’de ise resmi olmayan kaynaktan, basından öğrenildiğine göre 1 kişi hastalıktan ölmüştür).

 

Bunun üzerine hastalığın kene ayağı ile ilgili sorunlara çözüm getirebilecek bir şekilde örnek, tip proje olarak “Ankara Ve Civarında Kene Türleri; Kenelerde Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Virusu Varlığının Moleküler Olarak Saptanması Ve Vektör Kenelerin Mevsimsel Aktivitelerinin Belirlenmesi” başlıklı epidemiyolojik ağırlıklı projemizi, TÜBİTAK’a verdik. Projede birçok ilkler vardı ve Türkiye için model, örnek bir çalışma olarak tasarlanmıştı. Ancak TÜBİTAK’ta 3’ü hiç kene ve Kırım-Kongo hastalığı çalışmamış konularında gerçekten uzman (!) 5 panelist tarafından, özellikle projede öngörülen epidemiyolojik çalışmanın önemli olmamasına bağlı olarak, proje “RET edildi…

 

Öyle ki! Panelist raporunda iddia edilen ve belki de tüm rapor içeriğinin bilimselliğini gösteren “3 yıl süreyle sadece epidemiyolojik veriler” elde edilecek şeklindeki ifade ile “…epidemiyolojik çalışma ile Kırım-Kongo hastalığına nasıl bir çözüm ve kontrol yolları bulunulacaktır…” şeklindeki sözler bilim ve bilimsellik adına son derece talihsiz yorumlardır.

 

Görüldüğü gibi, hekimlik tahsili yapmış üstüne üstlük akademisyen sıfatı taşıyan kişilerin, hem epidemiyolojik çalışmaların ne kadar süre ile yapılması gerektiğini, hem epidemiyolojik çalışma sonuçlarının yıllar itibarı ile taşıdığı önemi ve hem de epidemiyolojik çalışma sonuçlarının hastalıklardan korunma ve mücadelede ne kadar gerekli olduğunu bilmediklerini ortaya koymaktadır.

 

Tabii ki; Hastalıklarda epidemiyolojik çalışma demek, yukarıda da bahsedildiği gibi hastalıkla ilgili ne, nerede, niçin, nasıl, ne zaman gibi soruların cevabının aranması demektir, yani hastalıkla ilgili tüm bilinmeyenlerin ortaya konması demektir.

Tüm bilinmeyenlerin ortaya konması demek ise hastalıkla ilgili çözüm yollarını ve hastalıkla ilgili kontrol yollarını bulmak demektir. Diğer bir ifade ile genetik yatkınlıklar dışında hastalığın kontrol altına alınması demektir, hastalıktan korunma demektir, mücadele noktasında yapılması gerekenleri bilmek demektir. Özellikle ada ülkelerinde ise hastalığın durumuna göre eradikasyonu bile demektir…

 

Maalesef, Türkiye’de bugüne kadar hiçbir insan veya hayvan hastalığının ülke çapında tam bir epidemiyolojik çalışması yapılmamıştır. Buna bağlı olarak hangi hastalık veya vektör (hastalığı taşıyan kene, sivrisinek ve benzeri haşereler) nerede, ne zaman, niçin ve nasıl ortaya çıkıyor veya çıkacak bilinmemektedir. Hastalıkların coğrafik bölgelere yayılışları ile ilgili epidemiyolojik haritalar bulunmamaktadır.

 

Bu konu ile ilgili 2015 yılı başında TÜBİTAK başkan yardımcısı ile görüşme yaptım, kendisine sağlık alanında öncelikli desteklenecek proje konuları olarak belirlenmiş kit, kit cihazı ve aşıların, ancak hastalıkların epidemiyolojik çalışmaları sonunda elde edilecek bilgilerle gerçekleşebileceğini, bu yüzden öncelikli projelerin epidemiyolojik çalışmalar olması gerektiğini ifade ettim. Kendisi mühendis olduğunu epidemiyolojinin ne anlam taşıdığını bilmediğini belirtti, ancak kendilerine epidemiyolojiyi ayrıntılı bir şekilde anlattıktan sonra, önemini kabul ederek başkana ileteceğini söyledi…

Bilemiyorum iletti mi? (Herhalde iletememiş, çünkü TÜBİTAK sayfasında öncelikli projeler değişmemiş!)

Sonuç olarak; ülkemizde ne zaman hastalıklarla ilgili epidemiyolojik çalışmaların önemi sağlık politikaları üretenler (Sağlık Bakanlığı), araştırmaları teşvik eden, destekleyen ve değerlendirenler (TÜBİTAK) ve araştırmacılar tarafından tam anlamıyla kavranarak itibar görürse, ancak o zaman hastalıklarla etkili bir şekilde mücadele edilebilir ve hastalıklardan korunulabilir, aksi halde daha çok ithal ve yerli hastalıklarla karşılaşırız, daha çok canlar kaybederiz. Saygılarımla…

 

NOT: Epidemiyolojinin önemi ile ilgili ilk yazılarım yıllar öncesinde (1990’lı yılların başından) vardı. Hatta 2009’da dekanlık seçim bildirgemde de yapılması gereken multidisipliner katılımlı çalışmalar olarak yer almıştı.

 

Hypodermosis (1986) ve Etlik Piliçlerde Coccidiosisin Epidemiyolojisi (2010) Türkiye çapında yaptığımız epidemiyolojik projelerdir. Her iki proje sonuçları icracı bakanlıklar ve diğer muhatapları ile paylaşılmıştır.

 

Değerli Okur,

Gördüğüm lüzüm üzerine, ilk parağraf ve Not kısmında yaptığım bazı ilaveler ve değişiklikler üzerine aynı yazıyı bir kez daha paylaşmak istedim. Saygılarımla.

 

Zafer KARAER


Yazan - 7 Mayıs 2015. Kategori MANŞET, HAYVANCILIK, SAĞLIK. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oy
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x