5000 yıllık mucize : KEFİR


5000 yıllık mucize : KEFİR

Afyon Kocatepe Üniversitesi  Veteriner Fakültesi Cerrahi – Gıda hijyeni ve teknolojisi anabilimdallarının ortaklaşa yürüttüğü nacizhane benimde içinde bulunduğum TÜBİTAK Projesinde farelerdeki bağırsak kanserinin kefir ve probiyotikli yoğurt ile sağaltımı ve koruyucu etkisi araştırılmakta . Şimdilik sonuçların heyecan verici olduğunu söyleyebilirim. Bu yüzden bu yazımda kefir hakkında kısa bir derleme yapmak istedim.

Kefir nedir ?

Kefir taneleri ile elde edilen Kafkas orjinli etil alkol ve laktik Asit fermantasyonlarının bir arada oluştuğu tarihi geçmişi olan bir süt içeceğidir. Kefir çok karışık mikrobiyolojik yapıya sahiptir. Boyutları 0,5-3 cm arsasında değişir ve fındık yada Buğday tanesi büyüklüğünde beyaz, beyaz-sarı arasında renklerde küçük karnabahar veya patlamış mısır görünümündedir.

Kefir kültüre edilmiş, birçok sağlık unsuru içeren ayran benzeri bir içecektir. Kefir ekşi ve ferahlatıcı tadı ile ayrana, yoğurtta bulunan maya ve bakterilerin bağırsak siteminde tutunma özelliği olan ‘probiyotik’ yapıları ile de yoğurda benzemektedir. Kefirde doğal olarak yer alan bakteriler ve mayaların simbiyotik etkileşimi sonucu oluşan yapılar bu içeceğin düzenli tüketilmesi durumunda sağlık açısından faydalar içermektedir. Değerli vitamin ve mineraller ile yüklenmiştir, kolay sindirilebilir proteinler ve doğal antibiyotik özellikler içermektedir. Kefir tanesinde; Torula mayaları, Saccharamyces sp., Streptococcus cremoris, Betabacterium sp. gibi mikroorganizmalar bulunur.

Diğer Haberler:
Tavukçulara İyi Davranın,Onlara Zaten Yükleniyorlar...

 Kefirin tarihçesi

Kefir Orta Asya’da göçebe olarak yaşamlarını sürdüren Türkler tarafından 5000 yıl önce bulunmuştur. Hayvanları ilk evcilleştirdikleri zaman onların sütlerinden yararlanan Türkler yaşamlarının her alanında mayaladıkları süt ürünlerini her yere taşımışlardır. Sürekli yanlarında bulunan atlardan, keçi ve koyunlardan yararlanmışlar; at sütünden kımız, keçi veya koyun sütünden kefir üretmişlerdir.

Avrupa’nın salgın hastalıklardan kitlesel ölümleri yaşadığı zaman diliminde, büyük Hun imparatoru Atilla’nın orduları Roma’ya saldırdığı tarihlerde Türklerin hastalıklara karşı dirençli olmaları Avrupalılar için hep soru işareti olmuştur. Türklerin beslenmelerinde dikkat çeken kefir; Avrupalı tarihçiler tarafından o tarihlerdeki kayıtlara sihirli, mucizevi içecek olarak geçmiştir. Macaristan, Polonya ve İskandinav ülkelerinde bugün yerel olarak çok yaygın olan kefir Orta Asya’dan gelen Türkler tarafından getirilmiştir.Ünlü gezgin Marko Polo seyahatlerinde kefirden söz etmekte , ancak bir türlü elde edemediğinden Avrupa’ya getiremediğini belirtmektedir.Tibet’te budist rahiplerin elde ettikleri kefiri sürekli mayalayarak tapınaklarında gelen ziyaretçilere şifa olarak dağıttıkları , hastaları kefirle iyileştirdikleri bilinmektedir.Kefir bütün dünyada dilden dile dolaşarak bir efsane haline gelmiştir.Rusların uzun yıllar kefiri elde etmek için Türk detox is included with the following distributions:Thanks to SourceForge. toplulukları ile mücadele ettikleri ve bir türlü kefiri alamadıkları yine efsaneler arasındadır.5000 yıllık tarihsel gelenek Kafkasya’daki Elbruz dağlarındaki Türklerin geleneklerini sürdürmeleri sonucu günümüze ulaşabilmiştir.

