Burhan Hacı”Büyümeye Devam Edeceğiz”


dsc_0845

 

 

SERDAR KONURALP

 

 

Vimar Animal Health & Vilsan Pharmaceuticals şirketlerine Yönetim Kurulu Üyesi olarak 01.03.2016 tarihinde atanıp, daha sonra 01.06.2016 tarihi itibari ile de Vimar Animal Health ve Vilsan Pharmaceuticals Genel Müdürü olarak göreve devam Dr. Burhan Hacı ile; sektör medyası olarak siz okuyucularımız için geniş bir söyleşi gerçekleştirdik.

 

Burhan HACI:” Vilsan – Vimar Grup olarak, Markalaşmış Ürünlerde Büyümeye Devam Edeceğiz”

 

Hayvan sağlığı ürünleri sektörünün son 3-4 yılda geçirdiği değişim ile bugünkü yapı ve ortamının şekillendirilmesinde en büyük etken olan GMP süreci ile; o büyük yatırım yıllarının büyük bir kısmı, sektör tarafından artık kısmen aşıldı.

Şu anda Vilsan olarak, GMP sürecini pazardaki birçok firma gibi tamamlamış durumdayız. Üç farklı üretime dahil, farklı GMP onayımızı aldık. Çok geniş bir kapasite ile üretime başladık ve devam ediyoruz. Bizim stratejik olarak yönlendiğimiz alanlardan biri de dış pazarlar.

 

GMP’nin Çok Önemli Bir Avantajı, Bizi TÜRKİYE Dışına TAŞIYOR Olması..

 

-Sayın Burhan HACI, Vimar-Vilsan’a geçişiniz nasıl oldu, şirketin yapısı ile beraber biraz anlatır mısınız?

Haziran başından itibaren gruba CEO ve Genel Müdür oldum.

Haziran ayından bugüne çalışmalarımız çok yoğun geçiyor. Vimar ve Vilsan’ı faaliyet alanlarında, önde gelen markalaşmış şirketler olarak zaten biliyorsunuz.

Vilsan’ın 2014 yılında satın alınması ile birlikte, tek bir çatı altında grup şirketleri olarak çalışıyoruz. Her iki şirketimizin de üretimden ve satış pazarlamadan gelen çok güçlü kabiliyetleri, bilgi birikimleri ve operasyonel becerileri var.

Grup şirketlerimize dair operasyonel süreçlerimizin entegrasyonu ile oluşturacağımız sinerji, bizi daha güçlü kılacak. Bu sayede, hizmet verdiğimiz segmentlerde müşterilerimize daha etkili bir şekilde ulaşabilmenin yollarını geliştiriyor olacağız.

Hayvan sağlığı ürünleri sektörünün son 3-4 yılda geçirdiği değişime ve bugünkü ortamının şekillendirilmesinde en büyük etken olan GMP sürecinin önemli bir etabı;  sektör tarafından artık kısmen aşıldı.

dsc_0848

Veteriner tıbbi ürünlerin üretim yerlerine dair yatırımların önemli bir kısmı, tamamlandı veya sonlanmak üzere. Ama, yatırım süreci üretim ile sınırlı değil. Özellikle GMP üretiminin gerektirdiği kalifiye çalışanlara, sistemin devamlılığını sağlayacak yatırım ve çalışmalara devam etmek gerekiyor.

Ama bunun yanı sıra, ürünlere olan talebin arttırılması, yeni ürünlerin geliştirilmesi ve yeni pazarlara açılma gibi konularda da faaliyetlerin artarak devam etmesi söz konusu.

Sınırlı olan kaynakların ihtiyaçlara göre kullanılması, çok büyük önem arz ediyor. Dolayısı ile, şirketimiz açısından bizi sadece Türkiye’de değil, dış pazarlarda da büyütecek konuları öngörüp, stratejik ve uygulamaya yönelik planlarımızı geliştirmeye çok önem veriyoruz

 

Şu anda Vilsan olarak, GMP sürecini pazardaki birçok firma gibi tamamlamış durumdayız. Betalaktam, non Betalaktam ve Ectoparaziterlerin üretimine dair GMP onaylarımızı aldık.

Çok geniş bir kapasite ile üretime başladık ve Vilsan ve Vimar olarak, tüm ürün gruplarında adet ruhsatlı ürünü, kendi tesislerimizde üretiyoruz.

