Türkiye Ayçiçeği Konusunu Yeniden İrdelemelidir


Türkiye Ayçiçeği Konusunu Yeniden İrdelemelidir

Prof. Dr. Nazımi AÇIKGÖZ

Tarımsal ithalat listemizin başlarında yer alan ayçiçeği, kaynak ülkelerdeki savaş nedeniyle gündemdeki yerini korumaya devam etmektedir. Dış ticaret istatistiklerine bakıldığında (Çizelge) konunun oldukça karmaşık olduğu ortaya çıkar. 2021 yılı ithal ettiğimiz 668 bin ton ayçiçeği tohumuna ve 850 bin ton ham ayçiçeği yağına karşı, aynı yıl ihraç ettiğimiz 496 bin ton ayçiçeği yağı miktarları kafalarda soru işaretlerine neden olmaktadır. Onun dışında ayrıca ayçiçeği ihracatımız da göz önünde bulundurulduğunda ayçiçeği istatistiklerinin, ayçiçeğinde kendine yeterliliğimiz konusunun yeniden değerlendirilmesinin gereğini ortaya çıkmaktadır.   Genelde Türkiye’nin dahilde işlem rejimi çerçevesinde (re-eksport) gümrükten muaf ithal edilen ayçiçeği dane ve yağ dış satım verilerine hiç değinilmeyen istatistiklerin göz önünde bulundurulmadığı verilerin, kamuoyunu yanılttığı bir gerçek. Kendine yeterli olmadığı dile getirilen bir ülkenin, neredeyse tükettiği miktar ürünü ihraç etmesi nasıl açıklanabilir? Özellikle savaş döneminde sağlıklı verilere ulaşmadan, konu uzmanı olmayan kişilerin beyanlarına dayandırılan haberlerin spekülasyonlara neden olması kaçınılmaz! İşte ayçiçeği stokçuluğunun ana nedeni budur. Devlet elindeki verileri sağlıklı bir biçimde topluma yansıtamadığı müddetçe böyle olaylar beklenmelidir.

Çok daha çarpıcı nokta da ayçiçeği ithalatında Ukrayna’ya bağımlılık konusu. Türkiye’nin ayçiçeği ithal ettiği ülkeler arasında Ukrayna’nın payı %5’i geçmemiştir. Nitekim 2019/20 döneminde Türkiye’nin ayçiçeği ithalatında Rusya’nın %57, Moldova’nın %13, Romanya’nın %12, Bulgaristan’ın %8, Arjantin’in %5 payı olmuştur. Buğday olayında ise Türkiye, 2020’de ithal ettiği 9 milyon 750 bin ton buğdayın 6,5 milyon tonunu Rusya’dan, bir milyon tonunu Ukrayna’dan ithal etmiştir[1].

Savaşın Ukrayna tarımsal üretimine vereceği olumsuzlukların yalnız ayçiçeği ile kalmayacağı muhakkak. Ayçiçeği ekimine günler kala savaşın tarıma etkisi büyük olacaktır. Kaç üretici askere alınmış, kaç üretici yurt dışına çıkmış, kaç üretici canını kaybetmiştir. Ya ekim alanları. Mayın, patlamamış mermileri toprak hazırlığı – ekimi büyük ölçüde olumsuz etkileyecektir. Tohum temini, ekipman varlığını hiç dile getirmeyelim. Ukrayna’nın gerçekleşmeyen ayçiçeği ekimi ve dolayısı ile dünya ayçiçek piyasalarında %30’luk bir eksikliğin fiyatlara yansıyacağı muhakkak. Hatta ürün temininde birtakım zorlukların yaşanmayacağının garantisini kimse veremez. İşin Rusya tarafı şimdilik sorunsuz diyebiliriz.

Türkiye’nin bitkisel yağ tüketiminde bir artış trendi vardır. O nedenle yalnız ayçiçeği değil soya, aspir, kolza gibi diğer yağ bitkilerinin üretimine ağırlık verilmesi kaçınılmaz görünüyor. Destekleme programlarının yanında bu bitkilerin ikinci ürün kapsamında da öne çıkarılmasında yarar görülmektedir. Şu anda tescilli ayçiçeği çeşitlerinin neredeyse tümünün ikinci ürün olarak ekilme şansı vardır. 

Yağlık ayçiçeği, Türkiye’de en fazla üretilen yağlı tohum olması, bitkisel yağ tüketiminde %80-85 civarındaki payı ve yüksek yağ içeriği (%40) nedeniyle Türkiye’nin en önemli yağ bitkisidir. Ayrıca bitkisel yağ açığını kapatabilmek için, üretimi artıracak seçenekler bitkisel üretim stratejistlerince acilen ele alınmalıdır.

Hemen hemen her bölgemizde kuru veya sulu şartlarda yetişebilen ayçiçeğinin günümüze kadar ekim alanları 600-700 bin hektar düzeyinde kalmış ise de gerek ana ve gerekse ikinci ürün olarak söz konusu ekim alanlarının iki katına çıkartılma potansiyeli vardır.

Yağlık ayçiçeği ekim alanlarının yanında onun %3-4’ü kadar da çerezlik ayçiçeği üretimi yapılmaktadır.

İlginçtir, savaşın başlamasıyla artan sıvı yağ fiyatları, piyasaları prina yağına yöneltti Bitkisel yağa bir alternatif olarak devreye girebilecek bu yağ, yüksek sıcaklığa ayçiçek yağından daha dayanıklıdır. Pirina yağı teknolojik gelişmeler sayesinde pirinanın ikinci bir ekstrasyonu ile üretilmekte olup tamamen yurt içi kaynaklıdır.

Yüksek ayçiçeği yağ fiyatları atık yağlardan geri dönüşümle yemeklik yağ eldesine kadar gidilmesine fırsat verebilir. Ne var ki bu tip uygulamalar sağlık bakımından sorgulanmak durumundadır.

Türkiye’nin tohum ihracatına bakıldığında hiç de gurur duyamayacağımız bir tablo ile karşılaşırız. İhracat verilerine bakıldığında ihracatımızın hemen yarısı, ıslahçı hakları Türk tohumcularına hiçbir kazanç sağlamayan uluslararası firmaların ilkemizde ürettiği melez mısır ve melez ayçiçeği tohumluğuna aittir. Bu, aslında tohum ihracatımızın ithalatın çok daha gerisinde kaldığını belgelemektedir[2].

[1] http://blog.milliyet.com.tr/dombas-krizi-ve-gida-guvencesi/Blog/?BlogNo=636315

[2]https://nazimiacikgoz.wordpress.com/2020/06/21/turkiye-ve-komsularinda-tohumculuk/


5 Nisan 2022. 14:27
5 1 Oy
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x