Diğer Haberler:
Yumurtada İç ve Dış Kalite Faktörleri

KEFİRİN FAYDALARI

*Bağışıklık sistemini güçlendirdiğinden mikrobik enfeksiyonlara karşı vücut direncini arttırır.
* Astım ve alerjiye karşı direnç oluşturur.
* Büyümeye güçlü destek sağlar.
*Ekzema tedavisinde kullanılır.

*Kanser hücrelerinin oluşumunu engeller.

*Böbrek hastalıklarında ve veremde kullanılır.

* İhtiyaç duyulan enerji için mükemmel destek verir.
* Beyin hücrelerini aktif hale getirir ve beyinsel dinamizmi arttırır.
* Obeziteye ve aşırı zayıflamaya karşı frenleyicidir.
* Bağırsak florasını düzenler eder.
* Cilt güzelliğine ve parlaklığına olumlu etkileri vardır.
* Saçları güçlendirir.
* Gençlik döneminin etkin, enerjik ve aktif bir dönem olması için unutulmaz bir partnerdir.
* Gençlik ve dinçlik duygusunun sürekli olmasını sağlar.
* Yorgunluk ve strese karşı koruyucu bir kalkan görevi görür.
* Cinsel fonksiyonların devamlı olmasında aktiflik kazandırır.
* Kanı temizler, kolesterolü dengeler ve yüksek tansiyonu düşürür
* Damar sertliğini ve kalp krizi riskini önler.
* Uykusuzluğu gidericidir. Spor yapan kişiler için enerji deposudur.
* Sindirimi kolaylaştırır.
* Kemoterapi tedavisi sırasında vücudun güçlü kalmasını ve beslenmenin devamlı olmasını sağlar.
* Selülitlere karşı etkilidir.
* Bir çok hastalığın oluşumunu ilk başlangıçtan itibaren hemen önler.
* Alkol alanlar bakımından kaybolan vitaminlerin geri kazanılmasında tam bir takviye sağlar.
* Saç dökülmelerini azaltır.
* Doğum kontrol hapı ve idrar söktürücü ilaç kullananlara yardımcıdır
* Antibiyotik ilaçlar vücuttaki tüm vitaminleri ve bakterileri öldürdüğü için; doğal savunma ve savaş ordularını kurarak doğal antibiyotik görevi yapar.
* Antioksidan özellikleriye hücre yenilenmesine katkıda bulunur.
* Menopoz dönemindeki riskleri azaltır
* Aşırı yıpranmayı ve yaşlanmayı yavaşlatır.
* Damar sertliğini önler
* Uzun ve sağlıklı bir ömür trendine yönelik metabolizmanın mimarıdır. Kemiklerin ve kasların kuvvetli kalmasına destek sağlar.
* Oestropoz ve Alzheimer hastalığına karşı direnç oluşturur.
* Başta Prostat ve bağırsak kanseri olmak üzere bir çok kanseri önleyici etkisi olduğu bilinmektedir.
* Bellek zayıflığını ve dikkat azalmasını engeller.
* Kronik güçsüzlüğe karşı kuvveti arttırır.
* Görme zayıflığını ve katarakt oluşumunu önler.
* Serbest radikallerin, ağır metallerin ve zehirli gazların vücuttaki olumsuz etkilerini azaltır.
* Kronik depresyona karşı olumlu iyileştirmeler gerçekleştirir.
* Genç yaşlanmayı sistemize eder.
* Mutlu bir yaşlılık dönemi için vazgeçilmez doğal bir dosttur.

Diğer Haberler:
KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

Dünya’nın çok yakından takip ettiği bu binlerce yıllık kültür anadoluda unutulmaya yüz tutmuş durumda.. Çoğu kişi tadını beğenmiyorum o yüzden içmiyorum diyor hatta en yakınlarım bile… Çağımızın vebası Kanser hastalığına karşı mükemmel bir koruyucu olan kefiri mutlaka tüketmeliyiz tükettirmeliyiz  kanserin sevdiklerine dokunduğunu gören biri olarak şiddetle tavsiye ediyorum.Saygılar esen kalın …

Şikayet öneri ve daha fazla bilgi için Ozgursepin@hotmail.com dan ulaşabilirsiniz.


Yazan - 25 Ocak 2011. Kategori Vet.Hek.Özgür SEPİN. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazı yoruma kapalı fakat geri izlemeye açık
En Yeniler Eskiler
Bildir
gülsen
Ziyaretçi
gülsen

hamilelikte kefir kullanılabiliyor mu birde bir bardaktan fazla tüketmek zararlı mı?