GMP sonrasında yapılan analizlerde,beklendiği gibi; maliyetlerinin eskiye göre başka bir boyuta geldiğini görüyoruz. Üretim maliyet yapılarının gerek kullanılan hammadde ve yardımcı maddeler ve daha da önemlisi, üretim operasyonlarındaki genel gider artışlarına bağlı olarak önemli düzeyde arttığını görüyoruz.

GMP çerçevesinde az sayıda onaylı tedarikçi ile çalışılması, üretim, kalite kontrol ve kalite güvence operasyonlarında nitelikli çalışana olan ihtiyaç ve su, havalandırma vb sistemlerin devamlılığına dair önemli maliyet artışları var. Bu durumun, GMP altında üretilen ürünlerin fiyatlarına yansıması kaçınılmaz görünüyor

 

– Bu durum henüz pazara yansımadı mı?

Henüz tamamen yansıdığını düşünmüyorum. Benzer ürünleri üreten firmaların “en düşük üretim maliyet’inden kar” olarak tanımlayabileceğimiz, alışageldikleri iş modelini devam ettirmeleri bu şartlar altında zor görünüyor. Artık benzer ürünlerin maliyetleri arasında oluşabilecek farklar, pek fazla olmayacak. Maliyeti bir rekabet avantajı olarak kullanabilmeye devam etmek için, üretim kapasitesinin tamamen kullanılması, verimliliğin arttırılması gibi konular önem kazanacak.

Bu noktada ürünlerimize rekabetçi değer katacak ve talebi artıracak teknik ve pazarlama çalışmalarına yönelmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Ürün ve hizmetlerimizi yetiştiricilerin ve veteriner hekimlerimizin ihtiyaçları doğrultusunda nasıl daha değerli yaparız sorusuna, cevap bulan bir iş modeline doğru, bir geçişe ihtiyaç olduğunu görüyorum.

Yani bugün üretimi kıstım, üretimi kapattım. Yarın tekrar devam edeyim, elektrik, doğalgaz harcamayayım gibi, bir opsiyonunuz yok. Dolayısı ile, kontrol edemeyeceğin bir maliyet seviyesi var ve bunu belli bir kapasiteyi dolduran üretim ve ürün fiyatları ile dengelemeniz gerekiyor.

Bunun yansımaları fiyatlarda görülmeye başladı ve bu süreç bir süre daha devam edecektir.

Tabii herkes gibi biz de, bunu minimumda tutmaya, ekonomik ve rekabetçi maliyetlerde ürünlerimizi üreticilere ulaştırmaya gayret ediyoruz.

dsc_0850

Vilsan’da tüm süreçleri öngörüp, planlıyoruz. Yatırımlarımızı sadece bina, makine değil, üretimde ve şirketimizin bütün fonksiyonlarında çalışanlarımıza yapmaya çok önem veriyoruz. Kurumsal sistemlerimizi geliştirmeye ve verimliliğimizi arttırmaya çalışıyoruz

 

GMP’nin çok önemli bir avantajı da, bizi Türkiye dışına taşımasıdır.Türkiye ve sınırlı sayıda ihracat imkanları içinde çalışan bir veteriner sağlık ürünleri sektörü varken; şimdi Türkiye dışındaki geniş potansiyel pazarlara açılabiliyoruz. Avrupa standartlarında GMP sertifikasyonu olan bir ülkenin firmaları olarak, daha önce önümüze çıkan bazı bariyerleri ve rekabeti aşma imkanımız var.

Vilsan ve Vimar olarak; bizim stratejik olarak yönlendiğimiz büyüme alanlarından en önemlisi de,  işte bu dış pazarlar.

Dış pazarlar dediğimizde, bunun komşu ülkeler gibi bir sınırı yok. Global pazarın bir oyuncusu olmak, bunu nasıl planlayıp uygulamaya koyacağınız ile ilgili. Dış pazarlardaki varlığımızı sadece distribütörlere satış yapan bir firma olarak hayal etmiyoruz. Tabi ki pazariarı bilen, markalarınızı tanıtıp pazar payı almanıza destek olacak, finansal yapısı güçlü distribütörler ile başlayabilmek çok kritik ama; biz bu pazarların dinamiklerini anlayıp, müşterilerimizle direk iletişim kurmayı ve uzun vadede o ülkelerin bilinen, tercih edilen bir firması olmayı hedefliyoruz.

Bunun birçok örneği var.

Bizim pazarımıza da bu şekilde, yıllar önce distribütörler yolu ile gelen; daha sonra kendi yapılanmalarını kurup ülkemize yerleşen bir çok firma var.Aynen bizim gibi başlamışlar ve sonra global hale gelmişler.

Vilsan ve Vimar’ı tamamen bu yönde konumlandırmayı ve global bir şirket olarak büyütmeyi planlıyoruz.Diğer taraftan, dış pazarlara açılabilmemiz için sadece şirketlerimizin gücü değil, sektörün ve bakanlığımızın güçlerini de yanımıza alabilmemiz lazım.

İrlanda,İspanya gibi ülkelerin yapmış olduğu gibi hayvan sağlık ürünlerinin geliştirilmesi, üretimi ve dış pazarlara açılmasına yönelik çeşitli devlet teşvik ve desteklerin mevcudiyeti olmadan; hedeflerimize varmamız mümkün olmayacaktır.

Biz Vilsan olarak, sektörel kuruluşlar, bakanlığımız ve devletin diğer imkanlarının bu amaca yönlendirilmesinin hem talepçisi hem de takipçisi olacağız.

Hayvan sağlığı sektörünün global lideri bir firmada ve Türkiye’nin yanı sıra geniş bir coğrafyada 20 yılı aşan bir sürede çeşitli görevlerde deneyimlerim oldu. Sonrasında, Vilsan-Vimar grubuna katılmamın profesyonel kariyerimin önemli bir etabı olduğunu düşünüyorum. Şimdi bu tecrübelerimi Vilsan ve Vimar gibi iki güçlü şirketin daha da ileriye gitmesini sağlayacak şekilde kullanma ve belirlediğimiz hedeflere ulaştırma sorumluluğum var. Ama aynı zamanda, uluslararası bir şirkette tecrübe edemeyeceğim bir çok farklı konuya dahil olma ve kendimi geliştirmeme imkan olacak.

dsc_0853

Uluslararası büyük şirketlerin işleyişindeki hiyerarşiler, kapsamlı, zaman alıcı karar alma süreçleri ve bazen sizin pazarınızın ihtiyaçları ile uyuşmayan stratejik önceliklerin yaratabileceği olumsuzlukları gayet iyi bildiğim için; Vilsan ve Vimar gibi hedeflerine kolayca odaklanabilen, ve müşterilerinin değişen ihtiyaçlarını veya beklentilerine göre hızla karar alıp, uygulayabilen şirketlerde çalışmanın önemli bir avantaj olduğuna inanıyorum.

Bizim sahip olduğumuz bu avantajlar, ürünlerimiz ile müşteriyi en kısa zamanda buluşturmaya dolayısıyla rekabetçi bir fark yaratmaya imkan sağlıyor.

Yurt dışı pazarlara, pazarlara baktığımızda; Afrika, Ortadoğu, Asya’nın büyük bir kısmının ürün ihtiyacı ile; uluslararası büyük şirketlerin bu ihtiyaçlara cevap verecek ürün portföyü, sunum şekilleri, ruhsatlandırma ve  tedarik öncelikleri ve odaklanmaları açısından yetersiz kalabildiklerini görüyoruz.

Bu durumun, bizim gibi firmalar için önemli pazar payı fırsatları yarattığını düşünüyorum. Biz bugün, formülasyonlarımızı, ürün boyutlarımızı ve üretim miktarlarımızı; gerekirse o ülkedeki ihtiyaca göre şekillendirebilecek kapasiteye sahibiz.

Siparişleri rekabete göre çok daha kısa bir zamanda üretip, hızla tedarik edebilme becerileri bizi ileriye götürecek avantajlardır.

-Sizler de büyüyüp globalleştikçe aynı problemlerle karşılaşma durumu olacak mı?

Özellikle kurumlaşma hedefi içerisinde olan bizim gibi şirketler için, bu risk her zaman söz konusu. Büyüdükçe organizasyonumuzu da devamlı bir değişim içerisinde tutmamız ve yeni şartlara göre geliştirmemiz gerekiyor.

Vilsan ve Vimar olarak 30’dan fazla ülkede 200 adet civarında ürün ruhsatımız var. 100 civarında ürününde, ruhsatlandırma çalışmaları devam ediyor.

Bu önemli bir maliyet demek ama;  bu yatırımı bugün yapmazsak, pazarlarda olmamız mümkün değil.

Veteriner biyolojik ürünler pazarında da GMP sürecinden sonra; Vimar-Vilsan kendini nerede görecek, o pazarda da söz sahibi olacak mı?

Biyolojik ürünlere sadece Türkiye özelinde değil, global anlamda da sektörel büyümenin en önemli segmenti diyebiliriz. Hayvan sağlık endüstrisinin hastalıklardan korunma ve tedavi için ARGE çalışmalarını biyolojikler alanında arttırdığını görüyoruz. Dolayısı ile, büyüme de bu alanda gerçekleşecek.

Ürün portföyümüzü bu yönlü geliştirip tamamlayacak her türlü opsiyonu değerlendiriyor olacağız.

 

– Üretim açısından mı ya da bir firma ile beraber olma şeklinde mi?

Her iki türlü de olabilir. Tabi ki arzumuz üretiyor olmaktır. Çok önemli olduğuna inandığım bir konuyu da söylemeden geçemeyeceğim. Biz şimdi sektör olarak, üretimimizi GMP’ye geçirdik. Kendimizi bu ortama tamamen adapte ettik diyelim. Peki, bundan sonraki adım nedir? Bundan sonraki adımımız mutlaka Ar-Ge olmalıdır, diye düşünüyorum. Türkiye’de üretim yapan firmalar olarak, GMP altyapımızın üzerine Ar-Ge kabiliyetini geliştirmezsek, dış pazarlarda büyüme ve global firmalar haline dönüşme hedeflerimizi başarmamız, mümkün olmayacaktır.

Araştırma-Geliştirmeyle, ürünlerimizi ihtiyaçlar doğrultusunda farklılaştırıp geliştirebiliriz; yeni formülasyonlar yapıp, ruhsatlandırmaya dair çalışmalarımızı yapabiliriz. Ama bu tür çalışmaları kendi bünyemizde yapabilmek için Devletin, Bakanlığımızın desteği olması gerekiyor.

Tıbbi ürünlerin geliştirilmesine dair çalışmaları yapmaya imkan verecek sertifikasyonu olan laboratuarlar, klinik çalışmalarını yapmaya yetkisi olan global anlamda akreditasyona sahip kurumlarımızın olması gerekiyor.

Türkiye’de henüz bunlar yok. Örneğin bir ürününüze yeni bir endikasyonu ekleyecek veya formülasyonda bir değişiklik yapacaksanız, yurt dışındaki akredite laboratuvarı kullanmak durumundayız. Sektör olarak bu ihtiyaçlarımızı Bakanlığımız düzeyinde dile getirmeye, projeler geliştirmeye çalışmalıyız.

İnanın, bugün çok zor görünen bu süreçler iki sene sonra, beş sene sonra, yapılabilir hale gelecektir.

Burada önemli olan, o hedef’in etrafında herkesin istekli olması ve birlikte çalışmasıdır. Ben sektör temsilcimiz Visad’daki görevlerim paralelinde; Türkiye’deki GMP sürecinin  başından sonuna kadar içinde oldum. Hatırlıyorum, 10 yıl önce GMP’den bahsettiğimizde; Türkiye’nin böyle bir şeyi yapması mümkün değil, gerek yok diyenler çoğunluktaydı. Ama bugün, geldiğimiz noktaya bakın. GMP’ye geçişi yaptık.

Bence, Ar-Ge altyapısı ve imkanların gelişmesi de benzer bir seyir izleyecek.

Önemli olan  sektörün paydaşlarının, Visad’ın, Bakanlık yetkilileri ve kurumlarının aynı perspektifte olmaları ve birlikte çalışabilmeleridir.

Aynı perspektif ihracat için de önemli gibi. GMP’li olan firmalar bu konuda birlik olmalı mı sizce?

İhracat anlamında da biz birbirimizle rekabet içindeyiz.

Benzer firmalar olarak, böyle olmamız da lazım. Önemli olan standartlarımızın düşmemesi ve bu standartlarda oluşabilecek bir yetersizliklerden dolayı, ülkenin algısının kötüleşmemesi.

Bu çok önemli birşey.

Siz çok iyi, kaliteli, doğru bir firma olarak biliniyor olabilirsiniz ama; ülkemizin algısında bunu tek başınıza düzeltmeniz mümkün değil.

Türkiye’de üretimi GMP koşullarında şart tutarken; yurt dışı satışlara dair üretimlerde GMP olmayabilir dediğiniz anda, tüm ihracata destek değil, tam aksine zarar verdiğimizi bilmemiz, bu gibi hataları yapmamamız lazım.

Benzer şekilde, belirli pazarlarda Türkiye’de üretim yapan firmaların ürünlerini ruhsatlandırabilmesi için; sektör ve Bakanlığımızın birlikte çalışmasına ihtiyaç var. Örneğin, yanı başımızdaki İran; Türkiye kadar büyük bir hayvan sağlığı pazarı ama, İran Veteriner İlaçları Dairesi, Türkiye’de üretilen veteriner tıbbi ürünlerin ruhsatlandırılmasına izin vermiyor.

Ne yapacağız, bu durumda? Bakanlığımız ile birlikte İran otoritesine  “Bakınız, bizim ürünlerimiz Avrupa standartlarında GMP’li. Gelin bunu karşılıklı kabul edelim” dememiz, ürünlerimize dair oluşmuş algıyı düzeltmemiz lazım. Ondan sonrası, iş biz firmalara kalıyor. Kaliteli dosyalar ile ürünlerimizi ruhsatlar ve o pazara da girebiliriz.

-GMP sürecinde, birçok firma bu sertifikaya sahip oldu. Vimar-Vilsan firmaları da kendi tesislerinde fason imalat yapacak mı ?

Biz, üretim alanlarımızın kapasitelerini planlarken; Vilsan ve Vimar’in iç ve dış pazarlarda yaratacağı ürün talebini hedefledik. Fason üretim yönlü ilerlemeye dair planlarımız yok. Bugün itibari ile kapasitemizi üst sınırlarda kullanacağımızı öngörüyoruz. İhracattaki büyümemiz, bizi %100 kapasite kullanımına doğru götürecektir.

-Pet ürünleri ile ilgili alanda da olacağız, diye bir planlamanız var mı?

Pet sektörü belli oranda büyümesini devam ettiriyor. Global Pazar ile ülkemizin pazarını karşılaştırdığımızda Türkiye’deki pet sektörünün, toplam hayvan sağlığı pazarındaki payı gerçekten çok düşük. Yüzde 5-6 civarında. Şu anki mevcut ürünlerimiz içinde pet endikasyonlu ürünlerimiz var. Pet sektörü içerisindeki payımızı mutlaka artırmak istiyoruz.

Buna dair yakın bir zamanda hayata geçireceğimiz planlarımız var.

dsc_0864

-Su ürünlerinde durumunuz nedir, çalışmalarınız var mı?

Evet, halen portföyümüzde önemli balıkçılık ürünleri var. Balık üretimi Dünya’da ve Türkiye’de hızlı bir büyüme kaydediyor. Bu sektör, bizim öncelikli alanlarımızdan bir tanesi. Su ürünlerinde olan ürün çeşitliliğimizi artırırken, faaliyetlerimizi de artırıyor olacağız. Biz, balık üretiminin ihtiyacı olan hayvan sağlığı ürünlerini karşılamaya dair,talebi yüksek bir firma olarak kendimizi görüyoruz.

Benzer şekilde büyükbaş hayvancılıkta da, Vimar tarafından baktığımızda; bu alanda da yem katkıları ve premikslerini özellikle ekonomik ölçekli hayvancılığa geçişin yaygınlaşması ile birlikte, önem kazandığını ve potansiyel büyüklüğünün hızla arttığını görüyoruz.

Büyükbaş yem katkılarında geliştirdiğimiz özel formülasyonlar ve markalarımız var.

Balıkçılık ürünlerinin yanı sıra, büyükbaş yem katkılarına da odaklanıp yatırım yapacağımız bir alan olarak değerlendiriyoruz.

İhracatta ağırlığımız ilaç yönlü oldu ama; bir çok pazarda, yem katkıları ve premikslere dair önemli bir potansiyelin olduğunu görüyoruz. İhracattaki ürün portföyümüzü bu yönde genişleterek sinerji yaratacağız.

-Üretici bir firmada bulunmak nasıl bir duygu?

Üretim, başlı başına bir uzmanlık alanı.Çok kompleks ve dinamik proseslere sahip, koordinasyon ve ekip halinde çalışmayı gerektiriyor. Entegre olmuş sistemleriniz yoksa, üretimdeki hedefleriniz ve verimliliği yakalamanız mümkün değil.

Üretimde sadece makineleriniz, kapasitelerinizin olması yetmiyor. En önemli şey, o üretimi gerçekleştirecek olan insan kapasitesi ve yönetsel beceriniz. Bence bu, tedarik ile birlikte bir şirketin başarısında çok kritik rol oynuyor.

Öncelikler listemize neleri koyuyoruz derseniz;

a- Büyüme odaklı, üretimden gelen gücünü ve kaynaklarını en verimli şekilde kullanarak; Türkiye ve dış pazarlarda markalarına olan talebi devamlı arttırabilen bir organizasyon olmak.

b– Kaynaklarımızı doğru olarak önceliklendirebilmek

c–  Etkinliği yüksek bir organizasyona sahip olabilmek ve pazarlama ile, satış kabiliyetlerimizi en üst seviyede tutmak.

d– Bütün yaptığımız işlerin odağına müşterilerimizi koymak.

-Türk ürünlerinin yurt dışında pazarlanabilirliği kabulü nedir?

Ürünlerimize dair algıda pozitif gelişmeler var.

Tabi ki önemli olan, firma veya ürünlerin marka olarak bilinirlikleri ve güvenilirlikleridir.

Pozitif bir algının oluşması için;her yönü ile  ürünlerinizin, teknik ve pazarlama faaliyetlerinizin, promosyonlarınızın ve ticari ilişkilerinizin  kaliteli olması gerekiyor. Anlık değil, uzun süreli ve kurumsal yüzünüzle o pazarlarda bulunmanız gerekiyor.

Vimar ve Vilsan olarak; global firmalara kıyasla, ürünlerimizi daha çabuk olarak ulaştırabilme kabiliyetine sahibiz. Aynı kalitedeki bir ürünü daha hızlı, daha ekonomik ve onların ihtiyaçlarını daha iyi anlayabilecek şekilde yapabilecek yeteneğimiz var.

Bu, rekabette fark yaratacak bir özellik.

Dezavantajımız ise; biz buralara çok uzun olmayan bir zamanda girmiş oluyoruz. Dolayısıyla pazar ile olan ilişkilerimizi oturtmamız, geliştirmemiz zaman alacaktır.

-Global pazarda tedarik problemi var mı?

Öyle gözüküyor. Global firmaların devam eden bir handikapları var. Maliyetleri düşürmeye ve karlılığı odak noktası tuttukları için; belirli kaynaklarını sarf etmemeye gayret ediyorlar.

Eskiden kolay girdikleri pazarlara artık kaynak ayırması, personel ayırması ve üretici isteklerini dikkate alması gerekiyor. Bu da, onlar için ekonomik olmayınca; onlar da önceliklerine göre davranmaya başlıyorlar. Bu benim gözlemim. Yani burada bize, bir kapı açılıyor. Global firmaların hantallığı bize yarıyor. Onları zorluyoruz.Biz fiyat olarak önemli bir rekabet sebebiyiz..

-İhracatta en iyi olduğumuz ülke hangisi?

Yakın çevremizdeki tüm ülkelerde Vimar ve Vilsan bir isim ve ürünleri de birer marka. Bu çok kolay olmamış. Yılların getirdiği bir sonuç. Hemen hemen ihracat yapabileceğimiz her ülkede varız.

-Bir diğer kuruluşunuz Vimar Rus’un durumu nedir?

Vimar Rus, bizim Rusya yem katkıları pazarındaki faaliyetlerimizi yürütüyor.

Rusya, özellikle broiler üretiminde hızlı bir büyüme ve entegre yapıya geçiş sürecinde olan büyük bir pazar. Biz de, Vimar Rus ile birlikte bu büyümeden pay alıyoruz.

-Yeni şirket alımlarınız, ortaklıklar var mı?

Bu durum; Vilsan-Vimar entegrasyonu, GMP’ye geçiş sürecinin tamamlanması, hedef segment ve ihracat pazarlarındaki büyüme planlarımıza dair yatırımlar yapılması gibi ,öncelikler listemizin içinde yer almıyor.Ama bunlardan bağımsız, stratejik olarak tamamlayıcı ve büyümemizi destekleyici  fırsatlar karşımıza çıkarsa, mutlaka değerlendiriyor olacağız.

-Bazı firmalar satın alınmalara gidiyor, böyle bir teklif gelirse nasıl bakarsınız?

Planlarımız arasında değerlendirmediğimiz bir konu bu. Bizim önceliklerimizin neler olduğunu belirttim. Tamamen büyümeye odaklıyız. Bunu yaparken organizasyonumuzu da büyütüp geliştireceğiz.Bu güzel verimli söyleşi için de ayrıca teşekkür ederiz..


Yazan - 6 Kasım 2016. Kategori MANŞET, KÜMES HAYVANCILIĞI, ETKİNLİKLER, HAYVANCILIK, SAĞLIK. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
0 0 Oy
Okuyucu puanı
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Bütün yorumları gör
0
Düşünceleriniz bizim için önemlidir, lütfen yorum bırakınız.x
()
x